CHP grup toplantısı - 20 Şubat 2018

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında konuştu.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında gündemdeki konulara ilişkin açıklamalarda bulundu.

Kılıçdaroğlu'nun konuşmasından satır başları şöyle:

26 yıl önce Azerbaycan Hocalı'da bir katliam yaşandı. Onların acıları bizim acımızdır. Biz o katliamı unutmadık. Devlette genel müdürlük yaptığım dönemde çatışmada gazi olanlara araba götürmüştük. Her türlü yardımı her dönemde yaptık. Hepimizin gönli şu anda Azerbaycan'da atıyor.

İŞÇİ DİRENİŞLERİ

Artvin Murgul'da Eti Bakır AŞ'de işçiler haklarını arıyorlar. Uzlaşma yapıldıktan sonra işçilerin bir kısmını işveren işe başlatmıyor. İşverene sesleniyorum: Anlaşmayı yaptın, uzlaşmaya vardın fakat neden işçilerin tamamını işe almadın? Buradan sendikalara da sesleniyorum, neden çıkıp mücadele etmiyorsunuz? Neden gidip iktidar partisinin kapısına dayanmıyorsunuz?

Şeker fabrikaları da kısa sürede özelleştirilecek. Peki işçiler neden kendi haklarını savunmuyor? Diyorsun ki 'Karşı çıkınca devlet baskı kuruyor'. Devlet baskı kurunca bana haber vereceksin kardeşim. Ben de gelip senin hakkını hukukunu savunacağım.

'2019'UN TEMEL AKTÖRLERİ KADINLAR OLACAK'

2019'un en temel aktörleri kadınlar olacak. Kadınlar demokrasiyi getirecekler. Kadın kardeşlerime şunu söylüyorum: Kim sizi ikinci sınıf vatandaş olarak görüyorsa onlara oy vermeyin. Özellikle yoksul ailelerdeki kadınlara sesleniyorum, 4 yılda yoksulluğu bitireceğiz. '6 yaşındaki çocuk evlenebilir' diye görüş bildirenlere ve onlara destek verenlere asla oy vermeyin. Size kim seçme ve seçilme hakkını getirip belediye başkanı, milletvekili olmanın yolunu hangi parti açtıysa ona gözü kapalı oy vereceksin.

'ÇOCUK İSTİSMARLARINA EN AĞIR CEZAYI VERECEĞİZ'

Çocuk istismarlarına karşı en ağır cezayı getireceğiz. Hükümet bu konuda bir çalışma yapıyormuş, teşekkür ederiz. Annelerin, babaların bütün duyarlılıklarına kulağımızı kabartacağız. CHP iktidarında hiçbir aile 'ben yoksulum' demeyecek, yoksulluğu bitireceğiz. Kız çocuklarını okutacağız. Taşımalı eğitime son vereceğiz. Çocuk neredeyse öğretmen orada olacak.

Yüksek Seçim Kurulunun içerisindeki çete dahi başarımıza gölge düşürmesin diye 2019 seçimlerinde 'en az yüzde 60' diyoruz. Mühürsüz oy pusulaları geçerlidir diye karar aldılar mı? Kanuna aykırı mı? Aykırı. Bir araya geldiler mi? Geldiler. Vallahi de billahi de siz çetesiniz. Talimat alan çeteyi de ilk kez görüyorum. Muhalefet şerhi koyan bir kişiye ise saygı duyuyorum. YSK'nın içindeki çetenin dahi bütün oyunlarına rağmen en az yüzde 60'ı alacağız ve bu ülkeye demokrasiyi getireceğiz. Hedefimiz, yerel yönetimler. İstanbul'u alacağız, Ankara'yı alacağız, Bursa'yı alacağız, Denizli'yi, Mersin'i, Adana'yı alacağız.

YARGI BAĞIMSIZLIĞI

Biz adaleti, hakkı ve hukuku 80 milyon için değil sadece, bütün dünya için isteyeceğiz. Nazlı Ilıcak, Mehmet Altan, Ahmet Altan hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verildi. Bunlar hangi cebir ve şiddeti kullandılar? Hem cebir hem şiddet deniyor. Bunların elinde benim bildiğim kadarıyla sadece kalem var, silah yok. Birisine saldırmadılar, öldürmediler. Niye bunlar cebir ve şiddetten mahkum ediliyorlar? Az önce ismini okuduğum gazetecilerin hiç birisi CHP'ye oy vermemiştir ama biz düşünce özgürlüğünün önündeki bütün engelleri kaldıracağız dedik. Karar, saraydan alınan talimatla verilen bir karardır. Yargı, bağımsız değil. Kimisine makam, kimisine mevki, kimisine milletvekilliği sözü veriliyor ve satın alıyor. Satılan yargı, yargı değildir. Satılan hakim de hakim değildir. FETÖ'cü diye suçluyorlar. FETÖ'cü diye gazeteci, baklavacı, sanayici, esnaf, memur, profesör, polis buldun, bir tane siyasi yok mu? Bu aynı menzile yürüyenler nerede? Nerede bu FETÖ'cüler? FETÖ'nün siyasi ayağını çıkarmayanlar, tarihin en şerefsiz insanlarıdır.

Ne istedilerse vereceksin, intikamını gazeteciden alacaksın. Ne cebiri, ne şiddeti kardeşim! Bizi kandıracaklarını sanıyorlar. Kimse Anayasa Mahkemesini takmıyor, gücü siyasi otoriteden alıyorlar. Ahmet Şık, Akın Atalay, Murat Sabuncu. Ergenekon, Balyoz yayınlanmamış kitabından hapse atıldı, 20 Temmuz darbesi oldu, aynı Ahmet Şık şimdi bu kez FETÖ'cü diye içeride. Mahkemede hakim karşısındaki dik duruşu ve onuru için içeride. Bir başka konu Deniz Yücel olayı. Deniz Yücel, geçen yıl gözaltına alındı, 14 gün gözaltında kaldı. 365 gün, çoğu hücrede olmak üzere hapis yattı. 366. gün 3 sayfalık iddianame hazırlandı, mahkemeye çıkmadan tahliye edildi. Aynı gün Almanya'ya geri gitti. Deniz Yücel'in tahliye olmasına sevindim. Ama ben sizi biraz geriye götüreceğim. Deniz Yücel için ne dediler? Erdoğan konuşuyor, 'Bu adam terörist, gazeteci değil' diyor. 26 Mart 2017'de, 'Merkel'e dedim ki, sayın şansölye o gazeteci değil, terörist' demiş. 13 Nisan 2017'de, 'Kesinlikle, ben bu görevde, bu makamda olduğum sürece asla vermeyeceğiz' diyor. 'Bu tam bir ajan, terörist bu' diyor. Peki ajan ve terörist ise neden saldınız? Ajan ve terörist değilse seni kim kandırdı Erdoğan?

Büyükada'da sivil toplum kuruluşları bir toplantı yapıyorlardı. 8 kişi hakkında tutuklama kararı çıktı. 2'si Alman ve İsveç vatandaşı. Onları da suçladılar. Nasıl oldu da bir süre sonra serbest kaldılar? Bu çifte standart hukukun neresinde var?

İki Rus casusunu Rusya'ya iade ettiler. Niye iade edildi? Oturduğu koltuğu beş paralık etti bunlar, itibarsız hale getirdi. Türkiye Cumhuriyeti'nin itibarını yerle bir ediyorsun. Bir de dönüp diyorsun ki 'bizde yargı bağımsızdır'. Saraydan talimat diyordum defalarca, bütün kanıtları bunlar. Biz neden adalet yürüyüşünü yaptık? Siz kadıyı satın almışsanız adaleti öldürürsünüz.

ABD İLE İLİŞKİLER

Afrin'de operayon devam ediyor. Erinden komutanına kadar ordumuza müteşekkiriz. Onlar aynı zamanda Mustafa Kemal'in askerleri, Mehmetçikleri. YPG dolayısıyla hükümet, ABD'yi en ağır şekilde eleştirdi, 'YPG'ye destek veriyor, FETÖ'ye destek veriyor' dedi. Haklılar; egemen güçlerin buluştuğu bir yerde aklınızı kullanmadan oyunun parçası olursanız siz kaybedersiniz. Belli bir kararı alırken oturup bütün ayrıntılarını düşünmek zorundasınız. Bölge sadece bizim bölgemiz değil. Birden fazla egemen gücün savaştığı bir bölgeye dönüştü. Tillerson geldi, 3 buçuk saatlik görüşme yaptı. 'Türkiye-ABD ortaklığı' denilerek ortak açıklama yapıldı. Metinde Amerika, 'Afrin operasyonuna açık ve şartsız destek veriyorum' demiyor. 'PYD ve YPG'yi terör örgütü olarak görmüyorum' diyor. Ağır silah vermediğini söylüyor, silahları toplamayacağını da söylüyor. Siz bunun altına hangi gerekçeyle imza attınız? Yarın çıkıp diyecek ki 'Tillerson da bizi aldattı'. Bunların dünyadan haberi yok. 'Biz bu değişikliklere karşı duyarlı olacağız' diyorlar. 3 buçuk saatlik görüşme yapıldı. Bir ülke kendi mevkidaşı ile görüşebilir. Peki, siz bir başka ülkenin Dışişleri Bakanı ile 3 buçuk saat görüşüyorsunuz. Dünyada tercümanlık yapan bir başka bakan yoktur bizim dışımızda. Dışişleri Bakanlığından bir tek görevli bile yok. Tutanak tutulup tutulmadığını da bilmiyoruz. Notlar alınır, banta alınır, devletin arşivine alınır. Büyük bir ihtimalle Zarrab ve Halk Bankası meseleleri görüşüldü, onlar duyulmasın diye bunu yapıyorlar.

Amerika'nın ve Rusya'nın egemenliğinden kurtulun, o çekim gücünün biraz dışına çıkın. İlla 'emperyalist güçler gelecek, onların eşliğinde biz bunu yapacağız'. Onların eşliğinde barışı getiremezsin. (EVRENSEL WEB TV)

Son Düzenlenme Tarihi: 20 Şubat 2018 14:31
www.evrensel.net