'Yaşam hakkını savunmak suç değildir'

'Yaşam hakkını savunmak suç değildir'

Diyarbakır'da TGS, Barış Anneleri, Hak İnisiyatifi ile TTB temsilcileri; yaşam hakkını savunanlara suçlu muamelesi yapılmasına tepki gösterdi.

Serpil BERK
Fırat TOPAL
Diyarbakır 

Diyarbakır’da görüştüğümüz TGS, Barış Anneleri, Hak İnsiyatifi ile TTB temsilcileri, savaşa karşı, yaşam hakkını ve toplum sağlığını savunanlara suçlu muamelesi yapılmasına tepki gösterdiler.

‘MEDYA ZİHNİNE PRANGA VURMAMALI’

Son dönemde savaşın dilinin medyaya hakim olduğunu söyleyen Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) Diyarbakır Temsilcisi Mahmut Oral,  “Savaş ve çatışma ortamlarında önce gerçekler ölüyor” dedi. Oral şöyle devam etti: “Hükümet bırakın gerçeği, eleştiriye dahi tahammül edemiyor. En ufak bir muhalif  seste hemen savcılar, polisler devreye giriyor. Gözaltılar, tutuklamalar devreye giriyor. Bu kurumlar adeta hükümetin sopası gibi işlev görüyor. Demokratik bir ülkede olmaması gereken bir durum. Ülke bir savaşa dahi giriyorsa savaş istemeyenlerin sesinin duyulması gerekir çok seslilik bunu gerektirir. Böyle bir atmosfer varken barış isteyen medyanın  barış söyleminde ısrar etmeleri, zihinlerine pranga vurmamaları gerekiyor.”

‘İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ EN TEMEL HAKTIR’

OHAL’in giderek olağanlaştığını ifade eden Hak İnisiyatifi Diyarbakır Koordinatörü Reha Ruhavioğlu, “Bu hâl, aykırı seslerin üzerinde bir Demokles’in kılıcı olarak duruyor. Yaşadığımız son günler, 28 Şubat ruhunun ölmediğini, sadece el değiştirdiğini gösteriyor.

Hükümetin Afrin’e düzenlediği askeri operasyona, çözüm için benimsediği militer politikaya karşı olanların ifade özgürlüğü ciddi baskı altında” diye konuştu. TTB ve Furkan Vakfı’na yönelik gözaltı ve baskıları hatırlatan Ruvavioğlu, şöyle devam etti: “İfade özgürlüğü en temel insan haklarındandır. Hükümetin ‘örgüt propagandası, halkı kin ve düşmanlığa sevk etmek’ gibi gerekçeleri bunu değiştiremez, söz konusu ifadelerde bu iddiaların hiçbiri yoktur. Böyle muğlak ve keyfi suçlamalar zaten ifade özgürlüğünü baskı altına almak için üretilir ve kullanılırlar. Hükümetin en üst düzeyde ifade özgürlüğünü kullanan kurum ve kişileri hedef alması, onlara hakaretler etmesi, ardından da gözaltıların başlaması başta ifade özgürlüğü olmak üzere insan haklarını sistematik ihlaldir.” 

‘HİPOKRATTAN BU YANA YAŞAMDAN YANAYIZ’

Türk Tabipler Birliği (TTB) Diyarbakır Şube Başkanı Şerif Demir de, TTB Merkez Konseyi üyelerinin savaş halk sağlığı sorunudur demesinden dolayı göz altına alınmasının içerisinde bulunulan durumun vahametini gösterdiğini ifade etti. Hekimlerin yaşamdan yana taraf tutmasının Hipokrattan gelen bir durum olduğunu söyleyen Demir, “Bizim bütün hekimlik antlarımızda, dünya hekimler bildirgesinde her yerde bu net olarak söylenir” dedi. TTB Merkez Konseyi üyelerinin bir an önce serbest bırakılması gerektiğini belirten Demir, “Bizim bu söylemlerden vazgeçme koşulumuz yok. Bizim sorumluluğumuz gereğidir yaşam hakkını savunmak” diye konuştu.

‘BÜTÜN ANNELER BİRLİKTE ÖLÜMLERE DUR DİYELİM’

Barış Annesi Sultan Aksoy ise, Dünya’nın buradaki ve diğer ülkelerde yaşanan savaşlara sessiz kalmaması gerektiğini ifade ederek “ Filistin’de öldürülen çocuklara tepki gösterenler burada neden savaşı istiyorlar? Barış isteyenler gözaltına alınıyor, tutuklanıyor, tehdit ediliyor. İnsanlar ölmesin diyenleri alıyorlar. Barıştan korkuyorlar. Bu durum kabul edilemez. Asker anneleri de çıkıp bu duruma karşı çıksınlar.Hep birlikte ölümlere dur diyelim” diye konuştu.

www.evrensel.net