Suriyeli insanların neden buraya geldiği görülmüyor

Suriyeli insanların neden buraya geldiği görülmüyor

Kocaeli'den bir liman işçisi, Evrensel'e yazdığı mektupta Afrin operasyonu ve Suriyeli mültecilerle ilgili görüşlerini dile getirdi.

Liman işçisi
Kocaeli

Merhaba Evrensel gazetesi okurları; 

Geçtiğimiz günlerde yayımlanan Suriye’den gelen saya işçisinin mektubunu* ve daha önceki tartışmaları ben de okudum ve kendi görüşlerimi de sizlerle paylaşmak istiyorum. 

Öncelikle şunu belirtmek isterim. Afrin operasyonu ilk başladığında ben de bu operasyona destek verenlerdendim, bölgedeki terör yapılanmalarının bitmesi gerektiğini, bunun için de bu operasyonun şart olduğunu düşünüyordum. Fakat farklı görüşlere açık olmanın, başka haber kaynaklarını takip etmenin ve tartışmanın sonucu olarak benim de bakış açım değişti. 

Öncelikle şunu belirtmek isterim milletimizin büyük bir kesimi tarafından Suriyeli insanların neden buraya geldiği, bu savaşın neden çıktığı, bu insanların çaresizliği görülmüyor; bizlere televizyonlarda ya Suriyelilerin ne kadar iyi koşullarda yaşadığı ya da nasıl kirli işlere bulaştıkları gösteriliyor, gerçekler gizleniyor. Ben insanlık sınavımızı savaştan kaçan bu insanların eşlerini, kızlarını 1000 TL karşılığında pazarlandığını, Antep’te Hatay’da köle gibi satıldığını öğrendiğimde kaybettiğimizi düşünüyorum. Savaştan kaçan bu insanlara neden kaçıyorsun da savaşmıyorsun diye sormak en kolay olanı, peki biz neden zulmediyoruz? 

Adapazarı’da hamile kadına ve çocuğuna yapılan vahşeti hangimiz unutabilir? Sırf farklı dinden ya da milliyetten olduğu, savunmasız kaldıkları için tecavüze uğrayabilecekleri anlamına mı geliyor? Katarlı, Suriyeli, Arap iş adamları Karadeniz’de yaylaları satın alırken rahatsız olmayıp, savaş mağduru insanlardan rahatsız olmak nasıl bir milliyetçiliktir? Ben de Karadenizli bir vatandaş olarak kendi topraklarımızın başkalarına peşkeş çekilmesine karşı çıkıyorum. İnsanların dar bir pencereden, ırkçılık yaparak olaylara bakılmasına karşı çıkıyorum.

Çalıştığım işyerinde ‘Fırat Kalkanı operasyonunun sonuçları ne oldu ki yeni bir operasyona gidiliyor’ diye düşünen arkadaşlarım da var. AKP’yi eleştirmemize hiçbir koşulda izin vermeyen arkadaşlarım da var. Durum böyle olunca konuşmak, ikna etmek mümkün olmuyor.

Biz Afrin’e neden giriyoruz? Amacımız ne? Buna dair kayda değer hiçbir açıklama yapılmadı. Hükümet kanadından, yapılan açıklamalar da bizleri tatmin etmiyor. Bazı arkadaşlar “Terör var tabii ki girecek diyor” iyi ama terör dün de vardı, 40 yıldır bu savaş sürüyor. Bu savaşı bitireceğiz deyip çözüm sürecini başlatanlar da, çözüm filan yok deyip tekrar savaşın başladığı zamanda aynı iktidar yok muydu? Madem savaşacaktın çözüm masasına neden oturdun?

Kandırıldık söylemi artık kimseyi ikna etmiyor. Bu tutarsızlıkla aslında bu zamana kadar şehit olmuş insanların ailelerin eşlerini, çocuklarını kandırmış olmuyor musunuz?

Suriyeli saya işçisinin söyledikleri doğru, biz işçiler birlik olmadığımız müddetçe sorunlarımızın üstesinden gelemeyiz. Bugün zengin daha zengin olacağım diye uğraşırken vergiler bizlerin sırtına bindirilirse; işsizlik fonu patronlara hibe edilirken, çiftçiye hiçbir yatırım olmazsa; işçilerin sözleşme sürecinde fazla mesaiye kalmadığı Ford o halde bile ihracat birincisi olurken, işçilerinin aldığı zam ortadaysa biz daha ne diyelim. İşimden aşımdan olurum korkusuyla adım atamaz hale geldiysek köleleştiğimizin göstergesi değil mi? Eğer koşullarımız daha iyi olacaksa, bir şeyler düzelecekse bugün elimizde tuttuğumuz şeyleri de kaybetmeyi göze almamız gerekmez mi?

(*) Adana’dan gönderilen ve gazetemizin 3 Mart tarihli sayfasında yayınlanan “Kalbimiz Suriye’de ama iş yok, elektrik yok, ölüm var” başlıklı mektup.

Son Düzenlenme Tarihi: 09 Mart 2018 05:16
www.evrensel.net