Tek adam iktidarı için muhalefetsiz seçim

Tek adam iktidarı için muhalefetsiz seçim

DİB Sekretaryasından Hukukçu Levent Tüzel tek adam ve tek parti bekası uğruna her kesime yönelik cezalandırma ve yargı sopası işletildiğini söyledi.

Derya KAYA
Ankara

Demokrasi İçin Birlik (DİB) Sekretaryasından Hukukçu Levent Tüzel, son günlerde AKP uygulamalarına karşı çıkan her kesime yönelik cezalandırma ve yargı sopası işletildiğine dikkat çekerek, bu sürecin tek adam ve tek parti bekası uğruna yürütüldüğünü belirtti. 

Türkiye’de özellikle son günlerde hukuk alanında alınan kararlar tartışma yaratırken diğer yandan muhalefete yönelik baskı, gözaltı ve tutuklamalar da hız kesmeden devam ediyor. Her gün yeni gözaltı ve tutuklama haberiyle uyanılan ülkede, yargı alanında da tepki çeken kararlara ve evrensel hukuk ilkelerine aykırı uygulamalara imza atılıyor. Demokrasi İçin Birlik Platformu (DİB) sekretaryasından Hukukçu Levent Tüzel, Türkiye’de hukuk alanında alınan dikkat çekici son kararların, gözaltı ve tutuklamaların, 20 Temmuz sonrası yeni bir evreye giren tek adam rejiminin kendi siyasi hedefleri doğrultusunda dolu dizgin gittiğinin göstergesi olduğunu belirtti. En temel demokratik hakların bile işlemez duruma getirildiğini kaydeden Tüzel, siyaset yapma, grev, toplantı, gösteri hakkı ve ifade özgürlüğü gibi hakların büyük bir tehdit altında, kullanılamaz hale getirildiğini söyledi. Tüzel bu sürecin 16 Nisan referandumunun öngördüğü Başkanlık seçimine kadar OHAL ve üstüne eklenen savaş hali koşullarıyla birlikte bütün bir muhalefet üzerinden herkesin susturulmaya devam edileceğini gösterdiğini söyledi. Tüzel: “Başta parlamentoda bulunan HDP işlemez hale getirilerek, vekilleri tutuklanıyor ve vekillikleri düşürülüyor. Bu parti içerisinde görev almış olanlar peyderpey tutuklanıyor. Diğer yandan CHP’nin etkisizleştirilmesi söz konusu. Son operasyona desteğine rağmen biat ettirilmeye çalışılıyor” dedi. 

‘HER ŞEY KOLTUK BEKASI İÇİN’

Son cezalara bakıldığında sosyalistlerden liberallere kadar mevcut AKP rejimi uygulamalarına karşı çıkan her kesimden kişilere yönelik büyük bir cezalandırma ve yargı sopası işletildiğini belirten Tüzel, en temel evrensel hakların ve normların ters yüz edildiğini vurguladı. Tüzel, “Bir yıl boyunca ajanlıkla suçlanan bir Gazeteci Deniz Yücel örneğinde olduğu gibi siyasi ilişkiler çerçevesinde hiçbir gerekçe gösterilmeden bırakılabiliyor, yıllarca gazetecilik, yazarlık yapmış, düşünce insanları darbecilikle suçlanarak müebbede çarptırılıyor. Enis Berberoğlu, zaten herkesçe konuşulan bir nedenden ötürü devlet sırlarını ifşa etmekten cezalandırılıp vekilliği engelleniyor” dedi. Toplumun cendereye alınmış durumda olduğunu kaydeden Tüzel, bütün bu yaşananların tek adam ve tek parti rejiminin bekası uğruna olduğunu vurguladı. “Milli ve yerli” unvanı ekleyerek bütün siyasetin halkın geleceği için değil, iktidar parti ve yöneticilerin bekası ve koltuklarını koruması uğruna yürütüldüğünü belirten Tüzel, bütün ülke ve geleceğin tehlikeli bir sürece sürüklendiğine dikkat çekti. 

‘DEMOKRASİ PAYDASINDA BİRLİKTE MÜCADELE’

 DİB olarak OHAL’in, başkanlık rejiminin, savaş uygulamalarının son bulması ve demokratik esaslara dayalı demokratik laik bir topluma dönüş yapılması için mücadele yürüttüklerini belirten Tüzel, “Bu gelişmeler karşısında birlikte bir mücadeleyi, direnç göstermeyi ve bu rejimin bütün bir toplumu çözülmeye götürmesine son vermeyi görev olarak benimsemiş durumdayız” dedi. DİB olarak çağrıların da bu yönde olacağını kaydeden Tüzel, “Başta CHP olmak üzere, demokrasi ve barış kaygısı olan her kesimin demokrasi paydasında birlikte hareket etmesi ve çözüm üretmesini öneriyoruz” dedi. 


BU TAHAMMÜLSÜZLÜK NEDİR?

Demokrasi İçin Birlik (DİB) Plaformu, Afrin operasyonunun akabinde başlayan sosyal medya gözaltıları/tutuklamaları ve olağanüstü hal (OHAL) sürecini eleştiren bir bildiri yayımladı. 

“Kutuplaştırma ‘Ya iktidarın yanındasınız ya da düşmanısınız’ noktasına gelmek üzere” denilen bildiride siyasi iktidara ve yurttaşlara çağrı yapıldı. 

OHAL KHK’lerinin ülkenin tamamını cezaevine çevirdiğini ifade eden DİB, “ Savaş ortamının kışkırttığı milliyetçiliği ve şovenizmi arkasına alan siyasi iktidar en küçük bir itiraza bile tahammül göstermiyor. Bu tahammülsüzlük nedir?” diye sordu.

İKTİDARA VE YURTTAŞLARA ÇAĞRI

İktidara ve yurttaşlara çağrı yapan DİB, “Siyasal iktidarı, bu hukuksuz gözaltı ve sindirme operasyonlarına son vermeye, bir an önce OHAL’i kaldırmaya ve demokrasinin en temel ilkesi olan ‘düşünce açıklama hakkı’nın korunması konusuna duyarlı olmaya çağırıyoruz” derken yurttaşlara da “Türkiye’de düşünce özgürlüğü, ifade özgürlüğü vardır. Hepimizin ülkemizdeki gidişat ile ilgili söz söyleme hakkı, özgürlüğü, sorumluluğu vardır. Kamuoyunu, kayıtsız şartsız, hangi görüşte olursa olsun, bu hak ve özgürlüğe sahip çıkmaya çağırıyoruz!” denildi. (HABER MERKEZİ)


 

www.evrensel.net