‘Kahveler işsiz dolu demek ki savaşmak huzur getirmiyor’

‘Kahveler işsiz dolu demek ki savaşmak huzur getirmiyor’

Kürtlerin Afrin operasyonuna destek verdiği yönündeki iddialara Diyarbakırlılar yanıt verdi.

Fırat TOPAL
Diyarbakır

Türkiye’nin Afrin’e yönelik başlattığı ‘Zeytin Dalı Harekatı’ 17. gününe girdi. Bölgede sokağa çıkma yasaklarından sonra yaşanan sessizlik nedeniyle, iktidara yakın kaynaklardan Kürtlerin Afrin operasyonuna destek verdiği şeklinde yorumlar yapılırken, yapılan çeşitli saha araştırmalarında ise durumun öyle olmadığı yönünde bilgiler geliyor. Durumu anlamak için sokağın yolunu tutuyoruz.

İlk olarak Şehitlik Mahallesi’ne gidiyoruz. Soba etrafında yaşları 45-60 olan 4 vatandaşın olduğu bir çay ocağına giriyorum. Selam verdikten sonra sobanın yanına, aralarına karışarak oturuyorum. Ocakta çalışan 17 yaşlarında bir genç “abê çay?” diye soruyor, “he çay” diyorum. Ben kahveye girmeden önce dönen muhabbet, içeri girdikten sonra bitmişti tamamen.

Yabancı olduğumdan kaynaklı bir sessizlik vardı, bu durumun yabancısı değildim. Yanımda oturan yaşlı amca bir yandan elindeki 99’luk tespih ile salavat çekerken diğer yandan beni süzüyordu. Birkaç dakika sürdü bu sessizlik. Daha sonra yaşlı amca Kürtçe “Nerelisin?” diye sordu, “Buralıyım” diye Kürtçe cevap verince biraz rahatladığını fark ettim. Hemen ardından gazeteci olduğumu söyledim.

‘SURİYELİLERE SORUN SAVAŞ İYİ BİRŞEY Mİ?’

Başını onaylarcasına salladıktan sonra Afrin operasyonu ile ilgili ne düşündüğünü sordum. Küçük bir tebessümle “Ben savaş istemiyorum yeğenim, insanlar çocuklarını savaş için mi büyütüyor? Siz gençsiniz, savaşın ne olduğunu bilmezsiniz, iyi bir şey değil savaş. Savaştan kaçıp buraya gelen bir sürü Suriyeli var. Sokakta yatıyorlar, aç kalıyorlar, bir onlara sorun savaşı iyi bir şey mi, değil mi? Hadi savaş var, kimin çocuğu ölüyor, fakirin fukaranın çocuğuna oluyor” diyor. Adını sordum “Heci Meheme” diye cevap verdi. Soyadını sorunca “Kalsın, bu yaştan sonra bizi içeri mi aldıracaksın” diyerek gülümsedi.

‘KÜRTLERLE SAVAŞMAK NE İŞE YARADI?’

Hemen yanında duran 45-50 yaşlarındaki amcaya sen ne düşünüyorsun diye sordum: “Mesele Kürt olmakla ilgili, yoksa Afrin’in Türkiye ile ne alakası var. Yıllardır Kürtlerle savaşmak ne işe yaradı. Memleket perişan oldu. Bütün kahvehaneler ağzına kadar işsiz dolu, demek ki savaşmak huzur getirmiyor. Barış olsa böyle mi olurdu? Kaç yıldır burada çatışmalar var, ne oldu peki? Olan, ölen insanlarımıza oldu. Yazık değil mi? İnsanlar ağzını açamıyor, onu al, bunu al ile böyle gitmez. 24 saat akrep, polis geziyor sokaklarımızda. Şimdi çıkıp ‘açım’ desem içeri alacaklar.” Adını sordum, “Yaz, Nusret Gül. Başımıza ne gelecekse gelsin” diye cevap verdi. Daha sonra müsaade isteyip kalkarken fotoğraf çekmek istedim, “Görüş verdik, fotoğraf çekme, bizi anladığını biliyoruz” diyorlar.

‘İKİ TARAFIN DA YANLIŞLARI OLDU AMA ÇÖZÜM SAVAŞ DEĞİL’

Bir süre dolandıktan sonra, yol üstündeki bir ayakkabı tamircisine uğradım. Yusuf, 35 yıllık ayakkabı tamircisi. Çocukluğundan beri bu işi yapıyor. İşlerin nasıl gittiğini sorduğumda “Gazeteci misin?” diye sordu. Evrensel Gazetesi’nde muhabir olduğumu söylediğimde bir gülümsemeyle “Biliyorum o gazeteyi, siz de durumlar nasıl” diye sordu. “İdare ediyoruz” diye cevap verdikten sonra Yusuf, derin bir çekişle “İşler nasıl olsun genel itibariyle kötü. Yalnız benim için değil herkes için böyle. Memleket ekonomik anlamda bitmiş. Ciddi bir ekonomik kriz var kapıda. Kötü olan kısmı herkes her şeyin yolunda gittiğini sanıyor” diyor.

Afrin Operasyonu hakkında ne düşündüğünü sorduğumda ise “İşte bu kötü gidişattan dolayı, gündem değiştirmek olarak görüyorum. Yoksa savaşın kime ne faydası var? OHAL, sokağa çıkma yasağı; insanlar gün yüzü görmedi bu memlekette. Savaşa yatırım yapmak yerine, buralara fabrikalar yaptırsalar daha iyi olmaz mı? İnsanların kiralarını ödeyecek durumları yok. Kimse konuşamıyor korkudan. Evet burada olaylar oldu. Kürtlerin de hükümetin de bu süreçten kaynaklı yanlışları oldu. Ama bunun çözümü yine de savaş değil” diyor. Oradan ayrılmadan Yusuf’un fotoğrafını da çekmek  istedim “Kusura bakma ama çekmesen daha iyi olur” diyerek gülümsedi.

‘TEK ÇÖZÜM BARIŞTIR’

Daha sonra Ofis semtinde esnaflık yapan Fikret adındaki yurttaş ile konuşuyoruz. Bu savaşın Türkiye’ye hiçbir fayda sağlamayacağını aksine sorunun içinden çıkılmaz bir hal alacağını ifade eden Fikret, “Savaşın hiçbir yerde hiçbir kazananı olmaz, yazık değil mi gencecik cenazeler geliyor ve bunun üzerinden siyaset yapılıyor. Afrin’den Türkiye’ye bir şey çıkmaz, ya Rusya ya Amerika kazançlı çıkar. Kimse savaş istemiyor ama korkudan kimse dile getirmiyor. Buradaki insanlar bu duruma tepkili sadece konuşamıyorlar. Savaş ülkeyi ekonomik olarak da bitirmiş, insanlar işsizlikten kendini yakıyor. Bunun tek çözümü barıştır” diyor.

İsmini vermek istemeyen bir yurttaş ise “Savaşın hiçbir şeyi çözmediğini herkes çok iyi biliyor. Ama kimse ağzını açamıyor. Gidin kapı kapı savaş çıksın mı, diye sorun. Kim ‘çıksın’ der. İnsanlar bin emekle büyüttükleri çocuklarını savaşa göndermek istemez. İnsanlar sessiz çünkü konuşan içerde, kim ne desin?” diye soruyor.

www.evrensel.net