Güzel Adam Süreyya: Süreyya'nın Beşiktaş'ı

Güzel Adam Süreyya: Süreyya'nın Beşiktaş'ı

Beşiktaş'ın emektar malzemecisi Süreyya Soner'in hikayesini anlatan Güzel Adam Süreyya, 7 yıllık uğraşın sonunda izleyicisiyle kavuştu.

Özgür GÜLTEKİN
İstanbul

Beşiktaş’ın emektar malzemecisi Süreyya Soner’in hayatını konu alan ‘Güzel Adam Süreyya’ adlı belgesel film, geçtiğimiz hafta nihayet izleyiciyle buluştu. Yönetmen Gökçe Kaan Demirkıran’ın 2011’den bu yana tamamlamaya uğraştığı film, Süreyya Soner’in çocukluğundan bugüne kadarki öyküsünü kendi anlatımı ve tanıklıklarla izleyiciye aktarıyor.

‘BAK BU DA BİZİM MALZEMECİ’

Şimdilerde Beşiktaş’ta 37’nci yılını devirmeye hazırlanan Malzemeci Süreyya’nın varlığından haberdar olmam, yanılmıyorsam '94 yılında İnönü Stadı’nda izlediğimiz bir maçta babamın “Bak bu da bizim malzemeci” diye kulübeyi işaret etmesiyle oldu. O zamanlar ortaokul çağlarında olan ben, Süreyya’yı oynamayı bırakmış meşhur bir futbolcu olarak kurmuştum kafamda. Aksi halde Beşiktaşlı futbolcuların yanında ne işi vardı ve neden parmakla gösteriliyordu? Benim o zamanlar kafamı kurcalayan bu sorunun yanıtı filmde çokça örnekle verilmiş. Beşiktaş’ta bugün oynayan yerli ve yabancı oyuncular, efsane Metin-Ali-Feyyaz üçlüsü ve Gordon Milne, muhabirler, televizyoncular, kulüp yöneticileri gibi pek çok insan Süreyya’yı anlatmış, onun ne kadar güzel bir insan olduğundan bahsetmiş.

30 SENE ÖNCE NE İSE BUGÜN DE O

Süreyya Soner

Süreyya Soner emekçi, dürüst ve Beşiktaşlı, başka da bir meziyeti yok. 30 sene önce ne ise bugün de o. Oğlunun da filmde ifade ettiği gibi hep taraftarla var olmuş, çünkü o taraftarın ta kendisi. Beşiktaş’ın eski Futbol Genel Direktörü Önder Özen’in tarifiyle ‘Koşulsuz gelmiş, koşulsuz kalmış’.  Ev sahibi ama evin en çok çalışanı aynı zamanda. Hastalanıp tesise gelemeyince de Les Ferdinand’dan başka kimsenin arayıp sormadığı adam Süreyya. Şimdilerde pek çok kesim tarafından tanınan ve sevilen bir karakter haline geldi. Aslına bakarsanız bu durum beni içten içe rahatsız etmiyor da değil. Çok sevdiğiniz bir şarkının başkaları tarafından bilinmesini istememek gibi bir şeye benziyor biraz ama temeli sınıfsal bunun. Süreyya’da sadece bir emekçi olmasından kaynaklı var olan özellikleri pazarlama taktiği olarak kullanma kurnazlığı yapılıyor çünkü. Mesela Kulüp Başkanı Fikret Orman, filmde verdiği röportajda “Beşiktaş halkın takımıdır” diyor ve Süreyya’nın emekçi karakterinden dem vuruyor. Halbuki İnönü’nün yıkılma sürecinde Çarşı’ya olan öfkesi nedeniyle sarf ettiği “Biz sarayın takımıyız” sözü dün gibi hatıralarımızda Orman’ın. Yeni Beşiktaş, eski değerlerine ihtiyaç duymuş olacak ki Sayın Başkan çark etmiş.

FİLMİ İZLERKEN ‘KEŞKE’ DEDİĞİMİZ ANLAR

Filmin teknik anlamda vasat olduğunu ifade etmeliyim. Kamera, ses, kurgu ve bunlara bağlı olarak anlatım dili, izlerken hep ‘Keşke sese dikkat etselermiş’, ‘Keşke kurguya özen gösterselermiş’ dedirtiyor içten içe size. Bu noktada Yönetmen Demirkıran’ın ne şartlarda çalıştığını bilmeden de haksızlık etmek istemem ancak ‘Koca Beşiktaş’a adanmış kocaman bir ömür’ için daha iyisi olmalıydı. Süreyya’yı ve onun temsil ettiği değerleri daha görünür kılması tabii ki filmin artı hanesine yazılan şeyler. Şeref Bey’e, İnönü Stadı’na, Seba’ya, Metin-Ali-Feyyaz’a ve nicelerine de bir saygı duruşu niteliğinde olan bu filmi özellikle de Beşiktaşlıların görmesi gerek.

ŞU BENDEKİ AŞK OLMASA...

Sözün özü, Süreyya 37 yıldır hep aynı Beşiktaşlı Süreyya ama Beşiktaş hâlâ Süreyya’nın Beşiktaş’ı mı bilinmez. Bu sorunun “profesyonellik ve endüstriyel futbol” tartışması ile bu yazıya sığmayacak cevapları olduğu kesin. Ancak İnönü’yü ve Çarşı tribününü kaybeden Beşiktaş’ın, çıktığı yeni yolda Süreyya’ya ihtiyacı olduğu da kesin. “Türkiye’nin en güzel stadı” diye sunulan Vodafone Park’a henüz bir kere girebilmiş olsam da bu stadı en çok hak edenlerden Süreyya’nın içeride olması ile avunup Aşık Veysel’in dizeleriyle bitireyim:
Güzelliğin on par’etmez
Şu bendeki aşk olmasa...

Son Düzenlenme Tarihi: 23 Mart 2018 15:23
www.evrensel.net