Aladağ davası: Kusur değil sorumluluk tartışılmalı

Aladağ davası: Kusur değil sorumluluk tartışılmalı

Aladağ davasının gidişatını, davanın avukatlarından Evren İşler ile konuştuk. İşler, 'Sanıkların kusuru değil sorumluluğu tartışılmalı' diyor.

Volkan PEKAL
Adana

Aladağ’da 11’i çocuk 12 kişinin yaşamını yitirdiği, 24 çocuğun yaralandığı yurt yangınıyla ilgili açılan davanın beşinci duruşmasında mahkeme, raporlar arasındaki çelişkilere dikkat çekerek tüm sanıkların kusur yönünden değerlendirilmesi için İTÜ bünyesinde akademisyenlerden, yangın konusunda uzman ve dernekler mevzuatına hakim kişilerden oluşturulacak yeni bir bilirkişi heyetinin oluşturulması kararı vermişti. Yine duruşmadan önce tutuklu 4 sanığın ‘tali kusurlu’ gösterilip tahliye edilmesine gerekçe yapılan rapor da yetersiz görüldü ve yeni rapor talep edildi. Davanın gidişatını Sosyal Haklar Derneği (SHD) avukatlarından Evren İşler ile konuştuk. 

SADECE RAPORA DAYANILARAK TAHLİYE KARARI VERİLDİ

Yeni rapor istenmesi sanıkların tahliye edilmesine neden olan raporu geçersiz kılar mı?

Mahkeme, raporun çelişkileri gideremediğini, buradan bir hükme gidemeyeceğini gördü. Ancak hükme gitmek, delil tartışması başka bir tartışma, sanıkların tutuklu olup olmaması başka bir hukuki değerlendirme. Biz, bu sanıkların tutuklu kalması gerektiğini söylüyoruz ama bunun sebebi tek başına kusurları değildir. Çünkü burada kusurdan öte olası kast var. Bu kişilerin sorumlulukları çok açık. Bu sebeple tutuklu olmaları gerekir. Bütün deliller değerlendirildiğinde bu görülüyor. Dolayısıyla tahliye kararının da bu rapora dayandırılmasını yanlış buluyoruz. Son duruşmayı değerlendirirsek bu raporla hükme gidilemeyeceği görülmüş olup, yeni bir rapor talep edilmiş olması da iyi bir adımdır. Kusur taksirli suçlar kavramıdır. Biz bu suçun, bazı sanıklar açısından olası kastla insan öldürme, bazı sanıklar açısından da ihmali davranışla insan öldürme olduğunu düşünüyoruz. Bir insanı kasten veya ihmali davranışla öldürüyorsanız burada kusurun olup olmadığına bakılmaz.

SANIKLARIN ÖNLEM ALMA SORUMLULUĞU VAR

Sanıklar olay anı ile ilgili elektrik dağıtım şirketi ve itfaiyenin sorumluluğu üzerinde duruyor. Onların sorumluluğu mevcut sanıkların sorumluluğunu ortadan kaldırır ya da hafifletir mi?

Ortadan kalkmaz çünkü burada tartışma konusu olan yangının çıkmış olması değil. Burada size hayatlarını teslim eden insanlar var. Ve mevzuat uyarınca ne olursa olsun o insanların buradan sağ çıkmasını sağlamakla yükümlüsünüz. Yangın, itfaiye yönetmeliği, eğitim mevzuatı, topluca barınmalara ilişkin düzenlenmiş bütün mevzuat bu önlemlerin alınmasını ister. “Yangın çıkmasın diye önlem al der”, ama yangın merdiveninin olması ve o çıkış kapılarının mevzuata uygun olması sorumluluğu da yükler. Zaten kursuları, sorumlulukları her iki eylemlerinden kaynaklanıyor. Bazıları icrai olarak yapmışlar, yangının çıkmasına sebep olmuşlar, bazılarında da önlem almayarak, ikmalde bulunarak ölüme sebep olmuşlar. Burada yargılama konusu olan şey 12 yurttaşın öldürülmesidir. Sadece oluşa sıkıştırılarak çözülemez. Yurdun açılış anından yıkılış anına kadar Süleymancıların cemaatinin sorumlu olduğunu söylüyoruz.

Evren İşler
Evren İşler

YANGIN EKİBİNİ ÇOCUKLARDAN KURMUŞLAR 

Denetimleri yapan kamu görevlileri de yine “Bizim yangın eğitimimiz yok. Biz yangın denetimi yapmadık, eğitim yönünden inceledik” şeklindeki ifadelerini tekrar ettiler ve maarif müfettişlerinin denetimlerinden bahsedildi... 

Maarif müfettişlerinin yaptığı yangından sonraki denetim. Konumuzla alakası yok. Sanıklar Özel Yurtlar Yönetmeliğine dayanarak denetim yapıyorlar. “Eğitim açısından denetim yapıyoruz” savunmasına asla itibar edilemez. Çünkü doldurdukları formda “Yangın güvenliği açısından önlemler alınmış mı?” diye bir soru var. Buna “evet” diyor kamu görevlileri. Gerçekten bunu yapamayacağını düşünüyorsa “Ben yangın uzmanı değilim” diyerek o kısmı boş bırakır, bunu idareye bildirir. Eğer bu görevi yerine getiremeyeceklerse mevzuata göre görevi reddetmesi gerekir. İlçe Eğitim Müdürü de doğrudan sorumlu. Yurdun bütün koşulları biliyor ve insanları o yurda yönlendiriyor. Formda “Yangını söndürmek için ekipler kurulmuş mu?” diye soruluyor. “Ekipleri çocuklardan kurmuşlar” diyorlar. 13 yaşındaki çocuklardan oluşturulan yangın ekibinin uygun olduğunu düşünen kamu görevlileri var. Kamu görevlilerinin sorumluluğu çok açık ve tartışılmaz. 

BU DAVA LAİK VE KAMUSAL EĞİTİM TALEBİNİN PARÇASI

Son olarak ekleyeceğiniz bir şey var mı?

Bu duruşmada ilk defa bu kadar net şekilde biz eğitim veriyoruz dediler. Yurtta neyin eğitimini veriyorsunuz? Orası bir eğitim kurumu değil, bir barınma kurumu. Aslında orada bir cemaat faaliyeti yürüttüklerini, tutukluluk süresi uzadıkça verdikleri ifadelerde söylemeye başladılar. Bunun kabul edilebilir bir tarafı yok. Burada yükseltilmesi gereken talep kamusal, laik eğitim talebidir. 

Son Düzenlenme Tarihi: 01 Mart 2018 05:48
www.evrensel.net