İşçi sağlığında  yeni dönem: e-reçete

İşçi sağlığında yeni dönem: e-reçete

İşyeri Hekimi Uzm. Dr. Gökmen Özceylan, 2018 yılında fabrika ve işyerlerinde uygulamaya geçilen e-reçete sistemi üzerine yazdı.

Uzm. Dr. Gökmen ÖZCEYLAN
İşyeri Hekimi

2018 yılında işçi sağlığı konusunda yepyeni bir döneme girdik sessiz sedasızca. Artık hastanelerimizdeki ve toplum sağlığı merkezlerindeki gibi e-reçete sistemi uygulamasına başladık. Yani artık fabrika ve işyerlerimizde hastalanan işçi kardeşlerimize e-reçete üzerinden ilaçlar yazılacak. 

Çalışma Bakanlığının 2018 yılı ocak ayından itibaren başlanacağını öngördüğü ve 2017 yılının son aylarından itibaren başlanan çalışması sonucunda ocak ayından itibaren tüm OSGB (Ortak Sağlık ve Güvelik Birimi) ve işyerlerinde hummalı bir çalışmaya başlandı. Tüm firmaların aktif çalışması sonucunda özellikle büyük fabrikalarda ve OSGB’lerde bu çalışma tamamlandı. Bilgisayar yazılım şirketlerinden alınan yazılımlar işyerlerindeki bilgisayarlara yüklendi. İşyeri hekimlerine TÜBİTAK tarafından hazırlanan e-imza kitleri, belirli bir ücret karşılığı aldırılarak sistem başlatıldı. Ancak hâlâ bu sisteme geçemeyen birçok hekim ve işyeri bulunması bu sitemin altyapısı oluşturulmadan başlatılması bir engel olarak önümüzde duruyor. 

ÖNCE AVANTAJLAR

Ben bu uygulamanın işçi sağlığı için önemine değinmeden eleştirmek niyetinde değilim. Her çalışmaya ülkemizde ön hazırlık ve altyapısı sağlanmadan başlanıp zaman içerisinde eksikliklerinin tamamlandığına şahit olan bir işyeri hekimi olarak bu hazırlıksız yakalanma sorununun zamanla aşılacağı görüşündeyim. Bu sistemin özellikle işçi arkadaşlarımızın sağlığı için yaratacağı avantajlarla başlamam gerektiğini düşünüyorum. Öncelikle madde madde bu avantajlara değinmek isterim. 

*İşçi arkadaşlarımıza yazılacak e-reçeteler sayesinde yıllardır fabrika ve iş yerlerinde tozlu revirlerde uygulanmış tedavi protokol defterlerinde kalan tedavi geçmişleri, dijital ortama taşınacak ve hastaların tedavilerine bizlerin daha kolay ulaşabilme olanağını getirecek. Bu durum özellikle kronik hastalığı olan işçi arkadaşlarımızın takip ve tedavisinde çok önemli veriler sağlayacaktır. 

*Yıllardır ülkemizin işçi sağlığı ve işyeri güvenliği konusunda inanılmaz istatistik tutamama veya tutmama sorunumuza ilerleyen dönemlerde engel olabileceğini düşünüyorum. Bu kayıtların özellikle tek bir merkezde toplanması ve tek bir sisteme bağlanması durumunda günlük kaç işçi arkadaşımıza kaç poliklinik hizmeti sunulduğu, hangi tanılar konulduğu, hangi ilaçlar uygulandığı sayılarına ulaşabileceğiz. Bu durumda özellikle herhangi bir işyerinde hangi tip hastalıkların yoğunlaştığı ve hangi önlemlere yönelebileceğimizi daha bilimsel ve daha somut görebilme ve bunun önlemini alabilme olasılığını doğuracaktır. 

*Zaman içerisinde bu sistemin tüm ülkedeki hastane ve toplum sağlığı merkezlerinde yazılan reçetelerle beraber tek bir veri sistemine yönelmesi sağlanırsa, tüm işçi arkadaşlarımıza yazılmış veya tedavisi düzenlenmiş ilaçları işyeri hekimlerinin görmesi sağlanarak tedavide tekrarlara düşme, gereksiz ilaç kullanımını önleme ve etkili ilaç kullanımını sağlaması için çok önemli bir adıma dönüşebilir.

*Yıllardır ülkemizin işçi sağlığı alanındaki en önemli sorunu olarak gördüğüm meslek hastalıkları tanısı konulamaması veya konmasının, engellerle karşılanması sorununa işyeri hekimleri ve işçi arkadaşlarımız için önemli bir olanak sağlayabilir. Bu işyerlerinde meslek hastalığından şüphelenilerek sevk zincirini işletme, ısrarcı olabilme, ve kayıtlarla durum tespiti yapmada önemli bir avantaj sağlayacaktır. Bu durum zaman içerisinde işverenler üzerine baskı oluşturarak her şeyin sağlık alanında sistem üzerinde görülmesi, koruyucu tedbirler açısından iş yeri hekimlerini işverenlere karşı daha güçlü kılabilir. 

OLASILIKLARIN GERÇEK OLMASI İÇİN

Farkındaysanız tüm bu avantajları hâlâ bir olasılık olarak görmekteyim. En önemli sorun ve bugünden sendika ve sivil toplum örgütleri, işçi meclislerinde bu olasılıkların gerçekleşebilmesi için yapmamız gereken görevler mevcut. Bu dönemde özellikle bakanlık üzerinde bir baskı oluşturabilmek gerekmektedir. İşçi arkadaşlarımızın sağlığını bu kadar yakından ilgilendiren bu alanda hemen bir mücadele hattı örmenin ne kadar önemli olduğunu anlatmaya çalışacağım. Eğer bu başlayan yeni e-reçete sistemi sadece eczaneler ve firmalar arasında bir sistem olarak kalırsa bu avantajların hepsi kaçacak ve sadece ilaç maliyetleri ve ilaç takiplerini kolaylaştıracak, sadece ekonomik kaygılarla hayata geçmiş bir sistem olarak kalacak. Bunun önüne şimdiden geçip bu alanı işçi arkadaşlarımızın sağlığı açısından önemli bir kazanıma dönüştürebiliriz. Burada yapılması gereken en önemli baskı bu e-reçete sisteminin tüm işyerleri, fabrikalar ve sağlık birimlerinde ortak bir veri merkezine bağlanması, bu veri sistemiyle hastaneler, sağlık ocakları, özel hastanelerin sistemlerinin birleştirilebilmesi. Bunun kolay olmadığının bilincindeyim ancak artık bu baskının kurulması için bu yeni sistemle beraber tüm altyapı oluşmuş oluyor. İşçi arkadaşlarımızın aldıkları ve alacakları sağlık hizmetlerinin kalitesi, veri ve istatistik yalanlarının önlenmesi, koruyucu yöntemlerin geliştirilmesinin planlamasının yapılabilmesi ve bu kazanımın süreklileştirilmesi için çok önemli bir fırsat olarak görülmelidir.

Çalışma Bakanlığının e-reçete zorunluluğunun getirilmesiyle tüm firmaların bilgisayarlarına veya işyeri hekimlerinin bilgisayarlarına yüklenen yeni programlarda denetlemeler, periyodik muayeneler, işe giriş muayenelerinin, iş kazası tutanaklarının yani işyerinin sağlık ve güvenliğini ilgilendiren tüm kayıt sistemleri bu programlarda mevcuttur. İşyeri hekimlerine e-reçete zorunluluğuna ek olarak diğer koruyucu ve denetleyici verileri de bu sisteme taşımalarını zorunlu kılması sağlanabilir. Eğer bu sağlanırsa fabrika ve işyerlerinde yapılan tüm çalışmalar bir merkezden daha kolay denetlenebilir hale getirilebilir. Sadece ilaç yazımı değil tüm sistem bu verilerle güncel tutulup, özellikle kayıt dışı ile veya sigortasız işçi çalıştırmanın önüne geçmenin yolları açılacaktır. Eğer hükümet bu konuda denetlemelerini sağlamazsa bile o zaman sivil toplum örgütlerinin bunları takip etmesi, veriye dönüştürmesi, toplumsal baskıyı arttırması için veri sağlamaya neden olacaktır. Bütün bu gelişmeler ışığında uygulamanın ileride nasıl bir yöne evrileceği; sadece ilaç maliyetleri açsısından e-reçetede mi kalacağı yoksa işçi arkadaşlarımızın sağlığını gerçekten geliştirmeye mi yöneleceği sadece Çalışma Bakanlığının tercihlerine bırakılmamalıdır. Burada devreye girecek işçi meclisleri, sivil toplum örgütleri, işçi sağlığı alanında çalışan tüm arkadaşların baskısıyla bir fırsata dönüştürülmelidir.

Saygılarımla...

www.evrensel.net
ETİKETLER e-reçete