Suriyeliler geri döner mi?

Suriyeliler geri döner mi?

Ercüment Akdeniz, Afrin ve daha önceki operasyonlara dayanak yapılan Suriyeli mültecileri yazdı: Suriyeliler evine döner mi?

Ercüment AKDENİZ

Basında, medyada bir tartışmadır almış başını gidiyor; Suriyeliler ülkelerine geri döner mi?

Hükümet, 3.5 milyon mülteciyi göstererek sınır ötesi operasyonların dayanağını güçlendirmek istiyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan “3,5 milyon Suriyeli kardeşlerimiz kendi evlerine güven içinde dönene kadar durmayacağız” (1) dedi. Önceki Cerablus ve İdlib operasyonlarında olduğu gibi belli ki Afrin ve olası diğer operasyonlarda da “mültecileri evlerine gönderme” argümanı gündemde olacak.

Peki, Suriyeliler evlerine döner mi?

30 Ocak tarihli haberde CNN Türk’e konuşan Suriyeli mültecilerin bir bölümü “dönerim” diyor, bir bölümü de “dönmem” diyor.(2) Dönerim diyenler “ille de memleket” derken, dönmem diyenler Suriye’de savaş ve çatışmaların dinmeyeceğine inanıyor. Gerçekten bizim de konuştuğumuz birçok mülteci, geri dönmek için Suriye’yi hala güvenli bulmuyor. “Savaş bitse bile Suriye’nin kendine gelmesi 20-30 yılı bulur” diyenler de hiç az değil.

Suriyeli mültecilerin memleketlerine döneceklerine dair toplumda oluşan algı, kısa vadede belki hükümete politik bir getiri sağlayabilir. Ama “geri dönme” süreci uzadığında yahut mültecilerin önemli bir bölümü Türkiye’de yaşamaya karar verdiğinde, bu durum mültecilere ilişkin toplumsal ön yargıları artırabilir. Dolayısıyla mültecileri her koşulda savaş politikalarından uzak tutmak gerekir.

MÜLTECİ STATÜSÜ KORUYUCU ÖNEME SAHİP

İşin bir başka boyutu da şu: İç savaştan kaçarak bir başka ülkenin topraklarına sığınmış mültecileri yeni bir savaşın gerekçesi yapmak, evrensel hukuk ve etik değerler içinde kendine ne kadar yer bulabilir?

Daha yukarıdan ve objektif bakabilmek için projektörü biraz daha yukarı kaldıralım:
Sadece Türkiye de değil ama sahada bulunan bütün küresel güçler “mülteciler için ben de güvenli alanlar oluşturacağım” demeye başlarsa ne olacak? Farklı dil, din, mezhep ve etnisiteden gelen Suriyeliler bu çatışma ortamında seçimini neye göre yapacak?

Sırf bu nedenle bile; 3,5 milyonu Türkiye’de olmak üzere Lübnan, Ürdün, Irak gibi çevre ülkelere dağılmış Suriyelilerin, BM kapsamında uluslararası koruma altına alınması gerekirdi. Zaten 6 yıldır bunun yapılmaması büyük sorun. Çünkü ‘uluslararası koruma’ demek savaştan kaçan insanlara ‘mülteci statüsü’ tanımak demek. Mültecileri, her bir devletin (birbirinden değişken ve kimi zaman birbirine zıt) jeo-politik hedef ve çatışmalarından korumanın başka yolu yok çünkü.

YENİ FAY KIRIKLARI OLUŞABİLİR

Savaştan kaçmış ve Türkiye’ye sığınmış insanların her türlü şiddet ortamından korunması sorunu, elbette ana muhalefet partisi olarak CHP’ye de sorumluluklar yüklüyor. Fakat CHP’den gelen itirazlar “mülteci haklarının korunması” ve bir bütün olarak mültecilerin savaştan uzak tutulmasından çok ÖSO içinde yer alan bir takım unsurların ne kadar güvenilir olup olmadığı ile sınırlı.

CHP aslında El Bab operasyonundan beri bu defolu tutumdan kurtulamıyor. Hatırlarsak CHP Genel Başkan Yardımcısı Öztürk Yılmaz o zaman şu sorunlu demeci vermişti: “Bizim Mehmetimiz El Bab’da, Suriye’de şehit oluyor. Ama Türkiye’ye gelen Suriyeli erkeklerin yaş aralığına baktığımızda, 15 ila 44 arasında 819 bin 350 askere alınabilecek erkek, Türkiye’de kafelerde, pub’larda Türk kızlarıyla geziyor...” (3)

Peki bugün ne oldu?
“Yaşları 18 ile 40 arasında değişen Suriyeli sığınmacılar, Ankara, Konya, Aydın, Osmaniye, Kahramanmaraş, Şanlıurfa, İstanbul, Mersin, Adana ve Hatay’da gönüllü askerlik müracaatında bulunmak için askerlik şubeleri önünde bir araya geldi” toplu başvuru dilekçeleri verdi... (4)

Bu yönelim sosyolojik açıdan ilerde ne tür kırılmalara yol açabilir? Akademisyenlerin, milletvekillerinin bilcümle memleketin bu kritik sorun üzerine de kafa yorması gerekir. Zira Suriye iç savaşında birbiriyle boğazlaşmanın eşiğine gelmiş ama göç sonrası Türkiye’de ekmek kavgasında birleşmiş Suriyeliler, -bu sefer ve gurbette üstelik- yeni iç gerilimlere sürüklenebilir. Nitekim 3,5 milyon Suriyeli homojen bir nüfus değil ve kendi içinde Arap, Türkmen, Kürt, Ezidi, Sunni, Alevi, Hristiyan vb. çok farklı kimlikler taşıyor.

Madalyonun diğer tarafında da şu var; Türkiye’de hali hazırda var olan toplumsal-siyasi kutuplaşmalar Suriyeli mültecileri de içine alabilir. Dolayısıyla gelinen yerde herkesin ama hemen herkesin çok hassas olmasında ve söz mültecilere geldiğinde lafını tartarak konuşmasında fayda var.

Özetle; “Suriyelileri ülkelerine geri gönderme” üzerine kurulu siyaset, toplumsal fay hatlarında yeni kırılmalara yol açabilir. Dolayısıyla memleketin, savaş tahminleri üzerinden ‘Suriyeli mültecileri geri gönderme’ye odaklanması yerine; ‘mültecilerle Türkiye’de bir arada yaşam’ı ve bölgede kardeşliği örmeye odaklanması gerekiyor.

(1) HaberTürk  (30 Ocak 2018)
(2) CNN Türk (30 Ocak 2018)
(3) Cumhuriyet (1 Şubat 2017)
(4) Hürriyet (23 Ocak 2018)

Son Düzenlenme Tarihi: 05 Şubat 2018 07:37
www.evrensel.net