3. Havalimanında Cumhurbaşkanının doğum gününe özel açılış!

3. Havalimanında Cumhurbaşkanının doğum gününe özel açılış!

3. Havalimanı birinci etap uçak pisti açılışı için işçiye yapılan baskının nedeni belli oldu: Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın doğum günü...

Vedat YALVAÇ
İstanbul

3. Havalimanının birinci etabının uçak pistini içeren bölümü 26 Şubat’ta açılacak. Açılışa Cumhurbaşkanı Erdoğan da katılacak. Bugünün bir diğer özelliği ise Erdoğan’ın doğum günü olması. Doğum gününe özel açılış için işçiler üzerindeki yetiştirme baskısı daha da artmış durumda. İşçilerin “Nefes aldırmıyorlar” diye anlattığı baskı nedeniyle, çalışma düzeni de iş güvenliği önlemleri de bir kenara atılmış. İş cinayetlerinin olmasının değil, olmamasının tesadüf olduğunu söyleyen işçiler, hükümete yakın gazetelerde çıkan “35 bin işçi ev konforunda çalışıyor” başlıklı haberlere de tepkili. 

Açılışın 26 Şubat’ta yetişmesi için baskıların arttığını söyleyen bir işçi, “Baskı var. Mesaj atıp  ‘Akşam 9’a kadar mesai var, bugün burası bitecek, burayı teslim etmemiz lazım’ diyorlar. Zaten sabah 08.00’de işe başlayıp akşam 18.00’e kadar çalışıyoruz. 9’a kadar zorunlu fazla mesaiye bıraktırıyorlar. Yani hummalı bir çalışma var. Nefes bile aldırmıyorlar. Geçenlerde biz fazla mesaiye kalmadık ekip başlarıyla tartıştık. ‘Soğukta zaten elimiz ayağımız tutmuyor, bir de bizden mesai istiyorsunuz’ dedik indik aşağıya” diye konuştu. 

İŞLERİ BİTİRİN BASKISI YAPILIYOR

Havalimanın inşaatında formen olarak çalışan bir başka işçi de, yetiştirin baskısına dikkat çekerek şöyle devam etti: “Şu işin bitmesi lazım hesabı yapıyorlar. Yani saçma sapan hesaba giriyorlar. Tavanın daha işi bitmemiş altına fayans yapıyorlar. Herkesi aynı anda aynı duvara sokmaya çalışıyorlar. Hadi hadi işleri bitirin baskıları yapılıyor. Geçenlerde bir işçiyi borunun üzerine çıkarıp çalıştırmak istediler. Ben de ‘Burada her gün bir işçi ölüyor, ben bunun sorumluluğunun altına girmem’ diyerek itiraz ettim. Zamanında işini yapsaydın adam çıkmak zorunda kalmayacaktı. Ben niye adamı zorla borunun üzerine çıkarayım. Ben elemanımı zorlayamam. Benim öyle bir hakkım yok. Adamın işi değilse yapmayacak. İş güvenliği ne gerektiriyorsa onu yapacak. Sonuçta o işçiye bir şey olsa ne ben bakarım ne şirket. Yapmak isteyen yapar ama başkasından bunu zorla isteyemez. Yani burada zorlama olayı oluyor.”

HİÇBİR DÜZEN OLAYI YOK

Şantiye alanındaki düzensizlikten şikayetçi olan formen, “Ben açılışın yapılacağı kısımda çalışıyorum. Hiçbir düzen olayı yok. Sahadaki çalışma koşullarında iş güvenliği burada çok sıkı tutmaya çalışılıyor sözde. Ama işler hızlı yürüsün diye alttan alta çok pislik dönüyor yani. Önce tavandaki işi bitirip sonra tabandaki iş bitecek diye bir şey yok. Adam aşağıda fayans yapıyor, öteki fayans yapıldığı için iskele sokamıyor, tavanda yürüyor adam mecburen. Yani işi durduralım, iş yavaşlatalım diye bir şey yok burada. İş son sürat ilerleyecek. Nasıl ilerlerse ilerlesin. Adamın umurunda olmuyor. Bu baskı yüzünden neredeyse işi bırakacaktım. Adam şuraya çıksın buraya çıksın diye saçma sapan isteklerde bulunuyor benden. Sen kendin çıkarsın da ben elamanımı neden çıkarayım oraya. Hiç sıra mıra yok. Kimin adamı çoksa o işini erken bitirir. Ondan sonra işi zor kimsenin umurunda değil” diye konuştu.

ÖLMEK İÇİN BİRÇOK BAHANE VAR

İş cinayetlerinin değil, iş cinayetinin yaşanmamasının tesadüf olduğunu vurgulayan bir başka işçi de “Ölmek için bir çok bahane var. Dengesiz yollardan geçiyoruz. Geçenlerde benim 3 metre öteme sağlam bir ytong (gaz beton) düştü. Bir de orada başka işçiler de çalışıyor. Birinin kafasına düşse baret kurtarmaz. Yine geçenlerde arkadaşlarımın yanına su borusu düştü. Kayıp düşmen için bin türlü neden var” diye konuştu. Havalimanı alanına geliş gidişlerde de çok büyük sorunlar yaşadığını anlatan işçi şöyle devam etti: “Getirip götürürken otobüslerin çoğu dengesiz. Geçenlerde gözümüzün önünde hatalı sollama yapıyor diye az daha yuvarlanıyordu bir tane otobüs. Kamyonlar çok dengesiz gidip geliyor. Sabah ve akşam trafik işaretlerinin olmadığı yoldan gidip geliyoruz. İnsan bir aydınlatma yapar, reflektörlü işaretler yapar. Şoförler yolu ezbere bildiği için gidip gelebiliyor. Yoksa 20-30 kilometre hızından üzerinde bir hızla gidemezsin o yolda.” Ayakta gitmenin yasak olduğunu söyleyen işçi, “Kendileri yasakladı, çok şikayet aldılar sanırım. Daha önce taşınıyordu. Ben onun kavgasını da ettim hatta. 3 kişi de taşınsa artık kamp alanına gidiyor” diye konuştu. 

İŞÇİLERİN YÜZDE 90’I İTİRAZ EDEMİYOR

Çoğu işçinin haklarını bilmediğini bu nedenle de ‘Tehlikeli yerde çalışmam’ diyemediğini belirten bir diğer işçi, “Baskıyı görünce çoğu kişi çözülüyor. İşçilerin yüzde 90’ı itiraz edemiyor, çıkıyorlar ters yer olsa bile. İtiraz etmiyorlar kötü görünürüz diye. Çünkü ‘Sen neden burada çalışmadın, neden şuraya çıkmadın’ diyerek baskı uyguluyorlar. ‘Basılacak bir yeri olsun yeter’ onlara göre. Psikolojik olarak sıkıntı. İşi yürütemiyorum psikolojisine girince işi tehlikeli yürütmeye başlıyor. İşçiler üzerinde de o kadar baskı var ki. Öte yandan hak arandığı zaman şirketler ekip başlarına haber salıyor. Onlar da ‘Bizim ekipten kimse var mı?’ var ise tespit edin. Bu eyleme katılmış mı?’ diyerek hemen araştırmaya başlıyor” diye konuştu. 

‘İSG UZMANINI YANIMDA TEHDİT ETTİ’

İSG (İş Sağlığı ve Güvenliği) uzmanlarına da çok fazla mobbing uygulandığını belirten bir başka işçi şöyle konuştu: “Bir şirketin formeni yanımda İSG uzmanını, ‘Birkaç şeyi göz ardı etmezsen, senin yüzünden iş yavaşlayacaksa ben sana bunun yaptırımını uygularım. İşler iş güvenliği nedeniyle durdurulursa ben size sıkıntı çıkarırım’ diyerek tehdit etti. Yani açık açık söylüyor bunu. İş güvenliği burada sıkı gözüküyor. Ama en ufak bir baskıyla çözülüyor. Adamı indirirler ama formeni gelir, bilmem neyi gelir iki konuşur ondan sonra susar, devam eder iş. Çünkü işin yürümesi gerekiyor ve o iş koşullarında adamı riskli koşullarda çalıştırıyor. Tavanda işi var mesela. Zamanında yaptırmıyorlar, tavan kapanmış ondan sonra adam çık yap diyorlar. İşçi ne de olsa girer yapar! O hesap işleri yürütüyorlar.” 

ANLAYIŞ YANLIŞ

“Çünkü anlayışı yanlış” diyerek söze başlayan bir başka işçi ise şöyle konuştu: “İş sağlığı güvenliği diyor, işçi sağlığı ve iş güvenliği demiyor. Özellikle bunu vurgulamak istiyorum. İş sağlığı ve güvenliği demek işvereni temsil etmek demek, işverenin yasalarını uygulamak demek. Örneğin benim çalıştığım firmada bayağı bir İSG çalışanı var. Bunların kendi işverenine karşı yaptırımı yok. Çünkü maaşını ondan alıyor, bir nevi o da işçi. Bunlar bağımsız bir kurum olmalı, denetleme sistemi bağımsız olmalı. Benim maaşımı da aynı firma veriyor İSG uzmanının maaşını da aynı firma veriyor. Örneğin ölümlü bir kaza olsa bu insan nasıl bir tutanak tutup da yaptırım uygulayacak. En çarpık sistem bu.”

BURAYI GÜLLÜK GÜLİSTANLIK BİR YER OLARAK GÖSTEREMEZLER

Hükümete yakın gazetelerde çıkan “35 bin işçi ev konforunda çalışıyor”, “Üçüncü havalimanı şantiyesinde işçilere şehir hayatı” başlıklı haberlere tepki gösteren işçiler, hiçbir şeyin böyle olmadığını dile getirdi. “Burayı öyle güllük gülistanlık bir yer olarak gösteremezler” diyen bir işçi şöyle devam etti: “Ben de bir tepe kamerası takıp bir gün gezdiğim yerleri videoya çekeyim. Ondan sonra onu yayımlasınlar. Bakalım güllük gülistanlık mı? İşçiye yol bile yapmıyorlar. İşçiler çamura batmamak için türlü yolları dolaşarak gidiyor. Kayıp düşse neden oralardan gittin derler. Ama yolu sen uzatıyorsun. Göz göre göre yapılıyor. O haberleri yapanlar küçük bir odada 6-7 kişiyle kalıyor sanırım. Herkese söz verdiler dörder kişi kalacaksınız diye sonra altışarlı kişi yaptılar. Yatağını yere serip yatmak zorunda kalan oluyor. Tahta kurusu çıkıyor çoğu koğuşta.”

İŞÇİNİN İMANI GEVRİYOR

İşçilerin masa tenisi gibi bir takım imkanlardan faydalanabildiğini aktaran işçi, “Şartları eskisine göre iyileştirmişler ama iyi olduğu anlamına gelmiyor. Gösterildiği gibi değil. Sanki işçi her gün gelip tenis mi oynuyor. İmanı gevriyor zaten sabahtan akşama kadar. Bunlar işçileri burada tutmak için yapılan ekstra işler ama insanın çalışmak isteyeceği bir ortam değil. İyi para vermeseler kimse burada durmaz. Para konusunda sıkıntılar var gerçi. Tutarlı bir rakam yatmıyor. Tam yatmış mı yatmamış mı konusunda hep bir soru işareti var işçilerin kafasında” diye konuştu.

5-6 DEFA KULLANILMIŞ YAĞLAR KULLANILIYOR

“Kampta kalsam aç kalırım ama bazı arkadaşlar biz beğeniyoruz diyor” diyen bir başka işçi de “Sürekli kampta kalan işçiler için yemek çok kötü değil. Diğer pek çok şantiye yemeğine göre buradaki yemekler iyi sayılır. Şantiye şartlarına göre diyorum” diye konuştu. Bir diğer işçi ise yemeklerin yenecek gibi olmadığını söyledi. Denetimsiz gıdaların yedirildiğini iddia eden işçi şöyle konuştu: “Biz bunları çektik ve sosyal medyada yayımladık. Karın ağrısı şikayetleri çok oldu. Tarihi geçmiş gıdaları oradaki doktorlara gösterdik ‘Kesinlikle yemeyin’ dediler. Ben yurt dışındaki pek çok şantiyede de bulundum ama hiç mide sıkıntısı çekmedim. Ama burada sürekli mide yanması yaşıyorum. Bu şikayetler çoğaldığı için bir gıda mühendisi getirmişlerdi. Gıda mühendisi bizzat işçileri bilgilendirdi: ‘5-6 defa kullanılmış yağlar kullanılıyor. Biz buna engel olacağız’ dedi. O aralar bir nebze düzeldi, sonra tekrar aynı haline döndü. O mühendisi de bir kere gördüm, bir daha görmedim. Muhtemelen işten attılar.” 

Koğuşlarda kalacak kişi sayısının arttırılması üzerine binlerce işçi isyan ederek 13 Şubat’ta eylem yapmıştı. Tahta kuruları içinde yaşamak zorunda bıkarıldıklarını söyleyen işçiler, yemeklerin de düzeltilmesini talep etmişti. 

O KADAR İYİ OLSA ONCA İŞÇİ NEDEN EYLEM YAPTI

“O kadar iyi olsa onca işçi neden eylem yaptı” diyen bir başka işçi ise şöyle devam etti: “Hepsi külliyen yalan. İşçiler ne o fitnes salonlarında, ne bağlama kurslarına giriyor. Ben 8 aydır orada çalışıyorum.  Bizim koşullarımız berbat. Normalde 2 kişilik koğuşlar olması lazım 4 kişi kalıyoruz, 4 kişiyi de 6 kişiye çıkardılar. İnsanlar iç içe. Bir çok taşeron firma var, onlara bağlı 3-4 tane taşeron firma var. Berbat bir durumda. Reklamlarla yakından uzaktan hiçbir alakası yok. 6 kişi 7 kişi kalan yerler var.” 

İLK UÇAK 26 ŞUBAT’TA İNECEK

80 milyon metrekarelik alan üzerinde çalışmaları devam eden 3. havalimanının ilk etabının yüzde 80’i tamamlandı. 35 bin civarı işçi ile 3 binden fazla aracın 3 vardiya şeklinde gece gündüz çalıştığı devasa projede 4 etaptan oluşuyor. 29 Ekim’de ilk etabın açılışı gerçekleşecek olan havalimanına ilk uçak ise Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın doğum günü olan 26 Şubat’ta inecek. Teknik altyapısı uçak iniş ve kalkışı için hazır hale getirilen 3. havalimanına ilk uçuşun ise Türk Hava Yolları’nın uçağı ile yapılması planlanıyor. THY’nin uçağı ile yapılacak ilk uçuş da Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın da yer alması planlanıyor.

www.evrensel.net
ETİKETLER 3. Havalimanı