Doğum sonrası depresyonun belirtileri

Doğum sonrası depresyonun belirtileri

Doğum sonrası depresyon nedir, anne ile bebek arasındaki ilişkiyi nasıl etkiler, nedenleri nedir, doğru bilinen yanlışlar neler?

Annelik hüznü ile karıştırılarak tedavisi geciktirilebilen doğum sonrası depresyon, yeni doğum yapmış annelerin yüzde 10-20’sinde görülüyor. Fiziksel ve duygusal olarak değişikliklere yol açan bu hastalık tedavisiz kaldığında hem annenin hem bebeğin yaşam kalitesini belirgin şekilde bozuyor, kronikleşebiliyor ve anne-bebek ilişkisini olumsuz etkileyerek uzun dönemde bebeğin de psikososyal gelişimini olumsuz etkiliyor. Üstelik sanılanın aksine ‘lohusalık dönemi’ ile sınırlı değil. 

Psikiyatri Uzmanı Dr. Gökşen Yüksel Yalçın “Annelik hüznü doğumdan sonra başlar, duygusallıkta artış ve hassaslaşma gibi, depresyona göre hafif şikayetler vardır ve en geç 2-3 haftada ortadan kalkar. Sıklıkla tedaviye ihtiyaç duyulmaz. Ancak bu belirtiler ağır bir depresyonun öncül belirtileri de olabileceği için dikkatli olunmalıdır” dedi. Doğum sonrası depresyonun ise psikiyatrik bir hastalık olduğunu, yaklaşık 3 hafta içinde şikayetler ortadan kalkmazsa mutlaka tedavi gerektirdiğini vurgulayan Dr. Gökşen Yüksel Yalçın, doğum sonrası depresyonda en sık görülen 6 belirtiyi anlattı.

NEDENLERİ

İLGİ VE İSTEK KAYBI

Yeni anne, daha önce keyif aldığı hiçbir şeyden keyif alamaz hale gelir. Sosyalleşmekten, yakınları ve sevdikleri ile görüşmekten kaçınır. İçinden bir şey yapmak gelmez. Mutsuzluk hali içinde yeni doğan bebeği ile yeterli oranda yakınlaşamaz ve kaliteli zaman geçiremez.

YETERSİZLİK VE SUÇLULUK DUYGUSU

İçinde bulunduğu tablo nedeniyle bebeğiyle yeterli derecede ilgilenemeyen annede belirgin suçluluk duyguları ve yetersiz bir anne olduğuna, ilerleyen dönemde de bebeğe iyi bakamayacağına dair hatalı algı gelişebilir. Bu düşünceler anneyi hem daha mutsuz yapar hem de sosyal ilişkilerinde belirgin bozulmaları beraberinde getirir.

ÖZ BAKIMDA AZALMA

Depresif tablo içinde olan annede öz bakım belirgin azalır ve çoğu zaman gün boyunca saçını dahi taramaz, dişini fırçalamaz, duş almaz. Çevresinden gelen tepkiler ile geçici olarak toparlansa da öz bakımdaki azalma tekrar dikkat çekici hale gelir.

YOĞUN AĞLAMALAR

Her ne kadar “Annelik Hüznü”nde de ağlamalar görülse de “Doğum Sonrası Depresyon”daki ağlamalar daha yoğundur ve hem hasta hem de çevresi tarafından dikkat çekicidir. Hasta bu ağlamalarla baş edemez. Durumsal olmaktan çıkıp herşeye ağlama şekline dönüşebilir.

UYKU VE İŞTAHTA BOZULMA

Yenidoğan bebekle birlikte annenin uykusunun bozulması beklenir ancak “Doğum Sonrası Depresyon”da anne ya uyumak istese de uyuyamaz ya da annede aşırı uykululuk hali vardır. Yataktan çıkmakta belirgin zorlanabilir. Yine iştah açısından bakıldığında iştah kaybı olabildiği gibi bu dönemde olan aşırı yemek yeme hali de dikkat çekicidir.

ÖLÜM DÜŞÜNCESİ

Kendisine veya bebeğine dair ölüm düşünceleri gelişebilir. Bu düşüncelerin varlığı, plana ve hatta eyleme dökülmesi kişide acil psikiyatrik başvuru ve tedavi gerektiriyor.

DOĞRU BİLİNEN YANLIŞLAR

LOHUSALIK DÖNEMİ İLE SINIRLI!

Yanlış: Doğum sonrası depresyon, sanılanın aksine ‘lohusalık dönemi’ ile sınırlı değil. Bu yanlış inanış hastalığın tedavisini geciktiriyor.

TEDAVİYE GEREK YOK! 

Yanlış: Doğum sonrası depresyonun psikiyatrik tedavi olmaksızın kendiliğinden geçeceğine dair olan yanlış inanış da sürecin uzamasına ve tedavinin hem daha geç hem daha zor olmasına yol açıyor.

EMZİRİRKEN İLAÇ KULLANILMAZ! 

Yanlış: Emzirme sürecinde psikiyatrik ilaç kullanılamayacağı şeklindeki hatalı inanış da yine yeni annelerin yaşam kalitesini bozmakla kalmıyor, bebeğin de anne ile olan ilişkilerini tamiri zor şekilde zedeleyebiliyor. Bu süreçte psikiyatrik destek almanın şart olduğunu vurgulayan Dr. Gökşen Yüksel Yalçın, annelere emzirme sürecine zarar vermeyen, bebeği de dikkate alan bir tedavi süreci uyguladıklarını, ilaç ve ilacın dozuna karar verirken kişiye özel değişkenlerin de dikkate alındığını söylüyor. (HABER MERKEZİ)

www.evrensel.net
ETİKETLER sağlık