İstismara uğrayan çocukla ne hukuk ne de yurt ilgilendi!

İstismara uğrayan çocukla ne hukuk ne de yurt ilgilendi!

14 yaşındaki çocuk alıkonuldu, uyuşturucu verilip istismara maruz bırakıldı. Polis umursamadı. Anne, savcının 'Kızın yolluymuş' dediğini öne sürdü.

Hilal KILIÇ
Burcu AKTAŞ
Ankara

Mamak General Zeki Doğan Mahallesi’nde yaşayan ve 2 Şubat günü akşam saatlerinde babasının yanına gitmek için evinden çıkan 14 yaşındaki M., o gün eve gelmedi. Ertesi sabah annesi N.D’nin çalıştığı yere gelen M., alıkonulduğunu, zorla uyuşturucu verilip istismara uğradığını, alıkoyan kişilerin silahlı olduğunu ve “Eğer konuşursan, sesini çıkarırsan seni öldürüp bir yere atarız” tehditlerinden korktuğu için sesini çıkaramadığını anlattı.  

Kızının anlattıkları üzerine Tuzluçayır Karakoluna başvuran N.D’nin iddialarına göre, kendisine “Bu olaydan bir şey çıkmaz” diyen polisler şikayetiyle ilgilenmedi. Savcının ise M’ye sözlü şiddet uyguladığını, kendisini suçladığını “Senin kızın yolluymuş, kızını yurda yerleştirelim, akıllansın” gibi sözler sarf ettiği iddiasında bulunan N.D, kızının, yerleştirildiği yurtta da sözlü şiddetle karşılaştığını, kötü muamele gördüğünü anlattı. N.D., birkaç gün sonra kızını yurttan aldı. 

M’nin alıkonulduğu mekanın sahibi olan 31 yaşındaki İ. D, tutuklandı; M’ye cinsel istismarda bulunan 28 yaşındaki S.A ise kaçtı. Olaya karıştığı iddiasıyla gözaltına alınan A.A, B.C. Y, İ.A. ve B.Y. daha sonra serbest bırakıldı. Kaçan şüpheli S.A, polis tarafından Natoyolu’nda yakalandı.

YAŞADIKLARINI MEKTUPLA ANLATTI

Zorla uyuşturucu kullandırılan ve istismara maruz kalan M., Ekmek ve Gül’e yazdığı mektupta yaşadıklarını anlattı. Saat 17.30’da “Babamın yanına gidiyorum” diyerek evden ayrıldığını belirten M.’nin mektubu şöyle devam ediyor:

“Hemen evimin aşağısından dolmuşa binerek Kafe W’ye yakın bir yerde indim. B.C.Y. ile karşılaştım. ‘Ayakkabıcıya gidelim, ne yapacaksın babanda’ diyerek beni ayakkabıcıya götürdü. Ayakkabıcıya gittiğimizde bana cinsel istismar uygulayan S.A ile İ.A, B.C.Y. vardı. S.A. ‘Senden hoşlanıyorum, seninle evleneceğim, çocuğumuz olsun’ diye cümleler kullandı. Şaşırdım; abim yaşında olduğunu söyleyerek tepki gösterdim. Konuşmamızı yanımızdakiler de duydu. Onlar kafeye geçti, ayakkabıcıda tek kaldım. Yarım saat sonrası İ. D. geldi. Ayakkabıcıdan çıkarken kimse görmesin diye siyah poşetle yandan yüzümü kapattırarak arabasına binmemi söyledi. Dükkandan ayrıldık ve kafeye geldik. Ben arabadan inmedim, S. ve İ. arabadan indi, kafeye girdiler. S.A’nın kardeşi A.A. arabanın kapısını açarak bana baktı. O gün S. ve İ. ile mahallenin yakın çevresinde zaman geçirdik. Saat akşam 10’da A’nın kardeşi A, İ’yi arayarak kayıp olduğum haberinin yayıldığını, hemen uzaklaşmamız gerektiğini söyledi. Yenidoğan’a gittik, yanımıza uyuşturucu satan tanımadığım bir adam oturdu. İ, 250 lira karşılığında 5 tane hap aldı. İ. İki hapı içti. Sincan’a giderken bira aldılar. S. bana da uzattı, içmem dedim. Çok susamıştım. S. ‘Su almam, bira iç’ diyerek uzattı bana birayı, iki yudum aldım; içer içmez başım döndü, vücudum uyuşmaya, ağzım titremeye, kasılmaya başladı. Sakız verdi, sakızın tadı bile zehir gibiydi. Sincan’a vardık, bizi parkta bekleyen 4 adam İ’den poşetin içinde silah aldı; karşılığında para verdiler. Oradan ayrılıp tekrar uyuşturucu almaya Yenidoğan’a gittik ve sonrasında mahalleye kafeye döndük. İ. beni arabadan inmeden silahla tehdit etti ve arabasıyla ayrıldı. S, B’ye ‘Yengenizle geldim’ diyerek haber verdi; ‘Aşağıdaki bölmeyi açın’ dedi. Kötü durumdaydım ve S’nin yardımıyla kafeye girebildim. Kafedekiler, ‘Bu kızı öldürüp neden bir kenara atmadınız veya satmadınız’ diyerek S ile tartıştı. Mahallede beni arayanları gören bu kişiler, camdan atlayarak kaçtı. Bir süre sonra kapıya vuran polislerin sesini duydum, S. beni tuvalete kapatarak ‘Hiçbir şekilde sesini çıkarma, çıkarırsan öldürürüm seni’ diyerek tehdit etti. Polisler gidince beni tuvaletten çıkardı ve cinsel istismarda bulundu. S. sabah saat 6.30 gibi kafenin yukarısındaki tekelciden jilet alıp gelmemi söyledi. O jiletle kolumu kesmemi istedi. Kestim, tekrar öldürmekle tehdit ederek, ‘Beni görmedin yanımda değildin, evde bunaldın, babana gitmedin, bir garajın altında uyuduğunu söyleyeceksin. Arkadaki zula yan kapıdan defol git, annene kavuş’ dedi ve ben kafeden ayrıldım.”

ANNENİN ÇAĞRISI

Israrları üzerine kızına darp raporu aldırdığını söyleyen anne N. D., dayanışma çağrısı yapıyor. Kız Kardeşim Kadın Dayanışma Derneği ve Tuzluçayır Kadınları Dayanışma Derneğinin yanında olduğunu belirten N. D. “Anneler susmasın, herkes başına gelmesini beklemesin. Çocuklarımız böyle şeyler yaşamasın. Bana ve kızıma destek olun, kızımı istismar edenler en ağır cezayı alsın. Bu işin peşini bırakmayacağım, kızımın yanındayım” diye konuştu.

BAŞLANGIÇ OLARAK ŞİDDET BAŞVURU MERKEZLERİ AÇILMALI

İstismara uğrayan kız çocuğunun, karakolda, savcılıkta ve yurtta yaşadığı kötü muameleye ilişkin Evrensel'e konuşan Klinik Psikolog Pınar Önen, “Fiziksel, cinsel veya psikolojik şiddete uğramış çocuk veya kadın kim olursa olsun, ama elbette çocuklar olduğunda konu daha hassaslaşıyor, maruz kaldıkları travmatik olayın etkilerini en hafif şekilde atlatmaları için, süreçte girdikleri kurum çalışanları kişilerin insancıl, ayrımcı olmayan, empatik bir yaklaşımla karşılaşmaları çok önemli” dedi.

Şiddetin insan kaynaklı bir travma olduğunu hatırlatan Önen, kişilerin ruhsal travmalarının onarılması sürecinde, güvende hissettikleri ilişkiler içine girmeleri çok önemliyken, olumsuz yaklaşımların şiddeti sürdürdüğüne işaret etti. Önen şu şekilde devam etti:

“Bu toplumda yetişmiş kolluk kuvvetleri, yargı mensupları da, bu toplumun cinsiyetçi ayrımcı tutum ve pratiklerinden ne yazık ki azade değil. Ayrımcı, kadın düşmanı pratiklerin taşıyıcısı oluyor çoğu zaman, çünkü mesleki eğitimleri bu tutum ve pratikleri sorgulayıcı bir eğitim sağlamada yetersiz. Emniyet mensupları ise zaten çok eril bir devletin eril zihniyetteki polisi. Polisin bu haberdeki yaklaşımı ne yazık ki bir rutin. Bu tutumları yüzünden zaten pek çok kadın veya aile, polise başvurmaktan çekiniyor veya vazgeçiyor. Kadın hareketinin ve uzmanlar olarak bizlerin önerisi, toplumsal dönüşümü tam anlamıyla sağlayana ve ayrımcı olmayan kolluk, sağlık ve yargı kurumlarına kavuşana kadar, tüm hizmet verenler uzmanlaşana kadar, şiddet görenlere özel şiddet başvuru merkezlerinin açılmasıdır. İşkencenin yeniden rutinleştiği, meşrulaştığı günlerde yaşıyoruz, kolluk kuvvetlerinin kadına, çocuğa psikolojik şiddetini kim nasıl denetleyecek? Mesleki ve toplumsal alanda meşakkatli bir mücadele dönemi bizi bekliyor her zaman olduğu gibi."

EGEMEN BAKIŞ AÇISINDA ÇOCUK YA DA KADIN SUÇLU GÖRÜLÜYOR

Avukat İlke Işık ise kadına yönelik şiddet, tecavüz, kadın cinayeti dosyalarında, çocuklara yönelik şiddet ve istismar dosyalarında kadını ve çocuğu suçlayan bakış açısını sıklıkla gördüklerini belirtti. Işık, savcıların ve polislerin 14 yaşında tecavüze uğramış bir çocuğun her şeyden önce psikolojisini gözetmek zorunda olduklarını vurgulayarak, bundan sonra yaşantısını bu travmayla sürdüreceğine dikkat çekti. Işık, “Biz olayı öğrendiğimizden beri hem suçlular ceza alsınlar hem de çocuğa nasıl destek oluruz, bundan sonra hayatını nasıl sağlıklı bir birey olarak sürdüreceğini gözeterek uğraşıyoruz. Bu işlemleri yapan herkes bu şekilde bakmalı” dedi. Tecavüzde suçlu olanın tecavüz eylemini gerçekleştiren olduğunu belirten Işık, erkek egemen bakış açısıyla bakanların bunu bir türlü kabul edemediğini, suçu kadınlara ve çocuklara yönelttiğini kaydetti. Bu bakış açısının mağduriyeti gidermek yerine daha da artıracağını vurgulayan Işık, “Sokakta yürüyen kadın suçlu. Mekana giden kadın suçlu. Merhaba diyen kadın suçlu. Bunları yapmasaydın bu eylemle karşılaşmayacaktın diyorlar. Aynı şeyi medyada yönetenler de söylüyor. Kadınları suçlayan demeçler iktidar tarafından da söyleniyor. Onların söylemleri de bu şekilde yansıyor. Bu bakış açısıyla bakan, savcı ne kadar objektif olabilir ne kadar kız çocuğunu gözeten işlemler yapabilir” diye konuştu.

SON 10 YILDA 460 BİN ÇOCUK İSTİSMARA UĞRADI

Cinsel istismar AKP iktidarının son 10 yılında yüzde 700 arttı. Son on yılda sadece ortaya çıkan rakamlara göre 460 bin çocuk istismara uğradı. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformunun açıkladığı rakamlara göre; 2017 yılında 387 çocuk cinsel istismara uğradı. Geçtiğimiz yıl gerçekleşen ancak ocak ayında ortaya çıkan habere göre İstanbul Küçükçekmece Kanuni Sultan Süleyman Hastanesinde 115 çocuğun hamileliğine dair kayıtlar ortaya çıktı. Ocak ayında asına yansıyan haberlerden sadece 147 çocuğun bu suça maruz kaldığı bilgisine ulaşıldı.

www.evrensel.net
ETİKETLER cinsel istismar