‘Su kabağı işlemek terapi gibidir’

‘Su kabağı işlemek terapi gibidir’

Su kabağı işlemeciliği yapan Cenap Önen, el işçiliğinin hızla yok olduğunu, seri üretim ürünlerinin küçük esnafa kepenk kapattırdığını söylüyor.

Cemil MÜFTÜOĞLU
İstanbul

Su kabağı, insanlık aleminde beşik yapımında da kullanılmıştır, İnkalar tarafından içine ölülerin eşyalarını koydukları ve birlikte gömdükleri "defin vazoları" olarak da. Günümüzde ise kabağın işlemeciliği revaçta. İşlemecilik ülkemizde daha çok Ege kıyılarında yapılıyor. Yakacıkta rengarenk su kabaklarının olduğu dükkanı görünce şaşırmamız bu yüzden. Böyle güzel dükkanı görüp de içeri girmemek olmazdı. Girip de Cenap Önen Usta ile sohbet etmemek ise hiç olmazdı. 

Cenap Usta kaç yaşındasınız?

62 yaşındayım.

Kabak işlemeciliğine nasıl başladınız? 

Üç yıl önce başladım. Merak... Sadece merak. Bir de azim. Azmettim ve öğrendim. Bu işi ilk Didim’de gördüm. Yapanları seyrede seyrede, internetten de videoları izleyerek öğrendim. Ben bu işi yaparım dedim. Ve yaptım.  Bu işin asıl ustası Mehmet Tekelioğlu. Bir kabak üzerinde on, on beş gün çalışır. Ve ürünlerini yurt dışına satar.

Kabağı işlemek zor mu?

Bu işin pek çok basamağı var. Kabağı önce yıkıyoruz. Sonra üç saat suda bekletiyoruz. Alt kısmını açıyor ve içini temizliyoruz. Ardından üzerine şekilleri çiziyor, delikleri deliyoruz. Tekrar bir iç temizlik yapıyoruz. O temizliği de yaptıktan sonra boncuklama aşamasına geçiyoruz. Sonra vernik ve elektrik tesisatı. Bazılarının dış kısmını da boyuyoruz.

Su kabağı nasıl bir bitki?

Eğer doğru mevsim seçilirse Türkiye’nin her yerinde yetişebilecek bir bitki. Kumlu toprağı sever. Bir de dibinin nemli olması lazım. Eğer bir kavak ağacının yanına dikerseniz kavak ağacı ile birlikte 50 metre uzar gider.

Kabak işçiliğini nasıl tarif edersiniz?

Tutku yaratıyor. Geceleri rüyamda kabak işliyorum.  Bu işe başlarsanız bırakamazsınız. Zira terapi gibi. Çok zevk alıyorum.

Mesleğin zorlukları neler?

Bazı müşteriler ürünleri pahalı buluyor. ‘Aaaa kabak değil mi bu? Neden pahalı’ diyorlar. Ben de onlara, "Hanımefendi, benim yaptığım lambanın benzerini yapın; size dükkandaki ürünü parasız hediye edeceğim" diyorum. O zaman da "Ben bunları nasıl yapayım" diyor. İnsanlar emeğin değerini bilmiyor. El işçiliği hızla yok oluyor. Eşek semeri yapan yok. Bunun için İSMEK’te kurs açılmış. Bizde el emeğine saygı kalmamış. 

Neden böyle oldu?

Çin malı ürünler yüzünden. Benim tanıdığım esnafların yüzde sekseni kapandı.

Bu dükkanı neden Yakacık’ta açtınız? 

Ben buranın yerlisiyim. 300 yıllık geçmişimiz var. Baba tarafım Makedonya göçmeni. Annem Ereğlili. Ama bunun hiç önemi yok. Dünya vatandaşıyız. İster Kürt ister Ermeni ister Türk. Yeter ki insan olsun. Bir çok Kürt arkadaşım var. Bir çok Türk’ten iyidirler.

Yakacık nasıl değişti?

80’den sonra bozuldu. Burası gayrimüslimlerin yazlığı idi. 4 kasap dükkanı vardı. Köydü. Mezarlığın altında ev yoktu. Banker Kastelli’nin evi vardı bir de. Sadece Yakacık değil her yer bozuldu.

Siz Yakacık’tan vazgeçmediniz

Vazgeçemedim. Didim’e gidip yerleştim. 8 ay sonra evladım için geri döndüm. Ama İstanbul’da buradan başka bir yere de gitmem. Buradan Eyüp Demirkapı’ya çalışmaya giderdik. Yorulmazdık. Şimdi Kadıköy’e gidip geldiğimizde baş ağrısından duramıyoruz.

Ürettiklerinizi nasıl satıyorsunuz?

Bunları ya dükkanda ya da  internet üzerinden satıyoruz.

Bu meslekle ilgili sizden kurs isteyen oluyor mu?

Çok oluyor. Ancak yasak. Peki sorarım size; kaç Kur’an kursunun belgesi var?

Son Düzenlenme Tarihi: 02 Mart 2018 03:52
www.evrensel.net
ETİKETLER su kabağı