Zabıta tarafından tezgahı dağıtılan simitçi: Dilenci değilim

Zabıta tarafından tezgahı dağıtılan simitçi: Dilenci değilim

Zabıta tarafından simit tezgahı dağıtılan Kasım Taşdemir, 'Dilenci değilim, işimi yapmak istiyorum. 100 TL’lik çek ile hayat dönmüyor' diyor.

Ahmet AKARSU
Kayseri

Şehrin merkezine yaklaşık 15 dakikalık bir mesafeye gidiyoruz. Yüksek binaları ve gösterişli meydanı geçince “şehrin hemen dibi” olan Boztepe Mahallesi’ndeyiz. İlk defa görenler “Buralar bizim köye benziyor” diyecektir kuşkusuz. Yıkık dökük müstakil evler... Yoksullukla boğuşan bir yaşam...

Mahsuni Şerif’in de söylediği gibi “kuru soğana muhtaç” bir insan... Geçtiğimiz günlerde zabıta ile polis eşliğinde simit tezgahı dağıtılan Kasım Taşdemir’in evindeyiz. İki göz oda! Birinde soba kurulu... Diğeri bomboş. İçeri giriyoruz, içimiz ısınıyor. Güler yüzle karşılıyorlar bizi...

Kasım Taşdemir 50’li yaşlarda. Üç çocuk babası... Eşi ile bir süre önce ayrılmışlar. “Neden ayrıldınız” diye soruyorum, “Geçim sıkıntısı bizi böyle perişan etti” diyor. Bir kızı ve iki erkek çocuğu var. Kızı ve ortanca oğlu evli, En küçük çocuğu daha 15’li yaşlarda... Torunları da var... 

‘5 YIL ÖNCE DE YERİMİZDEN ETMİŞLERDİ’

“Kırk küsur yıl önce Ağrı’dan göçüp gelmişiz buraya yerleşmişiz” diyor Kasım Taşdemir: “40 yıldır simit satarak geçimimi sağlamaya çalışıyorum. Buna hayat dersek tabii.”

İçi yanmış belli ki Kasım Taşdemir’in, hızla anlatmaya başlıyor: “Seçim dönemiydi buraya o zaman Büyükşehir Belediye Başkanı, Şimdi Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki geldi. Mahalleliler dinliyorduk. Aradan sıyrıldım. ‘Simit satarak geçinmeye çalışıyoruz. Zabıtalar bizi sıkıştırıyor. Düzenli bir yerde vergi de vererek simit satmak istiyorum. Yoksulluk ile boğuşuyoruz’ dedim. Yaklaşık 5-6 yıl önce sözünü aldım. Doğumevinin önünde bir simit tezgahı açtık. Resmi herhangi bir şey yoktu. ‘Söz senettir’ diye düşündük. Bir süre zabıtalar ile uğraşmadık. Sonra zabıtalar geldiler, vergisini de ödediğimiz yerden hiçbir gerekçe göstermeden çıkardılar. Başka birini yerleştirdiler.”

‘SABİT BİR YERDE SİMİT SATMAK İSTİYORUM’

Sürekli belediyeye gidip geldiğini söylüyor Kasım Taşdemir. “Hiçbir yanıt alamadık. Yardım istedik, yaka paça dışarı atıldık. Ben KOAH hastasıyım. Çok zor yürüyorum. Sağda solda zabıtalardan kaçarak simit satamam. Yardım isteyince seni huzurevine yatıralım diyorlar. 15 yaşındaki çocuğumu bırakıp nereye gideyim ben?” diye sitem ediyor.

“Daha önce hiç belediyeden yardım aldınız mı?” diye soruyorum. Taşdemir, “Üç ayda bir 100 liralık market çeki ve iki koltuk bir yorgan verdiler. Buna yardım derseniz” diyor. Evini gezerken “Bak işte bu koltuğu verdiler! Dilenci değilim ben. Yardım da istemiyorum. Sadece sabit bir yerde simit satmak istiyorum. Kırk yıldır yaptığım işi yapmak istiyorum” diye ekliyor. 

‘CEZAMIZ NEYSE YAZIN, 15 YAŞINDAKİ ÇOCUĞU DÖVMEK DE NE?’

Yakın zamanda zabıta ve polis ile yaşanan olayı hüzünlü bir şekilde anlatıyor: “Yanımda küçük oğlum vardı. Batuhan ile doğumevi önünde, hastaneden çıkanlara simit satıp eve üç kuruş para kazanmaya çalışıyorduk. Büyük oğlumun evi oraya yakın. O da yanımıza uğramıştı. Öğle vaktiydi. Birden zabıtalar geldi. İçlerinden bir polis küçük oğlum Batuhan’a yumruk attı. Ekmek teknemiz, simit tezgahımız dağılmıştı. Bağırış, çağırış tepki gösterdik. Zabıtalardan biri bu sefer de Batuhan’ın bileğini çevirip araca sokmaya çalıştı. ‘Daha çocuk o’ diye tepki gösterdi ağabeyi. Cezamız neyse yazın. Sanki biz çok memnunuz seyyar simit satmaya!”

Torunlarına bakıyor bu arada Simitçi Kasım. “Her şeyi çocuklarıma, torunlarıma bir şeyler alabilmek için yapıyorum” diyor ve anlatmaya devam ediyor: “Bizi karakola götürmek istediler. Önce adli tıbba gittik. Oradaki doktor beni hastaneye yatırdı. 4-5 saat olayın şoku ile hastanede yatmışım. Çocuklar ifade vermiş. Zabıtalardan biri de bizden şikayetçi olmuş sanırım. Biz onlara ne yaptık ki? Yetkililerden yardım çeki falan istemiyoruz. Bizim tek isteğimiz, sabit bir yerde simit satmak!” 

OKUL MASRAFLARINI DA MAMAYI DA KARŞILAYAMIYORUZ

Kasım Taşdemir’in gelini Sibel Taşdemir ise şunları söylüyor: “Kayınbabam hasta olmasına rağmen bu yaşında evine ekmek getirebilmek için sokaklarda simit satıyor. Çocuklarımızın rızkını hangi vicdan ile dağıtıyor zabıtalar? Elinizi vicdanınıza koyun. Çocukların okul masraflarını, mamasını karşılayamıyoruz!”

‘100 LİRALIK MARKET MALZEMESİ İLE ONLAR GEÇİNSİN DE GÖREYİM?’

Ortanca oğlu Uğur Taşdemir’in üç çocuğu var. Biri daha üç aylık... “Lise çağlarında bir ceza aldım. Hâlâ denetimli serbestlik ile uğraşıyorum. Hiçbir yer işe almıyor ki babama da kardeşime de yardım edeyim. Babam için sürekli belediyeye gittim. Zabıtalar ile görüştüm. Zabıta amirlerinden yer istedim. Aldığım cevap ‘Yer veremiyoruz’ oldu. Bize de seyyar satıcılık kaldı ne yapalım?” diyor ve ekliyor: “Yardım olarak da üç ayda bir 100 liralık market çeki veriyorlar. Evimizde buzdolabı yok! 100 liralık market malzemesi ile onlar geçinsin de göreyim?”

Son Düzenlenme Tarihi: 27 Şubat 2018 05:42
www.evrensel.net