Uzundereli kadınlar: Pazar sayesinde 'Biz de varız' diyoruz

Uzundereli kadınlar: Pazar sayesinde 'Biz de varız' diyoruz

İzmir'in Karabağlar ilçesine bağlı Uzundere Mahallesi’nde kurulan organik pazarda tezgah açan kadınlarla pazarın kuruluş serüvenini konuştuk.

Dilek OMAKLILAR
İzmir

İzmir’in Karabağlar ilçesine bağlı Uzundere Mahallesi’nde kadınlar organik pazarda kendi ürettiklerini satarak geçimlerini sağlıyor. 7 yıl önce kadınların ev ekonomisine katkı sağlamak için kurmak istedikleri pazar, 5 kadınla başladı ve giderek büyüdü. Her hafta perşembe günü kurulan Uzundere organik pazarında kadınlarla buluşarak, kuruluşundan bu yana neler yaşadıklarına dair sohbet ettik.

Uzundere Organik Pazarın Başkanı Gülfer Konuk, pazarda çaycılık yapıyor. Pazarı 7 yıl önce mücadele ederek kurduklarını anlatan Konuk, “Önceleri bizi pek kale almadılar. Burada bir pazar olmaz diyenler oldu. 5 kadın ve muhtar olarak gittik görüşmeye belediyeye. Çok direttik, mücadele ettik. 5 kişi karda kışta çıktık, sonra 10 oldu derken şu anda 56 kişi oldu ama daha da gelmek isteyen var” diyor.

‘KENDİMİZ ÇALIŞARAK MÜCADELE EDİYORUZ’

Sadece iki üç kadının değil, Uzundere’deki her kadının pazarda kendi ürettiklerini satmaları fikriyle bu yola çıktıklarını anlatan Konuk, “Pazarda gözlemecilerimiz, yeşillikçilerimiz var. Mart, nisan, mayıs gibi kendi yetiştirdiklerimizi satmaya başlayacağız. Bizim için çok iyi oldu. Eşlerimizden para almıyoruz, aylıklarına dokunmuyoruz, kendimiz çalışıp mücadele ediyoruz” şeklinde konuşuyor.

Pazarda yeşillik satan Zübeyde Kara da pazar kurulduğundan beri çalışanlardan. 2 çocuğu bulunan Kara, öğretmen olan ve atanamayan çocuğuna destek olabilmek için başlamış pazara. İlk açıldığı zamanlarda durgunluğun olduğunu ancak şimdi epey yoğun olduklarını dile getiren Kara, “Oğlum atansa belki ben de biraz dinlenirim” diyor.

Evde hazırladığı tatlıları satarak ev bütçesine katkıda bulunan Gönül Türkeli ise yine 7 yıldır pazarda. Kadınlar olarak birbirleriyle konuşarak karar aldıklarını vurgulayan Tekeli, “Gidip gerekli yerlere başvurduk ve izin aldık. İlk başlarda çok küçük miktarda yapıyorduk, müşterilerimiz de çok azdı. Zamanla daha da gelişti, gelenler de memnun. Buradaki kadınların çoğu kendi yaptıklarını satıyor. Ben de evde hazırlıyorum, haftanın üç gününü bu pazar için ayırıyorum” diyor. Aralarındaki dayanışmanın önemine değinen Tekeli, bir kadında bir şey eksikse hemen diğerinin tamamladığını söylüyor.

‘KADININ GÜCÜ HER YERDE...’

Gözleme yapıp satan ve pazarın kurulma aşamasında da yer alan Fatma Sarıkaya ise önceleri pazar yerinin arka tarafında iki arkadaşıyla birlikte başlamış gözleme açmaya. Sonrasında şikayet üzerine zabıtalar gelmiş, sorun yaşamış. Sarıkaya, “Önce tek başıma yapıyordum, bu pazara geçmeden önce. Eski muhtarımız sağ olsun yardımcı oldu. Orada sorun olmuştu, şikayet üzerine zabıtalar gelmişti. Ben onlara da dedim, ben bu işi yapacağım, bırakmayacağım. Pazar kurmak ve herkesin de bu pazarda çalışmasını istedim. Çok güzel bir pazarımız oldu ve evimize katkımız var” dedi. Sarıkaya, “Kadın gücü her yerde, bırakmıyoruz kimseye. Biz de varız diyoruz” diyerek mücadelelerini sürdüreceklerini belirtiyor. 

‘YAŞAM ALANLARIMIZA DA SAHİP ÇIKIYORUZ’

Uzundere Mahallesinde geçtiğimiz günlerde jeotermal santrale karşı açılan yürütmeyi iptal davasında yürütmeyi durdurma kararı çıkmıştı. Karar öncesi buradaki Uzundere halkı açılmak istenen jeotermal kuyularına karşı çukurların başında dönüşümlü olarak nöbet tutmuştu. Mücadelenin en önlerinde ise Uzundere’deki kadınlar vardı. Gülfer Konuk, “Nöbet zamanları yine çok güzel dayanışmamız vardı. Soğukta, yağmurda hep orada yer aldık. Yemekler yapıp götürdük. Çoluk çocuk ayrılmadık alandan. Orası bizim evimizdi. Gaz da yesek kurşun da yesek buradayız bir yere gitmeyeceğiz dedik” diye konuştu. Fatma Sarıkaya ise sabah akşam nöbette olduklarını söyleyerek, “İnşallah bir daha gelmezler, sonucumuz iyi olur. Bu temiz havamızı, bu güzel Uzunderemizi, İzmirimizi kirletmezler” dedi. 

‘YİNE GELİRLERSE YİNE NÖBET TUTACAĞIZ’

Uzundereli olan Meryem Evrim Çetin Çamlıçukur ise en başından süreci değerlendiriyor. Adem Petrol Enerji Şirketinin Uzundere’ye 14 JES kuyusu açmaya çalıştıklarından ve bir gece saat 2’de iş makineleriyle gelenlere karşı köylülerin bir araya gelip ‘Buraya kuyu istemiyoruz’ diyerek nöbete başladıklarını anlatıyor: “Aynı anda yüzlerce insan belki yoktu ama sonradan fotoğraflara baktığımızda 300-400 kişi nöbet alanını hiç bırakmadan, 7’den 70’e oradaydık. O arada da zaten bu 14 tane kuyuyla ilgili dava süreci devam ettiği için 13 gün sonunda ÇED raporu olmaksızın burada arama yapamaz kararı çıktı. 1 Şubat’ta başlayan nöbet, 13’ünde güzel haberle bitti. Ama süreç aslında bitmedi. Çünkü zeytinlikler bizi kurtardı aslında. Mahkeme heyeti tarım arazisi olduğunu kabul etti. ÇED raporu almadan Uzundere’nin etrafına çivi çakamayacaklar en azından. Ülkenin koşullarını düşünürsek, ÇED raporu alabilirler mi, bilmiyoruz; o yüzden biz beklemedeyiz. Yine gelirlerse yine nöbet tutacağız.”

‘KADINLAR MÜCADELECİ VE ISRARCI’

Uzundere’nin sadece JES değil daha birçok sorunla karşı karşıya olduğunu anlatan Çamlıçukur, “Kadınlar çok güçlü. Buranın şöyle bir yanı var, erkekler, İzmir işi deriz biz, köy dışına İzmir işine gider, kadınlar tarlada çalışır. O yüzden kadınlar toprakla hep haşır neşir oldukları için kırılgan değiller. Daha mücadeleciler ve ısrarcılar” diyor. Çamlıçukur, “Köyümüzden elinizi çekin” demeye devam edeceklerini söylüyor.

Son Düzenlenme Tarihi: 01 Mart 2018 05:23
www.evrensel.net