Antep tekstil işçisi daha ne yapsın?

Antep tekstil işçisi daha ne yapsın?

Bir haftayı aşkındır, Gaziantep Başpınar Organize Sanayi Bölgesinde tekstil işçileri, işçi sınıfının mücadele tarihinde yeni bir sayfa yazıyor. Antep’in kavurucu sıcağında, kadın ve erkek işçiler yan yana, kol kola hep birlikteler. Altı fabrikada, 4000’i aşkın işçi tıpkı Kavel gibi, Paşabahçe gibi grevdeler. İnsa

Seyit Aslan

Birkaç gün önce ilk greve çıkan Şireci Tekstil işçileri, verilen zammı az bulup yeniden greve katılıyor. Sabah vardiyası işe girmiyor, patronlar öfkeli. Fabrikanın avukatı elinde megafonu işçi gruplarına seslenmeye çalışıyor, fabrikaya dönün, yaptığınız yasadışı diye bağırıyor. Kim dinler! İşçiler arkasını dönüp uzaklaşıyor, çaresiz dönüp gidiyor avukat. İşçilerin yaptığı yasadışı diye propaganda ediliyor. Peki patronların yaptığına ne demeli? Gece demeden, gündüz demeden çalıştır, günde 12 saat, kayıt dışı çalıştır, işçinin hakkını ye, fazla mesaisini verme, işçiyi istediğin gibi işten at bu suç olmasın, işçi hakkını arayınca suç olsun. Bu ne yaman çelişki, işte adalet ve hukuk böyle işliyor. Sendikaları Öz İplik-İş’in imzaladığı sözleşmeye isyan edip greve çıkan, Gürteks ve Gür İplik işçileri “On beş yıldır sendikalı çalışıyoruz, asgari ücretten kurtulamadık. Sendikamız bizim isteğimize kulak vermiyor, kaç gündür buradayız bir gün geldiler bir daha ortada yoklar. Biz sendikadan bizim irademize saygı göstermelerini istiyoruz. Bizim irademiz olmadan bizim adımıza karar vermesinler” diyor.
Kredi kartından çektiği kredinin belgesini gösteren bir işçi, “Beş, altı ayda bir borcu başka bir yerden borç alarak kapatıyoruz, paramız banka faaizlerine gidiyor. Ev kirası, mutfak masrafı, eğitim gideri elde, avuçta bir şey kalmıyor” diyor.
Motif İplik önünde işçiler sıra, sıra dizilmiş, ellerinde Evrensel gazetesi, bir işçi Çorlu işçilerinin yazdığı mektubu yüksek sesle okuyor, alkış kopuyor. Seslerinin duyulmasına, davalarının sahiplenilmesine müthiş seviniyorlar. Zeki Mensucat, Zafer Tekstil işçileri de öyle, grevlerini sürdürüyorlar. Ünaldı’dan sonra en büyük grev Başpınarda yaşanıyor. Sendikalardan gelen cılız destek işilerin tepkisine neden oluyor. İşçiler burjuva medyasına kızgınlar, bir kedinin ağacın tepesinde kalmasına koşan, haberlerini yapan sermaye medyasına öfkeliler. Bir kedi kadar değerimiz yok, onların gözünde. Yerel gazeteler de sessiz, burada patronlarla karşı karşıya gelmek istemiyorlar. Başpınarda geçen her gün işçileri biraz daha işçilerden yana olanları ve işçilere karşı olanları belirginleştiriyor. İşçiler patronlara karşı birleşiyorlar, sermayeye karşı birleşiyorlar. Sermaye medyasına karşı birleşiyorlar. İşçiler haklarını almak için fiili grev yapıyorlar. Her fabrikada komitelerini kurmuşlar, 6 fabrika ortak komitelerini kurmuşlar. İşçiler daha ne yapsın, Antep tekstil işçileri ellerinden geleni yaptılar, yapıyorlar. Peki iş kolu gözetmeden, konfederasyon farkı gözetmeden, işçiden, emekçiden yanayım diyen sendikacılar, emek ve demokrasiden yanayım diyenler kendilerine ne görev çıkarıyorlar. Antep tekstil işçileriyle dayanışmak, onların seslerini duyurmak için ne yapıyorlar, buradaki işçilerin mücadelesinde ne kadar yanlarında oluyorlar. Vicdanları ne kadar rahat, bunu sorgulamak gerekmez mi?

* DİSK/Gıda-İş Genel Sekreteri

www.evrensel.net