Sermaye medyasının Afrin pratiği: 'Tek tip' gazetecilik

Sermaye medyasının Afrin pratiği: 'Tek tip' gazetecilik

TGS Genel Başkanı Gökhan Durmuş ve DİSK Basın-İş Genel Başkanı Faruk Eren, medyanın Afrin operasyonu ele alış biçimini değerlendirdi.

TSK’nin Afrin’e yönelik ‘Zeytin Dalı Harekatı’ adı altında başlattığı askeri operasyon 15. gününde devam ederken savaş, medyada sahada olduğundan daha hızlı ilerliyor. Sermaye medyasının tüm gazeteleri milliyetçilik yarışına girerek haber yaptıklarını belirten Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Genel Başkanı Gökhan Durmuş ve DİSK Basın-İş Genel Başkanı Faruk Eren, hükümetin medyaya Afrin operasyonu ile ilgili ayar verdiğini belirtti. Durmuş ve Eren, sadece iktidarın söylediğini yazan, oradan gelen basın bültenlerini yayınlayan bir gazetecilik tipi yaratmaya çalışıldığının altını çizdi.

‘HALKIN HABER ALMA HAKKI ENGELLENİYOR’

Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Genel Başkanı Gökhan Durmuş ve DİSK Basın-İş Genel Başkanı Faruk Eren, yaratılmak istenenin “tek tip gazetecilik” olduğunu belirti. 

AKP’nin iktidara geldiği günden itibaren kendi çizgisinde bir gazetecilik profili yaratmaya çalıştığını hatırlatan TGS Genel Başkanı Gökhan Durmuş, “Afrin operasyonu sonrası Başbakanın gazetecilerle bir araya gelmesi ve operasyonun nasıl verileceğine dair talimatlar yağdırması, Türkiye’de yaratmak istedikleri tep tip gazeteciliğin bir yansımasıdır” dedi.

Türkiye’de her dönemde gazetecilere yönelik baskı olduğunu belirten Durmuş, şunları söyledi: “Gazetecinin görevi, doğru bilgiyi kamuoyuna ulaştırmaktır. İktidarın belli noktalarda çekingenlikleri var. Demek ki doğruyu değil de, hükümetin söylediklerinin yazılmasının talimatına ihtiyaç duyulmuştu. Görüşmenin ardından çok sayıda gazeteci meslektaşımız yaptıkları paylaşımlar gerekçesi ile gözaltına alındı. İki arkadaşımız tutuklandı. Tutuklu gazeteci sayısı her geçen gün artıyor.” 

‘GAZETECİLİK HER ZAMAN BARIŞTAN YANADIR’

Gazetecilerin temel görevinin doğru haberi halka ulaştırmak olduğunun altını çizen Durmuş, bunu talimatlarla, iktidar baskılarıyla değiştirme çabasının ise, basın özgürlüğünün yanı sıra halkın haber alma hakkını engellemeye dönük olduğunu kaydetti. İktidarın, OHAL ile birlikte gazetecileri hedefine koyduğunu söyleyen Durmuş, “Kendisi gibi düşünmeyen, yazmayan gazetecileri tutuklayarak gözdağı vermeye çalışıyor. Gazetecilik her zaman barıştan yanadır çünkü halkların çıkarları her zaman barıştadır. Gazetecilik de toplumun çıkarını gözetir” diye belirtti.

‘MUHABRİLER GÖRDÜKLERİNİ YAZAMIYOR’

Durmuş, yapılan gazete ve televizyon yayıncılığı ile sorgulamayan bir toplum yaratıldığı üzerinde de durdu. Başbakan’ın bu görüşmelere bu kadar önem vermesinin de buradan geldiğini dile getiren Durmuş, “Bütün gazeteler ve televizyonlar aynı yayını yapıyor. Alana muhabir gönderilmesinin bir önemi yok. Muhabirler gördüklerini yazamayacak veya yazdıkları bir şeklide engellenecek. Tüm bunlar da toplumun gerçek bilgiye ulaşmasını engelleyen bir tablo ortaya çıkarıyor” dedi.  TGS Başkanı Durmuş, bu tablo içerisinde tüm gazetecilere ise “Tüm gazetecileri, bu mesleğe başladıklarında bağlı kalmayı kabul ettikleri basın yayın ilkelerine uymaya davet ediyorum Talimatla değil, kamuoyunun sesi olarak çalışan bir gazetecilik topluluğu yaratmalıyız. Bu durum yaratılmadığı sürece Türkiye’de demokrasi ve basın özgürlüğü olmayacak” sözleriyle seslendi.

‘TOPLUM ER YA DA GEÇ GERÇEĞİ ÖĞRENİYOR’

DİSK Basın İş Genel Başkanı Faruk Eren ise, Başbakan Yıldırım’ın yaptığı toplantı ile basına  Afrin operasyonu konusunda “ayar” verdiği görüşünde.

O toplantı ile medya temsilcilerine açıkça “Bizim verdiğimiz kaynaklarla yani AA gibi haber kaynakları gibi kaynaklar dışında haber yapmayın. Bu halka doğruları söylemeyin. Bizim istediğimizin dışında, bizi rahatsız eden haberler yaparsanız başınız belaya girer” demek istenildiğini belirtti. 90’lı yıllarda da medyaya neler yapılması gerektiğinin söylendiğini hatırlatan Eren, şuan yaşanılanın da aynı süreç olduğunu vurguladı.

Hükümet gerçekleri gizlemeye çalışsa da, gelişen teknoloji ile birlikte bunu başarmadığını ifade eden Eren, “Onların her dediğini bire bir aktarınca kendilerini gizleyeceklerini sanıyorlar ama internet haber siteleri özgür olarak yayın yapıyor. Sosyal medya üzerinden insanlar her türlü bilgiye ulaşabiliyor. Toplum er ya da geç gerçeği mutlaka öğreniyor” dedi.

‘HER GAZETECİNİN EN AZ BİR DAVASI VAR’

90’lı yıllarda gazetecilere yönelik büyük katliamların yaşandığını ifade eden Eren, günümüzde ise gazetecilerin ölmediğini ama sürekli tutuklama ile cezalandırıldığını söyledi. Türkiye’de 150’yi aşkın gazetecinin tutuklu olduğunu hatırlatan Eren, “Neredeyse her gazetecinin en az bir davası var. Büyük bir baskı var. Bu baskının nedeni toplumun gerçeği öğrenmesini engellemek ama gelinen boyutta sadece gazeteciler için değil, savaşı destekleyen CHP için bile geçerli. Aydınlar, bilim insanları gözaltına alındı, bir kısmı tutuklandı” diyerek tepki gösterdi.

‘ÇOK UTANACAKLAR’

Yaratılmak istenenin tek tip medya olduğuna vurgu yapan Eren, şunları söyledi: “Gazeteciler aslında iyi bir sınav vermediler. Ahmet Şık gibi gazeteciler, Özgür Gündem’in kapatılması ve Cumhuriyet’in basılması sırasında direnen gazeteciler de var. Birçok mahkemede tanık olarak yer alanların bir çoğunluğu gazeteci ve bunlar yüzünden gazetecilik iyi bir sınav veremedi. Tüm yaşananlara karşı direnen ve işini en iyi şekilde yapan gazeteciler var. Tüm bu kara bulutlar dağıldıktan sonra direnen gazeteciler dışında kalanlar çok utanacak, tabi ki utanma duyguları var ise...” (İstanbul/MA)

www.evrensel.net
ETİKETLER AfrinTGSBasın-İş