Kadınlar yeni anayasa tartışmasının neresinde?

Kadınlar yeni anayasa tartışmasının neresinde?

12 Eylül 1980 darbesinin ürünü olan ve son referandumla birlikte 18 kez değiştirilen Anayasa’yla Türkiye’nin yönetilemediği gerçeği sendikaların, meslek örgütlerinin, üniversiteler ve bilim insanlarının, aydınların, gençlerin, kadınların, Kürtlerin, işçilerin, emekçilerin, köylülerin,

Öznur Oğuz

AYNI SUDA İKİ KERE YIKANILMAZ!

Son derece kapsamlı ve emek harcanarak hazırlanmış bilimsel çalışmalardan örneklerin de yer aldığı raporlardan çıkarılan sonuçların  yetersizliğini bir yana bırakalım ve hatırlayalım: 2012 8 Mart’ı öncesinde, kadın mücadelesinin yarattığı baskılanmayla, kadına yönelik şiddeti önlemek adına yine kadın örgütleriyle birlikte ‘aynı demokratik’ yöntemle yasa taslağı hazırlandı. Kadın örgütlerinin daha önce Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ile yürüttüğü görüşmelerde üzerinde uzlaştığı tasarının adı “Kadının ve Aile Bireylerinin Şiddetten Korunmasına Dair Kanun Tasarısı” idi. Ancak Bakanlar Kurulu tarafından Meclise gönderilen tasarı “Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun Tasarısı” olarak geçti. Değişiklik sadece isimde değil içerikte de oldu.

Başka türlüsü de olamazdı, zira kısa süre önce Başbakan “Kadın erkek eşitliğine inanmadığını” buyurmuştu. Kadının birinci görevini ‘analık’ olarak gören zihniyete uygun bir biçimde kadınlardan 3 çocuk doğurmalarını istemişti. Bir eylemde panzerin üstüne çıktığı için ‘Kadın mı kız mı bilmiyorum’ demekten utanmayan, kürtajı yasaklamak için fetva veren ve kadınların hayatını hiçe sayan bir başbakanın, hükümetin, kadın erkek eşitliğini toplumsal olarak da güvenceye almak için anayasa çalışması umut verebilir mi?  

4+4+4 yasasıyla kız çocuklarını eve kapatacak, çocuk gelinlerin sayısını artıracak yasaları çıkaranlar, okulları imam-hatiplere dindar-kindar nesiller yetiştirmek için yasa çıkaranlar, yemekli etütlü okulları kapatmak suretiyle çocuk bakımını sağlamak üzere kadını yeniden eve yollayanlar, İş Sağlığı ve Güvenliği Yasasıyla ev işlerinde çalışan kadınları kapsam dışı bırakan yasaları dün çıkaranlar bugün niye değiştirmek istesinler ki?

Dünya Bankası istediği için kadınların ucuz iş gücü olarak istihdama katılımını artırmak adına 2012’yi Kadın Yılı ilan edenler miktarı ve kaynağı belli olmayan kreş parası yardımını, eğitim fakültelerinde 0-5 yaş grubu okul öncesi eğitim formasyonu verilmezken organize sanayilere, AVM’lere açmak istedikleri kreşleri hangi altyapıyla açacaklarını kamuoyuna anlatmadan bu yasaları nasıl çıkaracaklar?

13 yaşındaki çocuğun ‘kendi rızasıyla’ tecavüze uğradığına hükmeden, iktidar olduğundan beri yüzde 1400 artan kadın cinayetlerinde katilleri ağır tahrik indirimiyle ödüllendiren mahkemelerle; uluslararası sözleşmelerin hepsine taraf olup hiçbirine uymayan ve gerekli düzenlemeleri yapmayan bir hükümet demokratik bir anayasa yapabilir mi, hem de kadınlar lehine…

İçinde geçen “kadın” sözcüğüne dahi tahammül edemeyerek, Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanlığını “Aile ve Sosyal politikalar Bakanlığına” dönüştürenler mi?

Selçuk Üniversitesi İlahiyat Bölüm Başkanının kadına yönelik taciz ve tecavüzün sorumlusunun dekolte giyen kadının kendisi olduğunu söylediğinde “akademik ifade özgürlüğü” diyenler mi?
Erkeklere Kürt kadınlarını ikinci eş olarak almalarını tavsiye ederek Kürt kadınının onurunu ayaklar altına alan asimilasyoncu belediye başkanlarını görevden almayanlar mı?
AKP’li belediyelerde “Çok eşliliğin yasal olması” gerektiğini savunan aile danışmanlarının çalıştırılmasına göz yumanlar mı?
Kürt ve Türk analarının gözyaşlarına Ortadoğu halklarının acılarını eklemek için savaş daveti çıkaranlar mı hazırlayacaklar demokratik anayasayı?

KOMİSYONLA DEĞİL MÜCADELEYLE OLACAK

*İşçi, memur, öğrenci, ev kadını, serbest çalışan ve işsiz tüm kadınların sosyal güvenceye kavuşturulması için,
* Çalışan kadınların, hamile ve çocuklu kadınların özel olarak korunması için,
* Çalışan-çalışmayan tüm annelerin çocuklarının fiziksel, zihinsel, duygusal ve ruhsal gelişim ve sağlığını güvenceye alacak yasal düzenlemeler için,
* Çocukların parasız bilimsel laik ve nitelikli eğitim alabilmeleri için,
* Kadınların aşağılandığı cinsiyetçi yaklaşımların eğitim başta olmak üzere yasaklanması için,
* Kadına yönelik şiddetin ekonomik ve sosyal temellerini ortadan kaldırmak için herkese asgari gelir güvencesi, iş ve eğitim olanağı için,
* Kadınların eşit temsil haklarının güvencesi için yapılacak bir anayasa ancak ve ancak hak ve özgürlüklerin genişletildiği bir temelde yapılırsa gerçekten demokratik olur.
Kadınlar yüzyıllardır olduğu gibi bugün de elde etmek istedikleri hak ve özgürlükler için mücadele ederek gerçek eşitliğe kavuşacak, anayasal güvenceye kavuşacak.


HAZIRLA BİR RAPOR, DEMOKRASİ İŞLESİN!

“Eğer gerçekten demokratik bir Anayasa olacaksa bizim en temel demokratik, siyasal, ekonomik, insanı taleplerimiz yasal güvenceye kavuşmalıdır” diyen toplumsal kesimler, demokrasinin işletilmesinin bir gereği olarak sunulan tek yolla, Anayasa Komisyonuna raporlar hazırlayarak sürecin parçası olmaya çalıştılar. Meclis bünyesinde oluşturulan Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu da “Toplumsal Cinsiyet Açısından Anayasa” konulu Komisyon raporunu haziran ayında tamamlayarak kamuoyuna sundu. Rapor, Toplumsal Cinsiyet Açısından Anayasa konulu alt komisyonca hazırlandı.  “Yeni anayasanın kadın-erkek eşitliğinin tam ve kusursuz bir biçimde sağlanmasında, toplumumuzun yarısını oluşturan kadınlarımızın yaşam standartlarının yükselmesinde, haklarının korunmasında ve kadınlarımızın adalet ve eşitlik anlayışı içerisinde toplumumuzda hak ettiği değere kavuşabilmesinde oldukça önemli bir aşama kaydettireceğine” inandıkları için kurulan alt komisyon, yaptığı 12 toplantıda çeşitli üniversitelerden bilim insanları ve 15 sivil toplum örgütü ve kimi sendikaların görüş ve taleplerini raporlaştırdı.  Yeni anayasada kadın-erkek eşitliğinin tesis edilmesi için öneriler şöyle:

ANAYASANIN DİLİ

* Anayasa yazımında kadınlar ve erkeklere eşit yaklaşan tarafsız bir dilin tercih edilmesi, bireylere ve gruplara gönderme yaparken ‘kadınlar ve erkekler’ ifadesinin kullanılması (kadın-erkek eşitliğine) cinsiyet eşitliğine dair zihinsel kalıpların dönüştürülmesine katkı sağlayacaktır.

AYRIMCILIK YASAĞI

*  Ayrımcılık maddesinde dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep, kültür, etnik köken ve benzeri sebeplerin yanı sıra kadınlarla ilgili olarak (toplumsal cinsiyet, hamilelik, medeni durum ve kıyafete dayalı) dolaylı ve doğrudan ayrımcılık yapılamayacağının belirtilmesi yararlı olacaktır.

EŞİTLİK

* Kanun önünde eşitliğe ilişkin mevcut Anayasa maddesinin muhafaza edilmesi yararlı olacaktır.
* Eşitliğin sonuçlarda ve maddi anlamda eşitliğe yer verecek şekilde düzenlenmesi yararlı olacaktır.
* Atama ve seçimle oluşan tüm karar organlarında kadınların temsil ve katılımını artırmak için devlete teşvik edici önlem alma sorumluluğu yüklenmesi yararlı olacaktır. (geçici ve özel önlem)
* Anayasanın başlangıç bölümünde, devletin temel amaç ve görevlerine ilişkin maddesinde, eşitlikle ilgili maddesinde kadın ve erkeğin eşit bir şekilde yansıtılması, kadın-erkek fırsat eşitliği ya da cinsiyet eşitliği ifadelerinin kullanılması yararlı olacaktır. Anayasanın temel haklar ve ödevler çerçevesinde düzenlenen kişi hakları ve ödevleri, sosyal ve ekonomik haklar ve ödevler ile siyasi haklar ve ödevlere ilişkin bölümlerinin ve cumhuriyetin temel organları ile mali ve ekonomik hükümleri düzenleyen kısımlarının ilgili maddelerinde de benzer ifadelere yer verilmesine dikkat edilmelidir.
* Herkes, bireyler, vatandaşlar ifadeleri yerine ‘kadınlar ve erkekler’ ibaresinin kullanılması yararlı olacaktır.
* Kadınların ve erkeklerin siyasi, sosyal, ekonomik, medeni ve kültürel alanlarda, fırsat eşitliği hakkı dahil olmak üzere eşit muamele hakkına sahip olduğunun vurgulanması yararlı olacaktır.
* Cinsiyet eşitliğinin sadece kadın hakları bakımından değil temelde insan hakları bakımından ele alınması yararlı olacaktır.

GEÇİCİ VE ÖZEL ÖNLEMLER

* Siyasi partilerin seçimle gelinen mevkilere erişimde kadın-erkek fırsat eşitliğini sağlayacak şekilde faaliyet göstermesi yolunda hükümlerin yer alması ve pozitif ayrımcılığın devam ettirilmesi yararlı olacaktır.

* Anayasal organlarda (Anayasa Mahkemesi, HSYK, vs.), üniversitelerde, kamu kurumlarının ve özel sektörün üst düzey temsilciliklerinde, meslek örgütlerinde, sendikalarda, yeni oluşturulacak mekanizmalarda karar alma mevkilerine erişimde kadın-erkek fırsat eşitliğinin sağlanması yararlı olacaktır.

AİLE

* Toplumun temel taşı aile ile ilgili maddede kadına ve erkeğe eşit haklar ve sorumluluklar yüklenmeli ve eşler arasında hak eşitliği vurgulanmalıdır.

ŞİDDETİN ÖNLENMESİ

* Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı ile ailenin korunması ve çocuk haklarına ilişkin anayasa maddelerinde devletin, kadınları ve çocukları her türlü istismara ve şiddete karşı koruyucu tedbirleri alacağının ve cinsiyete dayalı, töre ve namus saikiyle oluşabilecek şiddeti önleme konusunda devletin pozitif yükümlülüğünün vurgulanması yararlı olacaktır.

MİLLETLERARASI ANLAŞMALARIN UYGULANMASI

* Anayasa Mahkemesine kanunların Anayasaya uygunluk denetimi yanında temel hak ve hürriyetlere ilişkin milletlerarası anlaşmalara uygunluk denetimi yetkisinin verilmesi yararlı olacaktır.

ANAYASAL GÖZETİM MEKANİZMALARI

* Eşitlik sağlanması ve ayrımcılık yasağı ile ilgili olarak;
* İnsan hakları izleme kurumu
* Kamu denetçiliği kurumu
* Ayrımcılıkla mücadele ve eşitlik kurumu
* Kadın erkek fırsat eşitliği kurumu gibi Anayasal gözetim mekanizmaları oluşturulmalıdır.
* Oluşturulacak bu mekanizmaların alt birimleri oluşturulmalıdır.
* Bu mekanizmaların yapılanmalarında kadın-erkek fırsat eşitliği göz önünde bulundurulmalıdır.

ÇALIŞMA HAYATI

* İş ve aile hayatının uyumlaştırması için devlete tedbir alma yükümlülüğü getirilmelidir.
* Ekonomik ve Sosyal Konseyin  kadın-erkek fırsat ve imkan eşitliğine dayalı politikaların oluşturulmasında hükümete istişari nitelikte görüş bildirmesi sağlanmalıdır.
* Herhangi bir sebeple kadınların (ve erkeklerin) kamu hizmetlerinden, eğitim ve çalışma hakkından mahrum edilemeyeceğinin açıkça belirtilmesi yararlı  olacaktır.


RAPORDA KİM NE DİYOR?

Komisyonun görüşlerine başvurduğu çeşitli çevrelerden kişilerin sunduğu fikirler, raporda da geniş yer tutuyor. Raporda yer alan bu görüşlerden kısa kısa örnekler şöyle:

Prof. Dr. Hasan Tahsin FENDOĞLU
(Turgut Özal Üniversitesi)

… Batı aile değerlerine önem vermemektedir.  Cinsiyetler arası eşitlik ne kadar önemliyse, hukuki eşitlik ne kadar önemliyse onun kadar önemli olan aile kavramının daha da önemsenmesi ve bu ikisinin atbaşı gitmesi gerekir.

Yrd. Doç. Dr. Ömer Lütfi PEKER
(Turgut Özal Üniversitesi)

Kadının yaradılışından gelen yapısıyla ilgili olarak bir işte çalışması uygun olmayabilir, bu anlamda bir eşitsizlik haklı sebeplere dayanabilir, bu bir istisnadır. Mesela, kadın çalışması açısından yapısına hiç uymayan, onun da aslında çalışmak istemeyeceği alanlarda işe alınmayabilir, ama kadın ve erkeğin fıtri yapısından kaynaklanmayan hallerde bu eşitliğe riayet etme gereği mutlaka anayasal ve yasal çerçevede konulmalıdır ve fiilen de uygulanması noktasında takip edilmelidir.

Prof. Dr. Feride ACAR
(Orta Doğu Teknik Üniversitesi)

. Eşitlik anlayışının net bir düzenleme ile ifade edilmesi gerekmektedir. Cinsiyet mutlaka açıkça belirtilmeli. Metinde bireyler, kişiler, vatandaşlar ifadeleri yerine ‘kadınlar ve erkekler’ vurgusu yapılmalı.
. Anayasa metninde doğrudan ve dolaylı ayrımcılık terimleri yer almalı ve devletin bu ayrımcılık türlerine karşı olduğu vurgulanmalıdır.  
. Farklı alanlarda kadın- erkek eşitliği (eğitim, siyaset, sağlık, istihdam vb.) vurgulanmalı; bazı temel ilkeler (örn. eş değer işe eşit ücret) ve mekanizmaların (örn. kota) belirtilmesi olumlu olacaktır.

Yrd. Doç. Dr. Ayşen CANDAŞ
(Boğaziçi Üniversitesi)

. Kadınların erkeklere bağımlı ekonomik hayatlar sürdürmek zorunda kalması siyasi açıdan ve karar alma, otonomi kazanma açısından da önemli sonuçlar doğuruyor.
. Mutlaka Eşitlik Bakanlığı kurulmalı, bakanlık bünyesinde ama kendi bütçesi olan, özerk bir kurum  olarak Kadın- Erkek Eşitliği Komisyonu olmalı. Bu Komisyon bundan sonra çıkacak bütün yasaları, mevzuatı, sosyal politikaları denetlemeli
 
Prof. Dr. Serap YAZICI
(Bilgi Üniversitesi)

. Kadın hakları problemini genel insan hakları probleminden bağımsız düşünmek mümkün değil. Mesele daha geniş bir eksende, insan hakları ekseninde ele alınmalı.
. Türkiye’deki laiklik anlayışı dindar Müslüman kadınların bazı anayasal haklarını Anayasada hiç yer almadığı bir biçimde kullanamamalarına yol açıyor, özellikle çalışma ve sözleşme, eğitim ve öğretim, kamu görevlerine getirilme ve seçilme hakkı yönünden konu değerlendirildiği zaman dindar Müslüman kadının bu hakları kullanmasının neredeyse imkansız hale geldiği, dini tercihleri sebebiyle kadınların bu hürriyetten mahrum bırakılamayacakları yolunda bir hükmün eklenmesi gerekir.
. Anayasayla bir kota düzenlemesi doğru değil, ancak tüm organlarda üye tam sayısının üçte biri yönünden kadınların temsilinin güçlendirilmesi için düzenlemeler benimsenebilir.

Türk-İş
. Yeni anayasada cinsiyet temelli her türlü ayrımcılığın yasaklanması, kadın-erkek eşitliği konusunda eşit temsil ilkesinin Anayasaya girmesi gerekir.
. Kadın-erkek fırsat eşitliğine yönelik yapılan hiçbir düzenleme yoruma mahal verecek şekilde ifade edilmemeli ve kadınların, dezavantajlı ya da kısıtlı konumda olan bireylerle hiçbir koşulda aynı konumda gösterilmemesi gerekir.

TÜSİAD
. Mevcut Anayasada devleti kadın-erkek eşitliğinin fiilen yaşama geçmesiyle yükümlü tutan ve bu amaçla alınacak tedbirleri eşitlik ilkesine aykırı saymayan düzenlemenin muhafaza edilmesi, ayrıca kadınların her düzeyde eşit temsil edileceklerine dair ilkenin anayasada yer alması gerekir

Türkiye Kamu-Sen
. Kamuda çalışan hanımlarımızın kamuda görev alma konusunda çok büyük sıkıntıları olduğu, üst düzey yöneticiliğe getirilmede büyük sıkıntılar olduğu, milletvekili sayısının çok az olduğu, 1 tane kadın vali olduğu Komisyona ifade edilmiştir.

Uçan Süpürge Derneği
. Mevcut Anayasada 2 kere “kadın” sözcüğü geçiyor, ancak kadınlar da kastedilerek 12 kez “aile” kelimesi geçiyor, Yeni anayasanın bu anlayıştan uzak olarak yazılması gerekir.
. Anayasa cinsiyetler arası eşitlik idealine dayanmalı, erkek egemen bir anlayıştan uzak olarak kurgulanmalı; kadınlar, kız çocuklar başta olmak üzere, LGBT bireyler dahil, ihmal edilmiş tüm toplulukları yurttaş ve birey olarak tanımlamalı ve bu bireylerin haklarının anayasal güvence altında olduğu açıkça belirtmeli.
. Sosyal haklar birey temelli ele alınmalı, ücretli bir işte çalışmayan kadınlar da dahil tüm kadınların sağlık ve sosyal güvenlik haklarından yararlanması için özel önlemler alma yükümlülüğü getirilmeli, ev içi şiddet ve kadın cinayetlerini önlemek devletin yükümlülüğü olarak tanımlanmalı.
. Anayasa, yurttaşlarına ve sivil toplum örgütlerine, ilgili yasalar konusunda teklif vermek dahil, yasama faaliyetlerine katılma ve böylelikle Parlamentonun denge ve denetim işlevini yerine getirmesi konusunda aktör olma olanağı sağlamalı, kadınların dezavantajlı durumunun her alanda giderilmesi için kota uygulaması zorunlu kılınmalı, sığınmacı, göçmen ve mültecileri de kapsayan ve ayrımcılık yapılmasını engelleyen hükümler de içermeli

www.evrensel.net