Savcı gazeteciliği 'suç' saydı

Savcı gazeteciliği 'suç' saydı

Tutuklu gazeteci Seda Taşkın hakkında hazırlanan iddianamede, yaptığı haberler ve sosyal medya paylaşımları 'suç' olarak değerlendirildi.

Berivan ALTAN

Muş’ta 20 Aralık 2017 tarihinde “hakkında ciddi ihbar var" denilerek gözaltına alınıp, “adli kontrol” şartı ile serbest bırakılan Mezopotamya Ajansı Muhabiri Seda Taşkın, savcılığın bir üst mahkemeye yaptığı itiraz üzerine geldiği Ankara’da, 22 Ocak günü yeniden gözaltına alınmış ve SEGBİS aracılığıyla Bitlis Sulh Ceza Hâkimliği tarafından ifadesi alındıktan sonra “Örgüt üyesi olmak” iddiasıyla tutuklanmıştı. 
 
O günden bu yana Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’nde tutuklu bulunan Taşkın hakkında Muş Cumhuriyet Savcısı Muhammed Mustafa Demirbaş tarafından iddianame hazırlandı. “Örgüt propagandası” ve “Örgüt üyesi olmak” iddialarıyla hazırlanan iddianame, sunulduğu Muş 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından da kabul edildi.

İLGİNÇ İHBAR!

Hazırladığı 47 sayfalık iddianamenin ilk 14 sayfasını “PKK/KCK” yapılanmasına ayıran Savcı Mustafa Demirbaş, akabinde gazeteci Taşkın hakkında yapıldığı iddia edilen ihbara yer verdi. 
 
Buna göre, 20 Aralık 2017 günü saat 16.40’da ismini vermeyen bir şahıs tarafından yapıldığı belirtilen ihbarda, "Seher Taşkın isimli KCK'lı şahıs, teröristlerle alakalı propaganda videosu çekiyor, gençleri örgütlüyor. Lütfen ilgilenin bu şahısla. Kimliğimin açıklanmasını istemiyorum, can güvenliğim için" denildi.

‘KOD İSİM’ İTHAMI

Yapılan bu ihbarı ilginç kılan en önemli nokta, ismini vermeyen ihbarcının Taşkın’ın nüfus cüzdanındaki ismi olmasına rağmen, günlük hayatta ve mesleğinde kullanmadığı ‘Seher’ ismini telaffuz etmesi. Taşkın, ilk gözaltısı sırasında emniyet ve çıkarıldığı savcılıkta bu durum hakkında bilgilendirmede bulunmasına rağmen, hazırlanan iddianamede kullandığı Seda ismi, “kod adı” olarak lanse edildi. 
 
Taşkın hakkında yapılan açık kaynak araştırılmalarında ise, yaptığı bazı haberlerin yanı sıra bağlı bulunduğu ajansımızın servis ettiği kimi haberler de, bu konuda herhangi bir yargı kararı olmamasına rağmen suç unsuru olarak değerlendirildi.

TUTUKLU MESLEKDAŞLARININ HABERLERİNİ PAYLAŞMAK SUÇ

Taşkın’ın sosyal medya hesaplarından paylaştığı haberlerle birlikte beğendiği ya da retweetlediği haberler de iddianamede suçlama konusu yapıldı. Bu paylaşımlardan bazıları ise şöyle: 
 
"* 3 Aralık 2016 tarihinde Seda Taşkın isimli facebook profilinden  ‘silahlı terör örgütü üyeliği ve terör örgütü propagandası yapmak’ suçlamasıyla tutuklu olan HDP milletvekillerinin serbest bırakılması için düzenlenen imza kampanyası ile ilgili bağlantı paylaştığı, ‘terör örgütü’ üyeliğinden yargılanan şüphelilerin eylemini meşru ve haklı göstermek maksadıyla bu paylaşımı yaptığı,
 
* 29 Ekim 2016 tarihinde 675 sayılı KHK ile kapatılan PKK terör örgütü ile irtibatlı iltisaklı DİHA mikrofonunun resmini paylaştığı,
 
* 20 Ağustos 2016 tarihinde Aslı Erdoğan (tutuklu özgür gündem gazetesi yazarı) derhal serbest bırakılsın imza kampanyası ile ilgili haberi paylaştığının tespit edildiği, paylaşımı ile ‘silahlı terör örgütü üyesi’ olmak suçlamasıyla yargılanan şahsın eylemlerini meşru ve haklı göstermeye çalıştığı,
 
* 29 Ekim 2016 tarihinde kapatılan DİHA'nın tutuklu muhabirlerinin serbest bırakılması için haber paylaştığı, paylaşımı ile ‘silahlı terör örgütü üyeliği’nden yargılanan şahısların eylemlerini meşru ve haklı göstermeye çalıştığı…”
 
Bu paylaşımların yanı sıra Taşkın’ın cezaevlerinde yaşanan hak ihlalleriyle ilgili haber kaynakları ile yaptığı görüşmeler de suç sayıldı.

MİLLETVEKİLİ İLE YAPTIĞI GÖRÜŞME BİLE DELİL OLDU!

Telefon ve bilgisayarının hafızasında yer alan bu görüşme kayıtlarından biri HDP Van Milletvekili Bedia Özgökçe Ertan ile yaptığı görüşmeye ait iken, bir diğeri Van Gölü ve çevresindeki sazlık alanlara yapılan dolgu çalışması ile ilgili. Buna rağmen Savcı Demirbaş, “1d20170718095154p05428952282 uzantılı telefon görüşmesine ait olan ses kaydı içeriğinde HDP Van Milletvekili Bedia Özgökçe ile Olağanüstü Hal ve Kadına Şiddet üzerine haber içerikli bir telefon görüşmesinin yer aldığı; yine 1d201711141221800p02324212126 uzantılı ses kaydının Van Gölü ve çevresindeki sazlık alanların dolgu çalışmaları nedeniyle tahrip edilmesi konusunu haber yapma isteği ve bu konuyu haber yapmak istediğine dair içerik ihtiva ettiği” değerlendirmesiyle bu kayıtları, “suç delili” iddianameye ekledi.
 
İddianamede yine Gazeteci Taşkın için “Görüşmelerin içeriğinde Seda Taşkın ismi ile kendisini tanıttığı, bu ismi haber ismi olarak kullandığı, hatta rutin konuşmalarda dahi kendisine Seda ismi ile hitap edildiğini” değerlendirmelerinde bulunan savcı, buna rağmen devamında “Şüphelinin gerçek isminin Seher olmasına rağmen Seda ismini kullandığı, terör örgütü mensuplarının ifşa olmamak ve tanınmamak maksadıyla kod isim kullandığı ve şüphelinin yürütmüş olduğu faaliyetler sırasında Seda kod ismini kullandığı...” iddiasında bulundu.

‘HABER AMA …’

Taşkın’a ait dijital malzemelerden elde edilen haberler ile sosyal medya paylaştığı haberlerin “suç delili” sayıldığı iddianamede, savcının bunlara ilişkin yaptığı değerlendirme de oldukça ilginç. 
 
Söz konusu haberler için Savcı Demirbaş, “PKK/KCK terör örgütü mensubu iken tutuklanan veya örgüt üyeliği kapsamında hükümlü bulunan şahısların durumu, cezaevindeki koşulları ve ailelerinin halen içerisinde bulunduğu durum üzerine haber arayışı içerisinde olduğu, bununla birlikte OHAL sürecinde kapatılan kadın dernekleri üzerine haber dosyaları hazırladığı ile ilgili telefona yansıyan ses (görüşme) kayıtlarının bulunduğu, son dönemde yapılan görüşmelerin yoğun şekilde haber takibi amacıyla şüphelinin kullandığı telefona kaydedilmiş olduğu, tutanakta aktarıldığı üzere Seher TAŞKIN isimli şahsın yine kendi ifadesi ile DİCLE HABER AJANSI ve Dİ HABER Ajansları muhabiri olarak kendisini tanıtmakta olduğu, adı geçen yayın organlarının kurulduğu tarihten bu yana yayın politikalarının PKK/KCK…her iki yayın organının da faaliyetlerinin durdurulduğu, yukarıda değerlendirmesi yapılan bu tür haberler ile Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin uluslararası alanda yalnız bırakılma amacının güdülmekte olduğunun değerlendirildiği” yorumunda bulundu. 
 
Savcı Demirbaş, bu yorumlarının devamında ise şunları öne sürdü: “PKK/KCK terör örgütü, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin özellikle Kürt Halkının yaşadığı bölgelerde işgalci konumda olduğu söylemi, İspanya’da EUSKDİ TA ASKATASUNA veya Orta Doğu’da FİLİSTİN KURTULUŞ ÖRGÜTÜ ile kendini özdeşleştirmeye çalışmakta, Türkiye Cumhuriyeti Devletini ise İsrail veya İspanya Devletinin politikalarına benzer içerikte politikalar ürettiği iddiası ile zan altında bırakma gayreti içerisinde...basın yayın organlarını aktif olarak kullanmakta olan PKK/KCK terör örgütü ve bu örgütün güdümünde faaliyet gösteren bu yayın organları aralıksız olarak Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Kürtlerin yaşadığı coğrafyada işgalci olarak göstermeye, örgütsel ifadelerle; ‘kendi dilini ve kültürünü yaşamak isteyen insanların baskı ve imha politikaları ile sindirildiği tutsak edildiği’ söylemi üzerinden Türkiye Cumhuriyeti Devletinin uluslararası saha da yalnız bırakmak, devletin yargı organlarını itibarsızlaştırmak gibi örgütsel bir amaç içerisinde…”
 
Gazeteci Taşkın’ın bu ithamlara dair yaptığı savunmasını ise, “suç ve cezadan kurtulmaya yönelik” olarak gören savcı, buna “itibar edilmediği” kanısına da iddianamede yer verdi.
 
Mesleki çalışmaları ve gazetecilik faaliyetlerinin suçlama konusu yapıldığı iddianame ile “Örgüt propagandası” ve “Örgüt üyesi olmak” iddialarıyla suçlanan Taşkın, 30 Nisan tarihinde hakim karşısına çıkacak.

KONU MECLİS'E TAŞINMIŞTI

Tutuklu Taşkın’ın durumu, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Şırnak Milletvekili Aycan İrmez tarafından Meclis gündemine de taşımıştı. İrmez’in 1 Şubat’ta Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’ün yanıtlaması istemiyle verdiği soru önergesine henüz yanıt verilmiş değil. (Ankara/MA)

Son Düzenlenme Tarihi: 10 Mart 2018 09:34
www.evrensel.net