3. havalimanı ile ilgili açılış baskısı ölüm getiriyor

3. havalimanı ile ilgili açılış baskısı ölüm getiriyor

3. havalimanı inşaatında çalışan İş Sağlığı ve Güvenliği (İSG) Uzmanı, çalışma koşullarına ve iş güvenliği önlemlerine ilişkin Evrensel'e konuştu.

Vedat YALVAÇ
Fırat TURGUT
İstanbul

İş cinayetleri ile gündeme gelen 3. havalimanı inşaatında her şey hız üzerine kurulu. Çünkü inşaatta hız para demek. Hafriyat kamyonları taşıdıkları hafriyat kadar para alırken, 15 kilometre uzaklıktaki kampta kalan işçiler de otobüslerle şantiyeye aynı hızda getiriliyor. İş yapımı sırasında görülen eksiklikler ise inşaat durmasın diye görmezden geliniyor. Buna bir de inşaatın, Cumhurbaşkanının katılımıyla 29 Ekim’de yapılacak açılışa yetiştirilmesi baskısı eklenince ölümler de kaçınılmaz oluyor. İnşaatta çalışan İş Sağlığı ve Güvenliği (İSG) Uzmanı gelinen noktayı şu sözlerle anlattı: “Trafik kontrolü hiç yok. Haftada bir kamyon ya da otobüs devriliyor. İnsan alışıyor artık. İş güvenliği ekipleri kendi işini düzgün bir şekilde yapmak istiyor. Ancak patronların baskısı karşısında sınırlı kalıyor.” 

'PARAMIZI PATRONLARDAN ALIYORUZ'

29 Ekim 2018 tarihinde açılışının yapılacağı söylenen 3. havalimanı iş cinayetleri ile gündem olmaya devam ediyor. Bakanlığın firmalara “Acele edin 2019 seçimlerinden önce hazır olsun” baskısı yaptığı iddialar arasında. Çalışma koşullarına ve iş güvenliği önlemlerine ilişkin bilgi aktaran ve işten atılma tehlikesi nedeniyle ismini yayınlamadığımız İSG Uzmanı şöyle konuştu: “İş güvenliği genel olarak Türkiye’de sorun. Teorik olarak da pratik olarak da gördüğümüz için pek çok iş güvenliği uzmanı patronların yanında değil, patronlara karşı bir tavır içinde. Uygunsuzluğu gördüğümüzde kapatmaya çalışıyoruz. İş güvenliği anlamında iş güvenliği ekipleri kendi işini düzgün bir şekilde yapmak istiyor. Ancak patronların baskısı karşısında sınırlı kalıyor. Çünkü paramızı patronlardan alıyoruz”

'İŞÇİLERİN KORUNMASI İŞİN BİR PARÇASI OLARAK GÖRÜLMÜYOR'

İşçilerin korunması, uygun donanım sağlanmasının işin bir parçası olarak görülmediğine dikkat çeken İSG Uzmanı, “Emniyet kemeri, korkuluk iş güvenliğine ilişkin pek çok önlem göz ardı edilmek isteniyor. İlk başlarda daha güvenliymiş. Ancak işin hızlandırılması ile birlikte göz ardı ediliyor. Biz elimizden geleni yapıyoruz burada ancak bazı noktalarda işin yürümesi adına proje müdürleri dahil oluyor buna, başkaları dahil oluyor, baskılıyorlar. 

Ana firma uygunsuzluğu bize bildiriyor. Biz o uygunsuzluğu bazen kapatabiliyoruz, bazen de kapatamıyoruz. Çünkü işin yürümesi lazım. Mesela vinçteki bir bağlama aparatının değişmesi gerekiyor, ancak vincin kullanılması da gerekiyor, yedek aparat olmuyor. Mecbur kullanılıyor.” 

'KAMYON VE OTOBÜSLERİN DEVRİLMESİ SIRADAN BİR OLAY'

1500’ü kamyon, 2 bin 100 aracın kullanıldığı projede trafik kontrolünün hiç olmadığına dikkat çeken İSG uzmanı, “Haftada bir kamyon ya da otobüs devriliyor. İnsan alışıyor artık. Yollar çamurlu asfalt değil. Kamyonlar ne kadar yük taşırsa o kadar para alıyor. Öte yandan işçiler havalimanına 10-15 kilometre uzaklıktaki kampta kalıyor. Otobüsler de acele etmek istiyor binlerce kişiyi yetiştirmek için. Otobüs sorunu hep var. İşçiler yetişmek için sürekli koşturuyor. Çoğu zaman ayakta gidiyor” diye konuştu. 

'KORKULUK OLMADIĞI İÇİN BİR İŞÇİ YAŞAMINI YİTİRDİ'

Korkuluk olmadığı için terminal binasında 2-3 hafta önce bir işçinin düşerek yaşamını yitirdiğini aktaran İSG uzmanı olayı şöyle anlattı: “Korkuluk olması gereken bir yerde ya bir gün önce biri kaldırmış ya da hiç korkuluk koyulmamış oraya. İşçi de fark etmediği için boşluktan düşmüş ve ölmüş.” 

'SOSYAL MEDYA EKİBİ VAR'

Havalimanı inşaatında en bilginin dışarı sızması da büyük bir sorun. Bilginin dışarı sızmaması için yoğun bir baskı uygulandığını belirten İSG uzmanı, “Ana yüklenici firmanın inşaat dışında sosyal medyayı ekibi var. Yorum yapan, paylaşımda bulunan biri varsa tespit ediliyor. O yüzden kimse sosyal medyaya bir şey yazamıyor. Yazanları da gönderiyorlar” diye konuştu.

{{345354}}

İSİG: YARI AÇIK CEZAEVİ GİBİ

İşçi Sağlı İş Güvenliği (İSİG) Meclisi Genel Kordinatörü Murat Çakır

İşçilerin barınma sorununa ilişkin önceki gün yaptıkları eylemi hatırlatarak sözlerine başlayan İşçi Sağlı İş Güvenliği (İSİG) Meclisi Genel Kordinatörü Murat Çakır, “3. havalimanı inşaatı yarı cezaevi gibi. Şu ana kadar dikkat ettiysen içeriden hiç fotoğraf gelmiyordu. Bitme aşamasında olduğu için fotoğraflar geliyor. O işçilerin çalışma koşullarını bunun üzerinden düşünmek lazım. Tüm yeşilliği kestikleri için orası artık balçık gibi bir yer oldu. İnşaat alanı bir kere çok pis, tuvaletinden yatakhanesine kadar her taraf çamur. Öte yandan 24 saat çalışma düzeni var. Yemekler çok kötü. Servisleri geciktirdikleri için kamp alanına gidene kadar yemek bitiyor” diye konuştu.

'TAŞERONUN OLDUĞU YERDE HİÇBİR ŞEY YOKTUR'

“Taşeronun olduğu yerde hiçbir şey yoktur” diyen Çakır şöyle devam etti: “Ana firmanın altında 1500 taşeron şirketin olduğu söyleniyor. Taşeron sistemini zaten biliyoruz. İşçilerin asgari geçim indirimini(AGİ)  bile yatırmıyorlar. İşçilerle görüştüm. Ana işverene başvurmuşlar, onlar da ‘Biz verdik, onunla sizin aranızda’  yanıtını almışlar. Çalışma koşullarını geçtim ücret konusunda bile böyle bir durum mevzubahis. Çalışan sayısını 40 bine çıkarmayı hedefliyorlarmış. En iyi iş güvenliği önlemi sendikalaşmaktır. Kaç tane işçi sendikalıymış söylesinler. İşçiler sendikalaşmak istese izin veriyorlar mıymış söylesinler. 

Bir bütün olarak Türkiye için söylenen şeyler billur hale gelmiş durumda. Sıraladığımız her türlü sorun bir yerde bu kadar açığa çıkar mı?” 

'HÜKÜMETİN UTANMASI LAZIM' 

İktidarın 3. havalimanı projesinin en büyük proje olması ve Avrupa’nın en büyük havalimanı olması ile övünmesini hatırlatan Çakır şöyle devam etti: “ Şu çalışma koşullarına bak. Hükümetin bu durumdan utanması gerekiyor. Bakanlığa sormak gerekiyor; bu 27 işçi ölümüne dair ne oldu, bu işçiler öldükten sonra iş güvenliği önlemleri alındı mı bir daha tekrarlanmaması için, yaşanan iş cinayetine ilişkin ceza davası açıldı mı, tazminatları ödendi mi? Buna benzer bir sürü şey sorulmak zorunda. Açlık var, barınma sorunu var, ısınma sorunu var, uzun çalışma saati var, 1500 taşeron var, sürekli bir işçi sirkülasyonu var... Yani ortada böyle bir keşmekeş durum var.”

ÇALIŞMALARA HIZ VERİLDİ

Şubat sonunda Cumhurbaşkanı Erdoğan 3. havalimanına gitmeyi planladığını ve bu nedenle de belli kısımların bitirilmesi için çalışmanın iyicene hızlandırıldığını belirten Çakır, “3. havalimanının açılışı 29 Ekim 2018 tarihine yetiştirilmek isteniyor. Bunun için de hızlandırılmış çalışmalar. Hiçbir işçi ölmesin 29 Ekime yetişmesin de 2 sene sonrasına yetişsin kardeşim. Ama hem siyasi olarak hem de para olarak amaçlar insan canından daha ön  plana çıkıyor” diye konuştu.


DEV-YAPI-İŞ: MEGA PROJELER İŞÇİLERİN KANLARI PAHASINA YÜKSELİYOR

DİSK’e bağlı Dev-Yapı-İş, 2017 yılında en az 453 inşaat işçisinin hayatını kaybettiğini hatırlatarak “Mega projeler işçilerin kanları pahasına yükseliyor” dedi.

'GERÇEK SAYI 27’NİN ÜZERİNDE'

Dev-Yapı-İş tarafından yapılan açıklamada şu ifadeler yer aldı: Bu projelerde yandaş inşaat patronları kasalarını doldururken biz inşaat işçilerini de kölece çalışma koşullarına ve iş cinayetleri sonucu ölüme mahkum ediyorlar. Yapılan bu projelerin temeline, harcına alın terimiz ile işçilerin kanı da karışıyor. Bu ‘mega projeler’ işçilerin kanları pahasına yükseliyor. İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG) raporuna göre 2017 yılında iş cinayetlerinde kaybettiğimiz arkadaşlarımızın sayısı en az 2006, inşaatlarda ise en az 453 inşaat işçisi hayatını kaybetti.

Havalimanında bakanlığın açıkladığı gibi ölen işçi sayısının 27 olmadığı, gerçek sayının bunun üzerinde olduğu belirtilen açıklama şöyle devam etti: İddia edildiği gibi 400 işçinin ölüm haberinin gizlendiği iddiasının somutlaşması açısından, gerçek sayının ortaya çıkması açısından şantiyede çalışan üyelerimizden ve tüm dostlarımızdan duyarlı olmasını istiyor ve ellerindeki bilgileri bizlerle paylaşmaya çağırıyoruz. Bakanlık ve ana yüklenici firma İGA yönetimine de şu çağrıyı yapıyoruz: Elinizdeki eski ve yeni tüm çalışan bilgilerini vererek bağımsız bir heyetle birlikte araştırmasını sağlarsanız gerçek iş cinayeti sayısı da ortaya çıkar ve iddiaları çürütmüş olursunuz. Şunu biliyoruz, gerçekler er ya da geç ortaya çıkar. Bunu yapmak yandaş basına reklam görüntüleri yayınlatmaktan daha kolay ve daha inandırıcı olur.

KÖLECE ÇALIŞMA KOŞULLARI

Çalışma koşullarının gün geçtikçe zorlaştığına dikkat çekilen açıklamada “Özellikle taşeron firmalarda İnsanlık dışı koşullarda çalışmak zorunda kalan arkadaşlarımız sağlıksız barınma koşullarından, yetersiz beslenmeden ve yemekhane yetersizliğinden, ulaşım sorunu ve tıka basa binilen işçi servislerinden, ödenmeyen AGİ ve eksik yatan sigorta primlerinden, uzun yemekhane kuyrukları, tarihi geçmiş ürünlerin işçilere verilmesine, özellikle taşeron işçilerin kaldığı kamplara kadar tüm koşullar işçileri isyan ettiriyor. 2015 yılından bu yana 200 binin üzerinde inşaat işçisi bu şantiyeye giriş çıkış yapmış durumda. Özellikle taşeron firmalarda işçiler başka bir iş bulduklarında 3. Havalimanını bırakarak yeni şantiyelere geçiyorlar” dendi. (İstanbul/EVRENSEL)

Son Düzenlenme Tarihi: 15 Şubat 2018 13:50
www.evrensel.net