Sur’da yerinden edilen 500 aileden 74’ü ev sahibi olabildi!

Sur’da yerinden edilen 500 aileden 74’ü ev sahibi olabildi!

Dicle Toplumsal Araştırmalar Merkezi'nin kamuoyuna paylaştığı raporda, Surlu ailelerin sadece 74'ünün kendine ait bir evi olduğu ortaya çıktı.

Serpil BERK
Diyarbakır

Dicle Toplumsal Araştırmalar Merkezi’nin (DİTAM) Sur’da çatışmalı bölgede yerinden edilen ailelerle ilgili hazırladığı raporu değerlendirilen Projenin Koordinatörü Dilan Kaya, Sur’da yerinden edilen ailelerin eğitimden, sağlığa, barınmadan mülkiyet hakkına kadar bir çok sorunu olmasına rağmen geçim kaygısının tüm bu sıkıntıların önüne geçtiğini kaydetti. Kaya, ayrıca Surlu ailelerin en önemli beklentisinin eski yaşam alanlarına geri dönmek olduğunu dile getirdi.

DİTAM tarafından Diyarbakır Sur’da sokağa çıkma yasaklarıyla çatışmaların yaşandığı mahallelerde yerinden edilen ailelerin temel haklara ve kamu hizmetlerine erişimine dair hazırlanan raporu kamuoyuyla paylaşıldı. Çarpıcı bilgilerinde paylaşıldığı raporda Surlu ailelerin yüzde 88’inin devletle anlaşmadığı belirtilirken, yerinden edilen ailelerin çoğunda kronik rahatsızlıklar olduğu, yerinden edilen ailelerin 279’u ev sahibiyken şu an sadece 74 ailenin kendine ait bir evi var. Proje Koordinatörü Dilan Kaya, raporu Evrensel'e değerlendirdi.

EĞİTİM, SAĞLIK, GİBİ TEMEL HAKLARA BİR ÇOK AİLE ERİŞEMİYOR

Sur’da yerinden edilen ailelerin eğitim, sağlık, barınma, mülkiyet gibi bir çok temel hakka erişemediğini anlatan Kaya, şunları söyledi: “O süreçte hem kısa dönemli eğitim hakkı ihlal olmuş çocuklar var hem de hâlâ okulu bırakıp artık okul sürecine dönmeyen öğrencilerle beraber yaklaşık 43 öğrenci var. Ailelerde çok fazla kronik hastalıklar ve engelli var. Çatışmalı süreçte bu kişilerin sağlık hakkına ulaşması engellenmiş. Şimdi ise bu süreç devam ediyor. Psikososyal açıdan da ciddi sıkıntılar var. Özellikle kadınlarda içe kapanıklık, düşük yapma, stres, sinir, çocuklarda altına kaçırma, kekemelik yaşanıyor. Çatışmalı süreçte bir çok aile yerinden edildi. Eşyalarına ilişkin yapılan hasar tespitinin gerçek rakamları yansıtmadığı en temel söylemdi. Kendi evinde ki hasarın maddi karşılığını hiç kimsenin almadığı söyleniyor. Alınan hasar bedelleri ise çok düşük. Çatışmalı süreçten sonra o bölge temizlenip ailelere ‘gelin evinize’ denmedi sonrasında kentsel dönüşüm başladı. Çok katmanlı bir süreç yani. Görüştüğümüz 500 ailenin 279’u kendi evinde yaşadığını beyan etmişti 279’un sadece 74’ü kendine ait bir evde yaşıyor. Ev sahibiyken bir çok kişi şu an kiracı konumunda. Ailelerin bir çoğu 1000 liralık Valiliğin sosyal yardımlaşma üzerinden verdiği yardımı alıyor. Aileler bu yardımı geçim parası olarak kullanıyor. Bu paranın 1 hafta, 10 gün gecikmesi aileleri geçim sıkıntısına sokuyor ve göçe zorluyor. 2 ay kira ödeyemediği evden çıkması gerekiyor. Sürecin iyileşmesinin önüne geçen önemli bir faktör. 279 ailenin sadece 34’ü ev tazminatı alıyor” diye konuştu.

‘GELECEĞE DAİR NET ADIMLAR BEKLİYORLAR’

Surlu ailelerin en temel beklentilerinin başında ekonominin geldiğini kaydeden  Kaya, “İstedikleri en önemli şey eski yaşam alanlarına dönmek. TOKİ’den ev verelim ya da aradaki farkı ödeyin gibi çeşitli öneriler sunulsa da ailelerin hâlâ net bir plan yok önlerinde. Aileler hak ihlallerini ve yaşadıkları travmayı 5. 6. plana atmışlar. Şu an sadece hayatta kalma mücadelesi veriyorlar. Çocuk okulu bırakmış ne olmuş diyor örneğin aileler. Hak arama mekanizmalarından karşılık bulamadığında adalet mekanizmasına olan inancı da zedeleniyor. Bir insanın suya, eğitime, sağlığa ve barınmaya erişim hakkını insan olduğu için sahip olduğu haklar olarak görmediğimiz sürece bunun savunuculuğunu yapmak da zorlaşıyor” dedi.

‘YARDIMLARI HAK ÜZERİNDEN ALMALILAR’

Surlu ailelerin yaşadığı sorunların tek aktör tarafından çözülemeyeceğine dikkat çeken Kaya, “Devletin sosyal devlet anlayışıyla rol alması gerektiği  alanları net olarak belirlemeli. Ailelerin aldığı yardımları bir muhtaçlık üzerinden değil bunu bir hak üzerinden almalı. Yerel yönetimlere, sivil toplum kuruluşlarına çok iş düşüyor. Çocuklar ve kadınlarla ilgili psikososyal bir çalışma yapılması çok önemli. Bu raporu hazırlarken saha çalışmasında not düştüğümüz önemli durumlardan biri” diye ifade etti. 

www.evrensel.net
ETİKETLER DiyarbakırSur