Cumartesi insanları: Kayıplarımız için kafamız diktir

Cumartesi insanları: Kayıplarımız için kafamız diktir

Cumartesi insanları kayıplarının akıbetini sormak için 672. kez Galatasaray Lisesi önünde oturma eylemi yaptı.

Cumartesi Anneleri, kayıpların akıbetini sormak ve faillerin yargılanması talebiyle 672. kez Galatasaray Meydanı’nda bir araya geldi. Eylemde, üzerine kırmızı karanfiller bırakılan “Failler belli kayıplar nerede” pankartı açılarak kayıpların fotoğraflarının bulunduğu dövizler taşındı. Oturma eylemine çok sayıda yurttaş katıldı. Bu haftaki eylemde 27 Şubat 1997 tarihinde ilaç almak için evinden çıkan ve gözaltında kaybedilen 73 yaşındaki Fikri Özgen'in akıbeti soruldu.

‘KAYIPLARIMIZ İÇİN KAFAMIZ DİKTİR’

Eylemde ilk olarak gözaltında kaybedilen Fehmi Tosun'un eşi Hanım Tosun söz aldı. Tosun, “Bütün kayıplarımız için bizim kafamız diktir. Eğer gerçekten bu insanlar suçluysa suçunu ortaya çıkarın yargılayın. Adalet önünde cezasını verin. Fikri Amca size ne yaptı? Eğer Kürt olmak suçsa evet biz Kürt’üz dilimizden kimliğimizden vazgeçmeyeceğiz” dedi.

‘SAVCI KILINI BİLE KIPIRDATMADI’

Fikri Özgen'in avukatı CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu'nun gönderdiği mektubu Cumartesi İnsanlarından Kemal Gökhan Gürses okudu. Gürses, “Fikri Amca o dönemki koşulların bilge insanıydı. Zorunlu olarak Diyarbakır'daydı. Bir oğlu mezarda, bir oğlu dağda, bir oğlu cezaevindeydi. Benim büromun da daimi müdavimiydi yanıma çok sık gelir, kısık sesiyle uzun uzadıya sohbetler ederdik, kaçırıldığından hemen haberim oldu. Nasıl kaçırıldığını tarif edip savcıya olanları anlattım ama savcı maalesef kılını bile kıpırdatmadı. Fikri Amcanın nefes darlığı sorunu vardı. Gözaltından çıkanlar, JİTEM merkezinde nefes almakta güçlük çeken birinin sesini duyduğunu söylemişti. Demek ki hâlâ JiTEM merkezindeydi ve zor da olsa nefes alıyordu. Yanına gittiğim savcının odasıyla JİTEM'in merkezi arasındaki mesafe iki adımlık yoldu. Ama ne yazık ki savcıyı oraya götüremedim. Fikri Amcayı canilerin elinden kurtaramadım. Davayı AİHM'e götürdük, kazandık. Ama Fikri Amcanın eşi Dilşah Teyzenin yasını bitiremedik. ‘Ben ölmeden bana bir kemik bul ki duasını edeyim ve öyle öleyim’ demişti Dilşah Teyze. Ne yazık ki Fikri Amcanın mezarını, kemiklerini bulamadık” dedi.

‘SENSİZLİK ÖLÜM ÖTESİ’

Fikri Özgen'in oğlu Nevzat Özgen'in gönderdiği mektubu ise Cumartesi İnsanlarından Taylan Bekin okudu:
“Kaybedilişinin 21. yılına girmiş bulunuyoruz. Bir 27 Şubat daha geliyor, içimizdeki acının tanımı tarifsiz, yokluğun ölüm tarlalarında boğazımıza düğümlenen bir yumruk. Hasretin yüreğimize akan her damla gözyaşında. Unutanların unutkanlığı mı acı olan, yoksa unutulanların her seferinde kendilerini unutanlara tekrar tekrar hatırlatmaları mı? Sensizlik ölüm ötesi. Özlemle hasretle anıyorum.”

‘BEYAZ TOROS’A BİNDİRİLDİ BİR DAHA HABER ALINAMADI’

Bekin’in mektubu okumasının ardından hazırlanan basın açıklamasını Cumartesi İnsanlarından Cihan Kaplan okudu. Kaplan, 84 yaşındaki Dilşah Özgen’in “21 yıldır eşimi arıyorum, 21 yıldır adalet arıyorum!” diyen sesine Galatasaray’dan ses katmak için buluştuklarını söyledi.

Kaplan, “Fikri Özgen Diyarbakır'ın Kulp ilçesine bağlı Yeşilköy'ünün muhtarıydı. Köyde eşi ile birlikte yaşıyordu. Oğullarının politik faaliyetleri nedeniyle yoğun baskı altındaydı. Sık sık gözaltına alınarak sorgulanıyordu. Üç defa evi yakılan Fikri Özgen evinin bombalanması üzerine 1992 yılında, 28 yıl boyunca muhtarlığını yaptığı köyden ayrılarak Diyarbakır’a taşındı. Fikri Özgen’in üzerindeki asker ve polis baskısı Diyarbakır’da da devam etti. 27 Şubat 1997 tarihinde saat 10:00 gibi Diyarbakır Koşuyolu’ndaki evinden ilaç almak için ayrıldı. Evinden birkaç yüz metre uzaklaşmıştı ki, sivil giyimli dört kişi tarafından durduruldu. Ellerinde telsiz bulunan bu kişiler önce Fikri Özgen’in kimliğini kontrol etti. Sonra onu beyaz Toros’a bindirerek götürdü.

Dilşah Özgen savcılığa müracaat ederek gözaltına alınan eşi ile ilgili bilgi istedi. Aile olaydan bir süre sonra devletle bağlantısı olan kişilerden gayri resmi olarak Fikri Özgen’in JİTEM merkezine götürülerek sorgulandığını öğrendi. Ancak Diyarbakır Savcılığı’nın 13 Mart 1997 tarih ve 1997/1737 sayılı soruşturmasında Jandarma ve Emniyet Müdürlüğü kayıtlarında Fikri Özgen’e ilişkin hiçbir şey çıkmadı. Ailenin, avukatlarının, İnsan Hakları Derneği’nin ve Af Örgütü’nün bütün girişimleri sonuçsuz kaldı, Fikri Özgen’den bir daha haber alınamadı” dedi.

Kaplan, JİTEM itirafçısı Abdulkadir Aygan’ın, Özgen’in Diyarbakır JİTEM Komutanlığı’nda sorgulandığını ve Diyarbakır Jandarma İstihbarat Tim Komutanı Yüzbaşı Zahit Engin tarafından öldürüldüğünü açıkladığını da söyledi. (İstanbul/EVRENSEL)

www.evrensel.net