Güney Afrika’da emekçilere karşı savaşta yeni bir dönem

Güney Afrika’da emekçilere karşı savaşta yeni bir dönem

NUMSA Genel Sekreteri Irvin Jim, Güney Afrika'da Cyril Ramaphosa’nın devlet başkanlığına atanmasına ilişkin yazdı.

Irvin JIM*
NUMSA Genel Sekreteri

Güney Afrika Ulusal Metal İşçileri Sendikası (NUMSA), Cyril Ramaphosa’nın yeni devlet başkanı olarak atanmasını ülkede işçi sınıfına ve emekçi çoğunluğa karşı yürütülen savaşta yeni bir dönem olarak değerlendirmektedir.

Eski Başkan Jacob Zuma’nın hak ettiği şekilde ve utanç içinde ülkedeki en yüksek koltuktan indirilmesinden duyduğumuz memnuniyeti belirtmek bizim için önemlidir. Zuma’nın onursuz bir biçimde iktidardan indirilişi Afrika işçi sınıfına ettiği alçakça ihanet için uygun bir cezadır.
Halen (hükümet partisi) Afrika Ulusal Kongresinin (ANC) bileşenlerinden olan Güney Afrika Sendikalar Kongresinin (COSATU) eski üyesi olan Sendikamız NUMSA, 2013 öncesinde ANC’nin başını çektiği koalisyonun da bir parçasıydı. Güney Afrika Komünist Partisi (SACP) ve Afrika Ulusal Gençlik Birliği Kongresi (ANCYL) ile beraber Jacob Zuma’nın iktidara yükselişinde, ardından da devlet başkanlığı koltuğuna oturmasında önemli rol oynamıştık.

ZUMA VE KOALİSYONUN ARKA PLANI

Zuma, iktidarı kazanabilmek için işçi sınıfının öfkesini ve iktidara hevesli Afrikalı kapitalistlerin hoşnutsuzluğunu hünerli ve oportunist bir biçimde yönlendirebilmiştir. Bizler Zuma’nın kişisel zaafları konusunda kör değildik. Birlik siyasetinin mantığı içinde haklı olarak komünistlerin, işçi sınıfı gençliğinin ve işçi sınıfının ANC liderliğindeki birlik içinde, sınırlı da olsa bazı sol kazanımlar elde edilebileceğini, ayrıca yüzünü sola çevirmiş bir ANC’nin politikaları içinde kayda değer ekonomik ve sosyal mevziler elde edilebileceğini biliyorduk. Aslında ANC’nin 2007 Konferansı da bazı beklentilerimize karşılık olmuştu.

2012 yılında Zuma zar zor iktidar geldiğinde ise ne neoliberal siyasetin, ne yolsuzluğun ne de bu iki kapitalist şeytanı birleştiren tüm çürümenin Zuma iktidarı altında azalmayacağı çok net olarak görünür hale geldi. Tam tersine her iki alanda da hızlı bir yükselişe şahit olduk.
Bu gelişmeler üzerine NUMSA her gerçek devrimci işçi sınıfı oluşumunun bu koşullarda yöneleceği tavrı aldı: Zuma’nın derhal istifa etmesi çağrısını yaparak ANC liderliğindeki birlikten ayrıldık. Bu karar 2013 yılındaki tarihi olağanüstü kongremizde alınmıştır. Bundan sonra üyelerimizin büyük çoğunluğu açısından ANC’nin artık kendi yoluna gittiği ve Özgürlük Sözleşmesi taleplerinin elde edilmesi ya da emekçi çoğunluğun yüz yüze olduğu krizin çözümü konularında güvenilemeyeceği ortaya çıktı. Hikayenin devamı herkesin malumudur.

Bu süreçte sendikamız COSATU’dan atıldı. Ayrılık yaratmak ve NUMSA’nın tasviyesini sağlamak için aceleyle sahte bir sendika kuruldu. Sendikamızın liderliği her türden saldırının hedefi haline geldi ve rejimi yasa dışı yollarla değiştirme girişimiyle suçlandı. Resmi makamlar her alanda sendikaya engeller koymaya başladılar.

DEVLETİ YAĞMALAMA AYGITI

Aynı dönemde Zuma ve yandaşları (Bazen Güney Afrika Komünist Partisi SACP’nin açık desteğini de alarak)  sistematik olarak kendisine iktidar yolunu açan sol güçler koalisyonunu yok etmek için çalışmaya devam ettiler ve kendilerini en haysiyetsiz yönleriyle tanınan Gupta çetesi yanında konumlandırdılar.

NUMSA’nın federasyondan atılması sonraki seçim sonuçlarının da açıkça gösterdiği gibi COSATU, SACP ve ANC’yi ağır yaraladı ve zayıflattı. ANC önderliğindeki koalisyonun geldiği son nokta ortaya döküldü: Devleti yağmalama aygıtı.    

NUMSA’nın koalisyondan ayrılması kararı öncesinde Jacob Zuma’yı uyarma sorumluluğunu da göstermiştik: Kendisine iktidara gelmek için faydalandığı devrimci güçlerle bağını kopardığında, ırkçı liberallerin icabına bakacaklarını, sonunun kaçınılmaz olarak cezaevi olacağını belirttik. Kendi karakteristik tarzıyla bizlere gülerek yönetimde yaptığı değişikliklerden mutlu olduğunu söyledi. Bugün Marksist-Leninist analizlerimizin doğrulandığını görmekten memnunuz. Zuma yalnız, dışlanmış ve ait olduğu tarih çöplüğüne geri gönderilmiş durumda.

RAMAPHOSA İKTİDARI İŞÇİ SINIFI İÇİN TALİHSİZLİKTİR

Güney Afrika İşçi sınıfı uyanık olmalıdır. Ramaphosa’nın başkan olması işçiler için bir zafer değildir. ANC Hükümetinin, neoliberal kapitalist politikaların peşine gayretli, etkili ve acımasızca düşeceğini bilmek zorundayız. Neoliberalizmin karakteri haline gelmiş olan anlamsız eşitsizlikler, bitmeyen tüketim hırsı ve çürüme bu kez daha aldatıcı şekillerde devam edecektir!

İşte bu nedenle Ramaphosa’nın başkanlığının işçi sınıfı açısından ne anlama geldiği konusunda tereddütümüz yoktur: ANC Hükümeti şu anda eski Güney Afrika serveti; beyaz tekelci sermaye ve emperyalizm için hem ülkenin, hem ANC nin başı olarak en uygun isme sahiptir.
Ramaphosa ayrıca 2012 yılında Marikana’da grev yapan 34 işçinin katledilmesinden de kişisel olarak sorumludur. Lonmin Madenlerinde insanlık dışı yaşam ve çalışma koşullarını protesto eden işçileri nüfuzunu kullanarak tek bir basit e-posta ile ölüme mahkum etmiştir. Kendisi o dönemde kurucusu da olduğu Ulusal Maden İşçileri Sendikasının Lonmin’deki yöneticilerindendi. Müzakere becerilerini işçilerle maden yönetimi arasındaki tansiyonun düşürülmesi için kullanabilirdi ancak bunun yerine işçilerin pahasına sermayeyi savunmayı tercih etti. Yanılmayınız, Ramaphosa acımasızdır.

Ramaphosa ihaleler yoluyla devletten çalarak varlıklarını sürdüren ve kendi gibi emperyalizmden ve beyaz tekelci sermayeden gelen paylarla beslenen siyah kapitalistlerle beyaz tekelci sermaye arasında bir birlik görüntüsü oluşturmada başarılı olabilir. Yine de asıl sorun olarak siyah çoğunluğun ve Afrikalı işçi sınıfının yaşamakta olduğu yoksulluk, işsizlik ve eşitsizlik derinleşecektir.

RAMAPHOSA NE YAPACAK?

Peki kapitalistlerin oluşturduğu bu birlik siyahların ve Afrika işçi sınıfının sefaletini nasıl yönetecek, nasıl bir “denge” kurup çıkarlarına hizmet eden neoliberal kapitalist Güney Afrika’yı ayakta tutabilecektir? Bunun için üç acil yöntem ortaya çıkmıştır:

1-  Ramaphosa ve kapitalist yağmacı çetesi grev hakkını sınırlamak için çabalamaktadırlar. Bununla beraber saatlik 20 rand ulusal asgari ücret sistemi ile ülkede ücretli köleliği yasal hale getirmeyi amaçlamaktadırlar. Hedef yasal haklarından yoksun kalıcı bir ucuz istihdam havuzu oluşturmaktır. İnsanca yaşam için gündeme gelecek meşru ücret talepleri dikkate alınmayacaktır.

2- Sefalete itilmiş ve eylem yapan işçilerin ve örgütlerinin hareketlerinin şiddetle bastırılması için daha fazla polis gücü kullanımı

3-  İşçi sınıfının 1994 anlaşmasıyla elde ettiği  sınırlı liberal özgürlüklerin dahi yok edilmesi için daha fazla devlet gözetimi uygulanması, ordunun kullanılması ve çeşitli yasaların yürürlüğe sokulması.

Bu üç maddenin Ramphosa tarafından kurnazca ve şeytanca bir araya getirilmesi ülkeyi kolayca kaba kuvvetin sermaye sınıfını ayakta tutmak için anahtar haline getirildiği bir tür faşist devlete dönüştürecektir.

Zuma’dan Ramaphosa iktidarına geçişin sınıfsal kavram olarak karşılığı, işçi sınıfı çoğunluğun 1994 sonrası dönemde beyaz tekelci sermayenin yönetme biçimi olan kaba kuvvet idaresinin daha açık ve dolaysız biçimiyle karşı karşıya kalacak olmasıdır.

NE YAPMALI?

NUMSA Genel Sekreteri İrvin Jim

İşçi sınıfının bu dönemde emperyalizmle birlik olmuş tüm renklerden Güney Afrikalı kapitalistlerin baskı ve sömürüsüne karşı savaşı kazanmasının tek koşulu kendilerini sınıf olarak örgütlemeleridir. 

NUMSA bu kavgaya katkılarını yoğunlaştıracaktır. İşçi sınıfı gençliğinin kronik hale gelen işsizlik sorunu şimdiden tüm emekçi kesimlerde şiddetli suç olaylarının baş göstermesine neden olmuş, hayatlarımızı adı konulmamış bir iç savaş durumuna geriletmiştir. Kalitesiz eğitimin, elverişsiz barınma koşullarının mağduriyetini hep birlikte yaşarken çoğunluk halen temel sosyal gereksinimlerin uzağında bulunuyor. En kolay tedavi edilebilen hastalıklar nedeniyle hayatlarımızı kaybediyor, kıtlık ve açlık çekiyoruz. Koşullar bundan sonra daha vahim hale gelecektir.
Ramaphosa, ANC içinde bir noktaya kadar birlik sağlamayı başarabilir ve beyaz tekelci sermaye ile emperyalizmin desteğini ardında tutmaya devam edebilir. Kendisi kemer sıkma politikalarının başkanıdır ve neosömürgeci bir gündemi takip etmektedir. Aslında bizim toprakların Trump’ıdır. Özelleştirmeleri bizzat yönetecektir. 

Güney Afrika ekonomisinin yirmi yılı aşkın süredir değişmeyen  yapısı elit azınlığın Apartheid dönemindeki gibi beslenmesinin garanti altına alınması için korunacaktır. Ekonominin işçi sınıfı çoğunluğun lehine acilen dönüştürülmesi gerekirken radikal ekonomik dönüşüm denen şey bir masal olarak kalmaya devam edecektir. Aksine Ramphosa ve ANC ırkçı geçmişimizi yansıtacak biçimde serveti yoğunlaştıracak ve merkezileştirecek makroekonomik politikaları uygulamayı sürdüreceklerdir. 

Ramphosa’nın iş dünyasının “sevgilisi” olmasının nedeni de budur. 

Demokratik Güney Afrika için Konvansiyon (CODESA) adı altında işçi sınıfı olarak kaderimizi bir burjuva anayasasına bağlayan asıl anlaşmanın görüşmelerini yürüten de kendisiydi.

İŞÇİ SINIFI PARTİSİNDE BİRLEŞMELİDİR

Buna karşı koymak için Güney Afrikalı her ırktan işçi sınıfı birleşmeli ve  topraklarımızdan Güney Afrika kapitalizmini sökmek için iddialı bir sosyalist güç, devrimci bir sosyalist işçi partisi altında örgütlenmelidir. Bunu başaramazsak işçi sınıfı topluluklarımızda sefalet, işsizlik, günlük şiddet gösterileri ve iç savaş devam edecektir. 

Tüm işçi sınıfı ailelerinin onurlu, eşit ve özgür bir yaşama kavuşması için mücadele devam etmektedir.  Kendimizi eğitme, gerçek bir sosyalist toplum için seferber olma ve örgütlenme zamanıdır. İşçi sınıfına Cyril Ramaphosa’dan gelecek tek öğün yemek yoktur! Mücadele Sürüyor!

*politicsweb.co.za’dan Çeviren: Ali Karataş

Son Düzenlenme Tarihi: 23 Şubat 2018 09:59
www.evrensel.net