Af Örgütü: OHAL insan hakları ihlallerine zemin hazırlıyor

Af Örgütü: OHAL insan hakları ihlallerine zemin hazırlıyor

Uluslararası Af Örgütü'nün 2017’den 2018’e Dünyada İnsan Haklarının Durumu raporunda Türkiye'de muhalefetin sert biçimde bastırılmasına dikkat çekildi

Uluslararası Af Örgütü, “2017’den 2018’e Dünyada İnsan Haklarının Durumu” raporunu açıkladı. Türkiye'de muhalefetin sert biçimde bastırıldığı  ve hedef alınanlar arasında gazeteciler, siyasi aktivistler ve Uluslararası Af Örgütü çalışanları da dahil olmak üzere insan hakları savunucuları olduğu vurgulandu. Raporda ayrıca mültecilerin zorla geri gönderilme tehlikesinin de sürdüğü belirtildi.

Uluslararası Af Örgütü, “2017’den 2018’e Dünyada İnsan Haklarının Durumu” başlıklı yıllık raporunu Beyoğlu’nda bulunan Aynalı Geçit'te yaptığı basın toplantısıyla açıkladı. Raporun sunumunu Uluslararası Af Örgütü Kampanyalar ve Savunuculuk Direktörü Ruhat Sena Akşener ve Uluslararası Af Örgütü Kıdemli Türkiye Araştırmacısı Andrew Gardner yaptı.

‘ÖZGÜRLÜK KISITLANIYOR’

İlk olarak söz alan Uluslararası Af Örgütü Kampanyalar ve Savunuculuk Direktörü Ruhat Sena Akşener, hazırladıkları yıllık raporda, saptamalar ve değişime dair taleplerini dile getirip, aynı zamanda hükümetlere de insan hakları ihlallerine dair uyarılarda bulunduklarını söyledi. 2017’de her ülkede ihlallere dair hata ve iyileşmelerin söz konusu olduğunu kaydeden Akşener, “Küresel bir değerlendirme yapmak, insan hakları ihlallerinin yaşandığı ülkelerde zor. Dünya insan hakları için tehlikeli bir yer haline geldi” dedi. İnsanların ihlallere karşı dünyanın 4 yanından harekete geçtiği bir yıl olmasının ümit verici olduğunu belirten Akşener, “İnsanlığa karşı suçlar ve savaş suçlarını görüyoruz. Liderlerin nefret söylemlerini kullanmaları toplumda şeytanlaştırma politikası, güvenlik ve terör bahanesiyle devletler insanların özgürlüğünü kısıtlıyor” diye konuştu.

‘SES ÇIKARMANIN BEDELİ AĞIR OLDU’

Raporda mültecilerle ilgili konuya da ağırlık verildiğini ifade eden Akşener, “Ne yazık ki devletler sorumluluklarını yerine getirmiyor. 2017 mülteci krizinin en büyüğüne Myanmar’da gördük” dedi. İhlallerin yanında iyi şeylerin de yaşandığını kaydeden Akşener, “Örneğin Şili’de yıllardır süren kürtaj yasası kazanımla sonuçlandı. Bütün dünyada olduğu gibi Türkiye’de de ümidimizi koruyacağız. 2017’de ses çıkarmanın bedeli ağır oldu. 2018’de de devam edecek” şeklinde konuştu.  

‘SİVİL TOPLUM İŞLEVSİZ HALE GELDİ’

Daha sonra söz alan Uluslararası Af Örgütü Kıdemli Türkiye Araştırmacısı Andrew Gardner ise Türkiye’de 2017’de eleştirel gazeteciler ve muhaliflerin hedef haline geldiğini belirterek “Bu eğilim 2016’da başladı. OHAL’den sonra 180’den fazla medya kuruluşu kapandı. Çok sayıda gazeteci tutuklandı. 2016’da delil olmadan gazeteciler tutuklandı. Delil olmandan ciddi cezalar almaya başlandı. Mehmet Altan, Ahmet Altan ve Nazlı Ilıcak AYM kararına rağmen müebbet aldılar. İnsan hakları savunucuları için de kötü bir yıl oldu. Osman Kavala hiç bir delil yokken tutuklu. Özgür Gündem Nöbetçi Genel Yayın Yönetmeni Murat Çelikkan ceza aldı bu konuda hapis cezaları devam ediyor maalesef. Yine ÇHD 2016’da kapatıldı. 2017’de de üyesi olan avukatlar tutuklandı” dedi.  

Af Örgütü yöneticilerinin de tutuklandığını hatırlatan Gardner, “Uluslar Arası Af Örgütü Türkiye Temsilcisi Taner Kılıç hiç bir delil üretilmeden hala tutuklu. Türkiye Direktörü İdil Eser de 4 ay tutuklu kaldı. Türkiye’de Sivil toplum çalışamaz hale geldi. OHAL’le kapsamlı yasaklar getirildi. Diyarbakır’da kimse gösteri yapamıyor. Yapmak isteyen kişiler gözaltına alınıp tutuklanıyor. 2017’de daha az işkence şikâyetleri geldi. İşkence konusunda çalışma yapan sivil toplum işlevsiz hâle getirildiği için raporlanmıyor” şeklinde konuştu.

‘SUR İÇİN DEĞİŞEN BİR ŞEY OLMADI’

Cezasızlığın Türkiye’de kötü ve sıradan bir hal aldığını dile getiren Gardner şöyle devam etti:

“Sokağa çıkma yasalarında etkili soruşturma yapılmadığı içim 34 dava AİHM’e gönderildi. 124 bin kamu çalışanı ihraç edildi. OHAL Komisyonu Aralık 2017’de karar vermeye başladı. 107 bin kişi ihraç edilmişken sadece 40 kişi işe dönebildi. Yine 2017’de zorla yerinden edilenler büyük bir sorun yaşadı Türkiye’de. 2016’da sokağa çıkma yasağı bölgelerinde insanlar kaçmak zorunda kaldı. Onlara herhangi bir çözüm sağlanmadı. 2016’da yazdığımız Sur raporumuzu bugün maalesef aynısını yazabiliriz değişen bir şey olmadı. OHAL devam ettikçe Türkiye’de hak ihlalleri devam edecek."

Uluslararası Af Örgütü 2017’de 159 ülkede meydana gelen ağır insan hakları ihlallerini belgelediği önemli olaylardan bazıları şöyle:

AFGANİSTAN

Siviller, süregelen çatışmalar nedeniyle yaygın bir şekilde insan hakları ihlallerine maruz kaldı ve sivil ölümler, şimdiye dek kaydedilen en yüksek sayılara ulaştı. Kabil’de tarihinin en büyük saldırılarından birinin gerçekleştiği 31 Mayıs’ta, 150’den fazla insan bir bombanın patlaması sonucu öldü. Sivillere yönelik tehlikelere rağmen Avrupa’dan Afganistan’a zorla geri gönderilen göçmen ve mültecilerin sayısı hızla arttı.

AVUSTURALYA

Avustralya, sığınmacıları Papua Yeni Gine ve Nauru’daki kıyı ötesindeki merkezlerde, korumadan ziyade cezalandırmayı andıran koşullar altında mahsur bırakan sert politikalarını uygulamayı sürdürdü. Yerli halkın ve özellikle de çocukların yüksek oranlarda cezaevine konulmasının yanı sıra gözaltındayken istismar edilmesi ve ölmesi, adalet sistemindeki yetersizliğinin sürdüğünü gösterdi. Parlamento, halk oylaması sonrasında tarihi bir karar alarak evlilik eşitliği yasasını onayladı.

ÇİN

Hükümet, “ulusal güvenlik” bahanesiyle insan haklarına yönelik ciddi tehlike oluşturan yeni yasaları yürürlüğe koymaya devam etti. Nobel Barış Ödülü sahibi Liu Xiaobo, gözaltındayken öldü. Aktivistler, “devlet iktidarını altüst etmek” gibi muğlak ve yüzeysel suçlamalarla gözaltına alındı ve kovuşturmaya tabi tutuldu. İnternet yasaklarının yanı sıra dini uygulamaların neredeyse tüm biçimleri üzerindeki denetimler sıkılaştırıldı. Demokrasi talep eden aktivistlere kovuşturma açılan Hong Kong’da ifade özgürlüğü saldırıya uğradı.

KOLOMBİYA

Yetkililer ile Kolombiya Devrimci Silahlı Güçleri (FARC) arasında imzalanan ve tarihi önem taşıyan Barış Anlaşmasının üzerinden bir yıl geçtikten sonra silahlı çatışmalar, ülkedeki binlerce kişi için gündelik hayatın bir gerçeği olmayı sürdürüyor. Siviller, özellikle de Yerli Halklar, Afrika kökenli ve köylü çiftçi topluluklar ile diğer aktivistler, bu şiddetin esas mağdurları olmaya devam ediyor.

FRANSA

Olağanüstü hal kaldırıldı, ancak yerine getirilen yasayla hükümetin temel hakları sert biçimde sınırlandıran terörle mücadele önlemleri alma yetkisi artırıldı. Yetkililer, göçmen ve mültecilere cezalandırıcı yöntemlerle muamele ederek Fransa’ya İtalya üzerinden ulaşanların büyük bir kısmını geri gönderdi ve yüzlerce insanı da Afganistan’a sınır dışı etti. Fransa hükümeti, insan hakları ihlallerinde kullanması muhtemel olan ülkelere silah satışını sürdürdü.

‘İSRAİL VE İŞGAL ALTINDAKİ FİLİSTİN’

İsrail’in Filistin topraklarını işgali, Haziran ayında 50. yılını doldurdu. İsrail yetkilileri, Doğu Kudüs’de dahil olmak üzere Batı Şeria boyunca yerleşimler ile yerleşimlere bağlı altyapının hukuk dışı olarak genişletilmesi faaliyetini yoğunlaştırdı ve Filistinlilerin hareket özgürlüğünü sert biçimde sınırlandırdı. Yetkililer, İsrail’in süregelen işgalini eleştiren insan hakları savunucularını hedef almak üzere hem İsrail’de hem de İşgal Altındaki Filistin Topraklarında çeşitli uygulamalara başvurdu.

KENYA

Güvenlik güçleri ve hükümet, özellikle de Ağustos ayındaki sorunlu seçimler sırasında muhalefete baskı uyguladı. Seçim komisyonu başkanı Chris Msando, işkence edilerek öldürüldü. Polis, muhalefet yanlısı protestoculara karşı güç kullandı ve ülke çapında 46 kişi öldürüldü. Yüksek Mahkeme, hükümetin dünyanın en büyük mülteci kampı olan Dadaab kampını kapatma girişimlerini engelledi.

LİBYA

Birleşmiş Milletler’in desteklediği geçici Ulusal Uzlaşı hükümetinin kontrolü sağlamaya çalıştığı Libya’da kaos hüküm sürüyor. İdari boşluğun ülke nüfusu ve Avrupa’ya gitmeye çalışan göçmenler üzerinde son derece yıkıcı etkileri oldu. Göçmenlerin gasp, insan kaçakçılığı ve insan kaçırmanın yanı sıra köleliğe maruz kaldığı bildirildi.

MEKSİKA

Aktivistler ve gazeteciler tehdit edildi, saldırıya uğradı ve öldürüldü. Özellikle dijital saldırılar yaygın olarak gerçekleştirildi. Meksika’ya çoğunlukla El Salvador, Honduras, Guatemala ve Venezuela vatandaşlarından olmak üzere daha önce olmadığı kadar yüksek sayıda sığınmacılık başvurusu yapıldı. Yeni veriler, kadınların üçte ikisinin toplumsal cinsiyet temelli şiddete uğradığını gösterdi. İki büyük deprem, ülkedeki barınma hakkının çok kötü durumda olduğunu açığa çıkardı.

MYANMAR

Yüz binlerce Arakanlı Müslümanın insanlığa karşı suçların işlendiği Arakan Eyaleti’nden kaçışına tüm dünyanın seyirci kalması, ‘bir daha asla’ ifadesini şoke edici derecede yetersiz bıraktı. Bu kriz, apartheid rejimi altında yaşayan ve hayatları neredeyse tüm yönleriyle sınırlandırılan Arakanlıların çektiği ıstırabın sonuncusu oldu. Ordu ile silahlı etnik gruplar arasındaki çatışmanın Myanmar’ın kuzeyinde yoğunlaşması, yarım milyondan fazla insanın insani yardıma ihtiyaç duymasına neden oldu. İfade özgürlüğünün sert biçimde sınırlandırıldığı ülkede insan hakları savunucuları tehdit ediliyor.

FİLİPİNLER

Şiddetli biçimde sürdürülen uyuşturucuyla mücadele harekatı kapsamında, çoğunlukla yoksul topluluklardan olan binlerce insan, polis tarafından art arda ve hukuk dışı olarak öldürüldü. Ölüm cezasını yeniden yürürlüğe koyma girişimlerinin durdurulmasına rağmen ölüm cezasına karşı çıkanlar, hükümet güçlerinin taciz ve tehditlerine maruz kaldı.

POLONYA

Polonya hükümeti, yargı, sivil toplum örgütleri ve medya üzerinde uyguladığı denetimi artırdı, protestocular tehlikeye atıldı ve kadınlar, güvenli ve yasal kürtaja erişimde sistematik engellerle karşılaştı. Fakat bu engellere geniş çaplı protestolarla karşılık verildi ve binlerce kişi, hükümeti geri adım atmaya zorlamak için sokaklara çıktı.

RUSYA

Putin’in ifade özgürlüğüne getirdiği sınırlandırmalarda kayde değer bir azalma olmadı ve hükümet, yüzlerce barışçıl protestocuyu toplu halde tutukladı. Çok sayıda aktivist keyfi olarak tutuklandı, dövüldü ve tehdit edildi. Kırım’da Rusya’nın hukuk dışı ilhakına karşı çıkanlar, sürgün veya hapisle cezalandırıldı. Protesto etmeyi engelleyen yasaların hala çok sert biçimde uygulandığı Rusya, LGBTİ+’lara zulmetmek için “eşcinsel propaganda yasasını” kullanmayı da sürdürüyor.

SUUDİ ARABİSTAN

Söz verilen reformlarla ilgili yüksek mercilerden yapılan açıklamalar dikkat çekse de yetkililer ifade, örgütlenme ve toplanma özgürlüğünü sert biçimde sınırlandırmayı sürdürüyor. Kadınlar, yasada ve uygulamada hala sistematik olarak ayrımcılığa uğruyor. İnsan hakları savunucuları gözaltına alındı ve adil yargılanma olmaksızın hapis cezalarına mahkum edildi. Şii aktivistler infaz edildi. Gözaltındakilere yönelik işkence ve kötü muamele ise hala çok yaygın.

SURİYE

Küresel olarak büyük sorunlara yok açan felaket savaş hala devam ediyor. İslam Devleti geri çekilirken, 2018’de bu gruba karşı askeri kazanımların sağlandığının duyurulması bekleniyor. Suriye hükümetinin ve ABD öncülüğündeki koalisyon güçlerinin saldırılarının sivil kayıplara neden olduğu Suriye’de insan hakları ihlalleri sürüyor.

TÜRKİYE

Olağanüstü Hal’in devam etmesi, insan hakları ihlallerine zemin hazırlıyor. Muhalefetin sert biçimde bastırıldığı ülkede hedef alınanlar arasında gazeteciler, siyasi aktivistler ve Uluslararası Af Örgütü çalışanları da dahil olmak üzere insan hakları savunucuları var. Tüm dünyada en yüksek sayıda mültecinin sığındığı ülkelerden biri olan Türkiye’de üç milyondan fazla kayıtlı Suriyeli mülteci bulunuyor, ancak mültecilerin zorla geri gönderilme tehlikesi de sürüyor.

ABD

Müslümanlara yönelik seyahat yasağı ile göçmen, mülteci ve sığınmacıların güvenliğini tehdit eden diğer göçmen karşıtı politikalar da dahil olmak üzere Trump’ın başkanlığının yarattığı şok dalgaları küresel boyutta hissedildi. Kadın hakları konusunda kötü bir sınav veren Trump yönetimi, kamuoyuna açık bir şekilde işkenceyi destekledi, milyonlarca kişinin faydalandığı sağlık sigortasını iptal etme girişiminde bulundu, medyayı yok saydı, beyazların üstünlüğünü savunan politikalara yönelik muğlak bir duruş sergiledi ve translara yönelik ayrımcılık yaptı. Yönetim şimdi de hafif silahların ihracatı üzerindeki sınırlandırmaları azaltmayı planlıyor.

VENEZUELLA

Yakın tarihin en ağır insan hakları krizlerinden birini yaşayan ülkede siyasi anlamda kaotik bir durum mevcut. Ayrıca, gıda ve ilaç arzıyla ilgili giderek ağırlaşan kriz, binlerce kişinin protesto etmesine sebep oldu. İfade özgürlüğü tehlikeye atılarak, medya kuruluşları kapatılmakla tehdit ediliyor. Güvenlik güçleri, protestocuları dağıtmak için aşırı güç kullandı. Hükümete karşı çıkanlar keyfi olarak tutuklanırken, göstericilere yönelik işkence ve cinsel şiddet uygulandığı belirtiliyor.

YEMEN

2014’te Husi isyancılarla hükümet güçleri arasında savaş başlamadan önce dahi Orta Doğu’nun en yoksul ülkesi olan Yemen’de, geniş çaplı silahlı çatışmalar sürüyor. Binlerce sivil, çatışmalarda öldü. Gıda, su ve tıbbi bakım da dahil olmak üzere temel ihtiyaçlara erişim savaş nedeniyle imkansız hale geldi. BM 2017’nin Eylül ayında tüm tarafların işlediği insan hakları ihlalleri iddialarına yönelik bağımsız bir araştırma komisyonu kurmaya karar verdi.

ZİMBABVE

Çok sayıda insan hakları ihlalinden sorumlu olan Robert Mugabe’nin görevinden istifa etmesi, kamuoyundan büyük destek gördü. Fakat aktivistler, protestolar düzenleyerek hükümetten hesap sormak için harekete geçmeye devam ederken, devlet de muhalif sesler üzerindeki baskısını sürdürdü. Finansal durumun kötüye gitmesiyle gıda ve sağlık hakkı ile diğer ekonomik ve sosyal haklar da ciddi tehlike altına giriyor. (İstanbul/MA)

RAPORUN TAMAMINA ULAŞMAK İÇİN TIKLAYIN

Son Düzenlenme Tarihi: 22 Şubat 2018 15:54
www.evrensel.net