‘Nefret ortamı kimlikleri gizlemeye zorluyor’

‘Nefret ortamı kimlikleri gizlemeye zorluyor’

Kendine 'Kürt' diyenlerin yüzde 5 azalmasını değerlendiren Psikolog Güldiken 'Oluşan nefret ortamı insanları kimliklerini gizlemeye zorluyor' dedi.

Serpil BERK
Diyarbakır 

Kadir Has Üniversitesi geçtiğimiz günlerde “Türkiye’nin önemli sorunları” başlıklı bir anket düzenledi. Ankete göre geçtiğimiz yıla oranla kendini Kürt olarak ifade edenlerin oranında yüzde 5’lik bir azalma yaşandı. Anket sonuçlarını Mezopotamya Psikologlar Platformu Üyesi Psikolog Şiyar Güldiken ile konuştuk. Nefret söyleminin arttığına dikkat çeken Güldiken, ‘Maalesef şu anda var olan bu nefret ortamı o kadar tehlikeli boyutlara ulaşmış durumda ki; gelinen aşamada insanlar kimliklerini gizleyerek kendilerine güvenli bir alan oluşturmaya çalışıyor” dedi. 

‘İNSANLAR ADALET ARAYIŞINDA DAHİ YIKIMA UĞRUYOR’

“Şu an içinde bulunduğumuz ruh hali, korku ve nefretin en üst boyutunu gösteriyor” diyen Güldiken şöyle konuştu: “En üst makamdan başlayarak milyonların gözü önünde kullanılan ayrıştırıcı dil ve halkın vekalet verdiği seçilmişlerin Meclisteki tarz ve üslupları olumsuz rol-modellere sebep oluyor. Özellikle 15 Temmuz 2016 tarihinden sonra toplumda oluşan güvenlik kaygısının, bugün daha üst bir boyuta ulaştığını söyleyebiliriz. İnsanlar, dünyanın en temel haklarından olan adalet arayışı ve talebinde dahi yıkıma uğramaktadır. Adalet talebi ve arayışı, insanı iyileştiren bir olgudur. Hangi dünya görüşü, hangi din olursa olsun hep adil dünyayı hedefler ve öğretisi de bu yönde olur. Dolayısıyla bu temel haktan mahrum olma ya da bu hak temelli arayışın olumsuz sonuçlanması, bireyin kendini ifade etmesinin önünde engel oluşturmaktadır.”

‘NEFRET, KOLEKTİF NEFRETE DÖNÜŞTÜ’

Son dönemde nefret söyleminin yoğunlaştığını belirten Güldiken, “Öteki ya da terörist gibi suçlar atfedilen bir toplumun bireylerinin kendini açıkça ifade etmesi beklenebilir mi? Maalesef şu anda var olan bu nefret ortamı, o kadar tehlikeli boyutlara ulaşmış durumdaki gelinen aşamada insanlar kimliklerini gizleyerek kendilerine güvenli bir alan oluşturmaya çalışmaktadır. Yaratılan nefret ortamı, insanların ötekileştirilen ve suç atfedilen kimliklerden birine sahip olduğunu ifade etmeleriyle birlikte baştan olumsuz bir potansiyeli düşündürüyor. Dünyanın her demokratik ülkesinde var olan oy verme yani siyasi tercih üzerinden dahi artık bir algı oluşmuş durumdadır. Tıpkı bir fanatik taraftarlık duygusu oluştuğunu ifade edebilirim. Kendi grubundan, dilinden, dininden hatta cinsiyetinden olmayanı öteki görmek başka bir boyuta, kolektif nefrete dönüşmüştür. Kolektif nefret, kendinden olmayanı insanlık dışı yaratıklar olarak görme, öyle algılama ve ona öyle davranışta bulunma olarak tanımlanmaktadır. Bu tanım bize açıkça her şeyi anlatıyor aslında. Kendini rahatlıkla ifade edemeyen bir kesim var ve korku hali mevcut. Doğuştan getirilen bazı özellikler -etnik yapı gibi- değiştirilemeyeceğine göre ve resmi rakamlarda bir nüfus azalması olmadığına göre; kendini ifade edememek kendini koruma davranışından kaynaklanıyor olabilir” dedi.

‘EMPATİ KURMAYAN TOPLUMSAL KESİMLER VAR’

Toplumda  şu anda hakim olan temel duygunun, kendinden olmayan ile aynı ortamda yaşama isteğinin azalması olduğunu söyleyen Güldiken şu değerlendirmede bulundu: “Hatta bu istek yok olmak üzere diye ifade edebiliriz. Bu anketin bir bölümünde ‘kimle komşu olmak istemezsiniz’ sorusuna cevap, ‘kendim hariç hiç kimseyle’ çıkıyor neredeyse. Bu kadar kendine yabancılaştırılmış, değerlerinden uzaklaştırılmış birey ve toplum, duygusal bir kopuşun kaygısını yaşıyor. Bu kaygı bireyin gelecek algısı, kurgusu üzerinde de olumsuz etkiler yaratıyor. Birbiriyle empati kurmayan, birbirinin acısını paylaşmayan bireyler, toplumsal kesimler var maalesef. Çevremizde olup bitenlere bakalım. Yanı başımızda yakın tarihte bir doğa olayı olan deprem meydana geldi. Orada mağdur olanlarla dayanışmak yerine “Keşke hepsi ölseydi” söylemi, temel ahlaki değerlerin ne derece aşındığını gösteriyor. Bu cümle derinlikli analiz edildiğinde, mağdur insanlarda duygusal olarak birlikte yaşamı sorgulamaya götürebilir. Evet, böyle bir tehlike var maalesef.”

www.evrensel.net
ETİKETLER Şiyar Güldiken