Öğrenilmiş çaresizlik

Öğrenilmiş çaresizlik

Balıkesir’de belediyeden iş isteyerek kendini yakan Mustafa Birgül de çaresizlerdendir, İzmir İŞKUR önünde “Açım aç” diye bağırıp soyunan vatandaş da

Fırat TURGUT

1967 yılında, köpekleri kullanarak yaptıkları bir deneyin sonucunu değerlendiren Martin Seligman ve Steven F. Maier, ortaya yeni bir kavram attı. Bu kavramın bulunmasını sağlayan deney şu şekildeydi: Köpekler 3 gruba ayrıldı. Birinci gruptaki köpeklere şok verildi ve şoktan kaçmaları engellendi. İkinci gruptaki köpeklere yine şok verildi, şoktan kaçmaları engellenmedi. Üçüncü gruptaki köpeklere ise şok verilmedi. Birinci gruptaki köpekler şoktan kurtulmaya çalıştı ancak engellendikleri için kurtulamadı. İkinci gruptaki köpekler bir düğmeye basarak şoku durdurdu. (Bu, basabilecekleri bir düğme olmayan birinci gruptaki köpeklerin de şoktan kurtulmasını sağladı)

Deneyin, tüm gruplara da şok verilen ve kaçmaları engellenmeyen ikinci aşamasında ise gözlenen şuydu: İlk aşamadaki ikinci ve üçüncü gruptaki köpekler kaçtı. Birinci gruptaki köpekler ise bir süre koştuktan sonra, kaçma olanakları olmasına rağmen yere uzanarak şokun bitmesini bekledi. Seligman ve Maier deneyin sonucunda ortaya çıkan duruma öğrenilmiş çaresizlik dedi.

***

Bir hayvanın patisinden ya da bir insanın elinden geleni yapmış olmasına rağmen istediği şey hayat bulmadığında karşı karşıya kaldığı durumdur çaresizlik... Öğrenilmiş çaresizlik ise Seligman ve Maier’ın deneyinden hareketle, istediği şeyin hayat bulmayacağı empoze edilen bir canlının artık çaba göstermemesi şeklinde tanımlanabilir.

Üniversite sınavına sadece 5 dakika geciken öğrencinin sınav salonuna alınmadığında evinin yolunu tutması bir çaresizliktir... Aynı öğrencinin bir dahaki sene 5-10 dakika geç uyandığı için sınava girmekten vazgeçmesi öğrenilmiş çaresizlik... Kendisinden istenen sayıda malı öğle yemeği molasında bile çalışmasına rağmen üretemeyen bir işçinin, fabrikadan kovulduğunda çıkış kapısına yönelmesi bir çaresizliktir. Aynı işçinin girdiği başka bir fabrikada kendisinden böyle bir talepte bulunulduğu anda itiraz etmeyerek çıkış kapısına yönelmesi öğrenilmiş çaresizlik... Çaldığı tüm kapılar açılmayan ya da açılsa bile yüzüne kapanan bir işsiz çaresizdir. Ancak bu durumu kabullenerek kapı çalmaktan vazgeçen işsiz çaresizliği öğrenmiştir...

“Bir kış boyunca param olmadığı için gardırobumu yakarak mı ısınırdım?” diyen Ahmet Çakmak isimli es-naf mesela, çaresizdir. Bundan dolayıdır ki 2001 krizinde dönemin başbakanının önüne yazar kasa fırlatmıştır.

Sık sık kendinden önceki dönemi hedef alan ve yazar kasa örneğini de hatırlatan şimdiki Hükümetin ekonomik “başarısından” nasibini alamamış, “Bütün hayatım boyunca çalışmama rağmen, hayatı boyunca cezaevinde yatıp dışarı çıktığında hiçbir şeyi olmayan bir insanla aynı durumdayım” diyen Sıtkı Aydın da çaresizdir. Zira Meclis önünde kendini yakmıştır. 

Balıkesir’de belediyeden iş isteyerek kendini yakan Mustafa Birgül de çaresizlerdendir, İzmir’de İŞKUR önünde “Açım aç” diye bağırıp soyunan vatandaş da...

“Başka yol bırakmadılar” diyerek iş bırakan işçinin durumu da aynıdır. Çaresizlerin ortaklaştığı nokta ise seçeneklerin tükenmesine rağmen iyi ya da kötü, doğru ya da yanlış bir seçenek aramaya devam etmeleri, hatta yaratmalarıdır. Ve aslında, çaresizler hükümetlerin ve patronların aslında hiç de hoşlanmadığı bir kesimdir.

Elbette bunu, hayatın her alanında tarikatlara her türlü toleransı tanıyan, bilimsel eğitimi malum sebeplerle öcü belleyen ve hayvanat bahçesi müdürünü TÜBİTAK gibi “bilimsel” bir kurumun başına atayan bir hükümetin bilinçli bir tercih yapamayacağının bilincinde olarak söyleyebiliriz ki çaresizliği kabullenenler ise Hükümet nezdinde çaresizler gibi değildir.

Ellerinden geleni yaptıktan sonra çaresiz kalmışlardır ve bu çaresizlikleri kendilerine öğretilmiştir artık. Çaldıkları kapıların yüzlerine kapanmasından ötürü kapıları çalmaktan, “Borcunu ödemeden yok” diyen esnaftan tekrar borçla alışveriş yapmaktan, bir süre sonra kuru ekmek bile aramaktan vazgeçmişlerdir... Ve öğrenilmiş çaresizliği yaşayanlar nihayetinde ölümde çare aramıştır.

2017’de, çoğu ekonomik sebeplerden dolayı 89 işçi intihar etti mesala. 2018’in ocak ayında 6 işçi... Temennimiz, “Artmasın bu sayı” olsun ama daha 10 ayı aşkın bir süre var yılın bitmesine... Peki kimin umurunda? İşin ucunun şu an kendine dokunmadığını var sayan Hükümetin mi? Yoksa kârını artırma peşinde olan patronların mı?

***

Evet ne diyorduk? Köpekler... Deneyin üçüncü aşaması da olsaydı. Seligman ve Maier, yere yatarak şokun bitmesini bekleyen köpeklerin, bir yolunu bulup kurtulmayı başarabilmesini gözlemleseydi. Öğrenilmiş çaresizliğin sonu mu denirdi buna? Sonra tüm köpekler bir araya gelip şoka bir son verseydi...

 

www.evrensel.net