Dünün çocuk işçisi, bugünün direnişçisi

Dünün çocuk işçisi, bugünün direnişçisi

12 yıldır Antep’te Organize Sanayi Bölgesi’nde çalışıyor Melek Temiz, henüz 26 yaşında. Çocuk işçi olarak girdiği fabrikalarda genç bir kadın olarak görmediği, yaşamadığı şey kalmamış. Tam da bu yüzden fabrikadan fabrikaya yayılan direnişin bir parçası olmuş. Direniş her adımda başka fabrikalara yayıld

Mukadder Bayramoğlu

Onun hikayesi Antep’in kadın işçilerinin bütün hayatına değen sorunların somut bir göstergesi adeta. Melek 14 yaşında evlendirilmiş. Evlendirilir evlenmez hamile kalmış. 5 aylık hamileyken kocasının şiddetine daha fazla dayanamayıp babasının evine gelmiş. Doğumu babasının evinde yapmış. “Bunun buralarda ne demek olduğunu bilemezsiniz”diyor. Doğumu yapar yapmaz çocuğunu oracıkta almışlar elinden. Yüzünü görmemiş, sesini duymamış. Bir kerecik bile emzirememenin ezikliğini yaşıyor. “Kuş yuvadan kaçar mı, ben yuvamı yıkmak için evlenmedim ama 14 yaşında ve aşırı şiddet gördüğüm için daha fazla dayanamadım” diyor. Ona hep sormuşlar herhalde “Anne nasıl bırakır çocuğunu başkalarına” diye, bizim aklımızdan böyle bir soru geçmese de sanki sormuşuzcasına anlatıyor: “Çocuğumu onlara bırakmazdım ama ailemin durumu iyi değildi, onların geçimi bizimkinden iyi olduğu için çocuğumu onlar aldı, ben de bir şey diyemedim. Nasıl doyuracaktım, nasıl büyütecektim”. Hem yokluk hem de “kendi paramı kazanırsam çocuğumu alabilirim” düşüncesi çocuk anneyi o işten bu işe çalışmaya itmiş. “Önce bir yemek fabrikasına girdim, yaşım 15’ti, 16 saat çalışıyordum, uyku yoktu, yemek yoktu, durumum kötüydü.” Arkadaşının annesi daha rahat edeceğini düşündüğü için bir fabrikada iş bulmuş ona. Yaşı küçük, adı “boşanmış kadın”, hem de korunmasız görünüyor...  Bunlar lafa söze, tacize, iftiralara, dışlanmaya dönüşünce çok zorlandığını, ama çalışma zorunluluğunun onu hep bunlara göğüs germeye ittiğini ifade ediyor Melek.

DENETİMDE SAKLAMBAÇ OYUNU

Ona bu muamelenin yapılmasına ses çıkarmayanlar, iş sigorta yapmaya gelince “çocuk” olduğunu hatırlamış: “Yaşım tutmadığı için sigorta yapamayacaklarını söylediler. Denetim olduğu  zaman köşe bucak saklıyorlardı beni ve yaşı küçük olan diğer arkadaşlarımı” diyor. Saklambaç oyunu gibi geliyormuş ona bazen bu. Çocuktu ve çocuklar saklambaç oynamalıydı belki ama oyun alanında bir yanlışlık vardı sanki. Ama o yaşamı erken öğrenmek zorunda kalan kadınların olgunluğuyla şimdi kendini gülümseten bu saklambaç oyunu hissini çabuk bırakmış bir kenara...

Sırasıyla Zafer, Ümit, Meltem  Tekstil’de çalışmış. Gür İplik Fabrikasına rica minnet girdiğini anlatıyor. Düşünmüş. Yaşadıkları, yaşamak istediklerini karşılamayınca direniş ona çok anlamlı gelmiş. “Ben daha yeniyim direnişte ama sorunlar ortak olduğu için arkadaşlarımın  yanındayım” diyor. Kendini çok güçlü hissediyormuş. “Meltem Tekstil’de çalışırken 11 ay boyunca final bölümüne (büküm, katlama, bobin bölümüne tekstil sektöründe böyle diyorlar) 15 kişiyi bulamadılar. İşçi Bulma Kurumundan işçi getirip 3 ay boyunca eğitim adı altında çalıştırdılar onları, yine de işçi eksiğini tamamlayamadılar. Ben bu koşullarda nerede olsa iş bulabilirim ama patronlar bize muhtaç. Onlar 15 işçiyi bir araya getiremezken 300-600 işçiyi bir araya nasıl getirecekler. Birlik olursak, 300- 500, daha fazla olursak karşımızda dayanamazlar. Ben gücümün farkındayım, arkadaşlarımın gücünün farkındayım, sonuna kadar direneceğim. 12 yıldır bu organizede çalışıyorum. Elime ne geçiyor? Daha dün künyemi satıp kredi kartı borcumu ödedim. Hep düşünüyordum ‘onlar büyürken ben nasıl küçülürüm’ diye.  ‘Burada bir yanlışlık var’ diyordum. Bu direniş bize yanlışın doğrunun ne olduğunu gösteriyor” diyor.

Biz Melek’le sohbet ederken diğer kadınlar da Melek’in kurduğu her cümleye başlarıyla onaylayarak nokta koyuyorlar. Benzemiyor isimleri, ama her birinin hikayesi öyle benzer ki birbirine! Çocuk yaşta çalışma zorunluluğu, organizenin her bir fabrikasının “büyük fabrika” olmasında onların emeği, emeğinin karşılığını alamama, çocuk olmanın da kadın olmanın da işçi olmanın da burada öğrenilmesi... Biri atılıyor sohbete. “Biz de varız diye erkekler daha başka katılıyorlar direnişe. Herhalde kimse düşünmemişti bizim de hakkımızı aramak için mücadeleye katılacağımızı. Katıldık, hem de sonuna kadar gideceğiz” diyor.

Melek de sonuna kadar gidecek, “hem kendim için, hem benim gibi yaşamak zorunda kalan bütün kadınlar için, hem de kızım için” diyor, daha iyi yaşam koşullarında kızını geri alabilmek umuduyla....   (Antep/EVRENSEL)


www.evrensel.net