Anayasal hakkı kullanmanın neresi ayıp

Anayasal hakkı kullanmanın neresi ayıp

TEKSİF Sendikası üyesi Teksim işçilerinin sendikalı olarak işe geri dönme mücadelesi devam ediyor. Direnişlerinde 10 günü geride bırakan işçiler, talepleri kabul edilmeden geri adım atmayacaklarını söylüyor. İşçilerden İbrahim Erol ise “Anayasal hakkı kullanmanın neresi ayıp” diye sordu.Merter Bölgesi

Sevim Güngör / Sırrı Yıldız

Merter Bölgesinde TEKSİF’in örgütlenme çalışması yürüttüğü işyerlerinde de baskıların arttığını aktaran işçiler, bu sebeple Narin Triko önüne yürüyüş yaparak baskıların son bulmasını istedi.

Direnişteki işçilerle neden işten atıldıklarını ve mücadelelerini nasıl sürdürdüklerini görüştük.

6 yıldır Teksim’de çalışan Gökhan Güdek, 3 yıldır fabrika içerisinde örgütlenme çalışmaları yürüttüklerini, bu çalışmanın sonucunda 12 saat olan çalışma sürelerini 8 saate düşürdüklerini kaydetti. 36 işçinin iş yüklerinin artırılmasına tepki gösterdiği için işten atıldığını aktaran Güdek, patronlarının “İşten atılan işçilere tazminatları vereyim ama işe almam” dediğini, bunu kabul etmelerinin mümkün olmadığını söyledi. Güdek, amaçlarının tazminat almak olmadığını, sendikalı olarak insani koşullarda çalışmak istediklerini ifade etti.  

DİRENİŞLER YAYILACAK

4 yıldır Teksim’de çalışan Mecnun Uçakçı, haksız yere işten atıldıklarını, buna tepki göstermek için 10 gündür direnişte olduklarını söyledi. Uçakçı şunları söyledi: “Sendikal hakları Türkiye’nin kanayan yarası olarak görüyorum. Neden derseniz şu anki hükümet işçilerin oylarıyla iktidar olmuştur. Çünkü bu ülkenin üçte birini işçiler oluşturmaktadır. Hükümetin yaptığı yasalar, açıklamalar, aldığı tutumlar hep işverenin yanında olduğunu göstermektedir. Sanki bu ülkeyi işverenler yönetiyor. Burada üreten de emek sarf eden de işçilerdir. O yüzden de en güzel haklara sahip olması gereken de işçilerdir.”

Uçakçı Antep’te süren direnişle ilgili olarak “Onların ve bizim isteklerimiz farklı. Onlar ücretlerinin yükseltilmesini bizse işimize geri alınmayı istiyoruz. Ama aslına bakarsanız aynı şey için mücadele ediyoruz o da sınıf mücadelesi. İstanbul’da, Antep’te Türkiye’nin başka bir yerinde olsun hep aynı manzara, hep işçiler eziliyor, hep işçi sorumlu tutuluyor her şeyden. Artık işçilerde dayanma gücü kalmamıştır. Ben inanıyorum ki Türkiye’de direnişlerin sayısı artacaktır. Biz burada 2 sene önce 22 kişiyle 12 saat iş saatini 8 saate indirdik niye 100, 200, 1000 kişiyle daha fazlası elde edilmesin” diye konuştu.

İŞÇİLER SENDİKALARA ÜYE OLSUN

5 yıldır Teksim’de çalışan Ali Bircan ise patronlarının direnişten rahatsız olduğunu, kendilerini bir otele davet ederek tazminatlarından da fazla para teklif ettiğini aktardı.

Bu teklifi kabul etmediklerini ve direnişi sonuna kadar sürdüreceklerini söyleyen Bircan, bu direnişin diğer fabrikalara da etkisi olacağını belirterek, “Şu anda başka firmalarda da işçilere eziyet ediliyor. Mesela Narin Tekstil’de işçilere bağırılıp küfrediliyormuş. Bunun da önlemini alacağız o arkadaşlara da destek veriyoruz. Antep’i de  aynı şekilde destekliyoruz. Herhangi bir mücadele içindeki bütün işçi arkadaşları destekliyoruz. Bunu işverenlerin görmesini istiyorum” dedi.

Süleyman Aydın, “Ben sendikaya 40 yaşımdan sonra üye oldum. Çünkü Türkiye koşulları gittikçe ağırlaşıyor. Sosyal koşullar, sağlık koşulları bütün insanları etkiliyor. Bireysel olarak hakkımızı aramaya gittiğimiz zaman bizi kapının önüne koyuyorlar. Bütün işçilere sesleniyorum sendikalara üye olsunlar. Birlik içinde mücadele etsinler haklarını arasınlar” diye konuştu.(İstanbul/EVRENSEL)


İÇERDE BASKI VAR

Mevcut yasaların işçileri korumadığını söyleyen Sebahattin Özkan, kıdem tazminatlarının da gasp edilmek istendiğini, yeni anayasanın sendikalara sorularak, onların da görüşleri alınarak hazırlanmasını istedi. İbrahim Erol, sendikalı olan işçilere yanlış bir şey yapmış gibi bakıldığını belirterek, “Anayasal hakkı kullanmanın neresi ayıp” diye sordu. 36 arkadaşlarının işten çıkartıldığını, onlara destek vermek için ziyaret gerçekleştirdiklerini söyleyen Sultan Somuncu, fabrikanın içindeki durumu şöyle anlattı “Yöneticiler tarafından gözetim altındayız takip ediliyoruz. Çoğunluk olarak işçiler arkadaşlarımızı destekliyor ama biraz da çekinip korkuyorlar.” Şefinin muhbirlik yapmasını istediğini bunu kabul etmediği için baskı gördüğünü ancak savcılığa yaptığı şikayetin ardından baskıların azaldığını anlatan Bekir Kandemir, “Ben daha önceden uyuyordum. Buradaki arkadaşlar sayesinde uyandım. İşçilere en büyük tavsiyem uyanmalarıdır” dedi.

BOZ’A RAHAT YOK!

İşçiler, Teksim patronu Haldun Boz’u oturduğu konaklarda ziyaret ederek kendi deyişleriyle ‘beraber iftar açmak’ istediler. Ancak Boz’un oturduğu siteye giremediler. İşçiler de Boz’un kendileriyle görüşmemesi üzerine sitenin önünde iftarlarını açtılar. Bu sırada 4 otobüs çevik kuvvet polisi işçilerin etrafını sardı. İftarları açan işçiler, patronları Boz’u protesto ettikten sonra eylemlerini sona erdirdiler. Bu arada direnişteki işçilere Sarıyer Belediyesi’nden 40 koli Ramazan kumanyası dağıtıldı. 

www.evrensel.net