Diyarbakır'da ADEM'lerin sayısının artırılması hedefleniyor

Diyarbakır'da ADEM'lerin sayısının artırılması hedefleniyor

Diyarbakır’da kapatılan kadın merkezlerinin yeri, aile destek merkezleri (ADEM) ile dolduruluyor. Peki ADEM'ler kadınlara ne sunuyor?

Serpil BERK
Diyarbakır

Diyarbakır’da kapatılan kadın merkezlerine karşı sayısının artırılması hedeflenen Aile Destek Merkezlerini (ADEM) daha önce bir kadın merkezinde çalışan Mukaddes Alataş Evrensel’e değerlendirdi. Kadınlar üzerinde yarattıkları kazanımları yok etmeyi amaçlayan bir zihniyetin olduğunu dile getiren Alataş,  bu zihniyetin istediği kadının sabahtan akşama kadar ‘Televizyonda çeyizimi nasıl dizdim, nasıl yemek yaptım’ olarak ifade etti. Kadın üzerinden toplumunun geriye götürüldüğünü söyleyen Alataş, “Siz kalkıp toplumsal sorunlara ilişkin 3-5 dakika programlara tahammül edemiyorsunuz ama bir gelin evini 4 saat gösteriyorsunuz. Kadınların bu düşürülmüşlüğüne karşı çıkıp birlikte mücadele etmenin yollarını aramak gerekiyor” dedi. 

Diyarbakır’da 24 olan ADEM sayısının 50’ye çıkarılarak 100 bin kadına istihdam sağlanması hedefleniyor. Bölgede özellikle belediyelere kayyım atamalarından sonra bir çok kadın kurumu kapatılırken ADEM’lerin kadın sorununun çözümünde ne kadar etkili olacağını Bağlar Belediyesine bağlı Kardelen Kadın Merkezinde 10 yıl çalışan daha sonra işten çıkarılan Mukaddes Alataş ile konuştuk. 

‘NİYE İLK İŞ OLARAK KADIN MERKEZLERİ KAPATILDI?’

Belediyelere atanan kayyımların ilk olarak kadın merkezlerini kapattığını ve kadın müdürlüklerine erkekleri atadığını söyleyen Alataş, “Kayyımlar niye ilk iş olarak kadın kurumlarını kapattılar? Bunun kişisel bir şey olmadığının altını çizmek isterim. Bu AKP politikası; ‘Kadınlar evlerinde oturur, kadınların rolleri sokaklar değildir.’ Kadınların toplumsal cinsiyet rollerinin pekiştiği yerler kendi politikaları aslında. O yüzden en fazla rahatsızlık duydukları özellikle kadınların görünür olduğu alanlardı. Bizim yapmak istediğimiz; kadınların sorunlu toplumsal cinsiyet rollerinden çıkarmak, 5 bin yıldır kadına yüklenen baskı, zulüm ve misyona karşı mücadele vermek.  Kadınların görünür olması, duruşlarının sağlam ve ideolojik olması gerekiyor. Tam da bu anlamda ideolojik olması gerekiyor. Bütün bu kurumları bu perspektifle açtık” diye ifade etti.

ADEM’LERİN PLANI 'NASIL İYİ BİR EŞ OLUNUR’U ÖĞRETMEK

Adem’lerin de kurulmasının temel nedenini anlatan Alataş, “Örneğin ADEM’in açılımı Aile Destek Merkezi. Aile dediğimiz ne? Kadın, erkek ve çocuk peki buraya gidenler kimler? Erkekler gidiyor mu? Gitmiyor. Zaten erkekler rolleriyle donatılmışlar gitmiyorlar. Kadınların ailenin vermiş olduğu rolleri kabullenmesi ve kadermiş gibi devlet eliyle desteklenmesi için bu tip yerler açtılar. Aile Destek Merkezlerinin plan ve programları nedir? İyi bir eş şöyle olunur. Evlilik öncesi rollerinizi böyle yapmanız gerekiyor. Eve hapseden ve bir de isyan etmeyen bir kadın istiyorlar. Aileyi  kutsamak ve güçlendirtmek, ailede kadının ve erkeğin rollerini pekiştirmek, bunun içinde her yerde bu tip mesajları vermek, ADEM’ler gibi kurumlarla da bunu pekiştirmek. Yaratmış olduğumuz tüm kazanımları hızla örtmeye çalışan bir zihniyet var aslında burada” diye konuştu.

Mukaddes Alataş
Mukaddes Alataş

‘KADININ EVİN İÇİNE BAĞIMLI KALMASI İSTENİLİYOR’

“Kadınlara neden yeni istihdam alanları yaratılmıyor” diye soran Alataş, “Kadınlar ADEM’ler de gelsin nakış öğrensin zaten evde nakış yapıyor. Mevcut düzeni bozmadan kadınlar sosyal aktivite yapsın. Bu kadınların ihtiyaçları var mı? Yok mu? Bu kadınlar hayattan ne bekliyorlar? Zaten hayat şartları kadınlar için zor bir yandan çocuk bakımı, bir yandan evin sorumluluklarını yerine getirme. Bunların hepsinin karşılığında bir ücret almama, dolayısıyla hem kursa hem de ev içerisine bağımlı kalma, böyle kadın her zaman ataerkil sistem için bulunmaz bir kadındır. İstenilen kadın budur. Sabahtan akşama kadar televizyonda çeyizimi nasıl dizdim, nasıl yemek yaptım ve evlendirme programları var. Kadın üzerinden toplumu geriye götürme var aslında. Siz kalkıp toplumsal sorunlara ilişkin 3-5 dakika programlara tahammül edemiyorsunuz ama bir gelin evini 4 saat gösteriyorsunuz. Bunlar kadın mücadelelerine karşı yapılan, kadına biçilen rolü pekiştiren ve kadın üzerinde egemenlik kurmak isteyen bir zihniyetin ürünü aslında. Kadınların bu düşürülmüşlüğüne kaşı çıkıp birlikte mücadele etmenin yollarını aramak gerekiyor. Bunun normal olmadığını, bunun bir ideoloji olup masumane bir şey olmadığını anlatmak gerekiyor” diye ifade etti.

‘KADINLAR İÇİN ÖZGÜRLÜK ALANI YARATMAK GEREK’

Bölge kadınları için en can alıcı şeyin savaşın bitmesi ve kadınların ana dilinde eğitim görmesi olduğunu dile getiren Alataş, “Bizim şöyle bir deneyimimiz var. 2 sene kursta Türkçe öğrenemeyen kadın 2 ayda Kürtçe okuma yazma öğrendi. Kadınlar ana dilinde eğitim almalıdır. Kadınlar için özgürlük alanları yaratmak gerekiyor. Elbette ki kadınların istihdam edilmesi lazım ama en önemlisi özgürlük alanlarının yaratılmasıdır. Bir kadın gece yarısı da sokağa çıkabilmelidir. Toplumsal yaşamı eşitlemek gerekiyor” dedi. 

Son Düzenlenme Tarihi: 28 Şubat 2018 06:04
www.evrensel.net