Afrin, anti-emperyalizm ve vatan hainliği üzerine

Afrin, anti-emperyalizm ve vatan hainliği üzerine

71 gencin hayatını kaybettiği Fırat Kalkanı Harekatı’nın hesabını vermeyenler, Türkiye gençliğini savaş cephesine sürüyor.

 

 

 

 

 

 

Ulaş TAŞÇIOĞLU

AKP/Erdoğan iktidarının uzun bir zamandır, “sınır güvenliği”, “milli güvenlik” ve “milli beka” kavramları ile toplumu ikna etmeye çalıştığı Afrin operasyonu TSK jetlerinin Afrin’i bombalaması ile başladı. Suriyeli Kürtlerin ve Arapların oluşturduğu Afrin kantonunundan bugüne kadar Türkiye’ye karşı herhangi bir saldırı ve tehdit olmamasına rağmen Afrin’e karşı başlatılan harekat ile iktidar, Suriye’de bulunan savaşı Türkiye’ye taşımaya çalışmaktadır.

AKP/Erdoğan, tarafından Afrin harekatının bir diğer ve en önemli sebebi ise, kısa zaman önce MHP ile oluşturulan ve adına “milli mutabakat ittifakı” denilen gerici bloğun 2019 seçimleri öncesi tek adam rejiminin örgütlenmesi yolunda Afrin operasyonunu önemli bir koz olarak görmesidir.

7 Haziran ve 1 Kasım seçimlerinin sonuçları üzerinden hesap yapan iktidar, 7 Haziran seçimlerinde yaşanan hezimetin, 1 Kasım’a giderken izlenen savaş politikaları ile yerini bir “zafere” bırakmasını savaşın pragmatist sonucuna dayandırarak; bu bilinçle Afrin’e savaş başlatılmıştır. Savaş ile toplumu daha fazla kutuplaştıracak bir zemin hazırlama niyetinde olan AKP iktidarı buradan hareketle muhalefeti bastırmak ve tek adam rejiminin yollarını sağlamlaştırmak istemektedir. AKP-MHP temsilcilerinin  “Afrin meselesi bir milli beka sorunudur” sözünün altında yatan gerçek, Afrin’in “milli bir beka” değil, tam tersine AKP-MHP gerici bloğunun oluşturduğu milli mutabakat ittifakının 2019 bekasıdır.

AKP’NİN ANTİ-EMPERYALİZMİ SAHTE BİR ANTİ-EMPERYALİZMDİR!

Bugün ülkemizde Afrin harekatı ile birlikte tartışılan bir diğer konuda anti-emperyalizm konusudur. Afrin harekatını, “anti-emperyalist” bir harekat olarak lanse eden iktidarın Rusya ve ABD’den alınacak bir izin olmadan böyle bir harekete başlamayacağı ve Dış İşleri Bakanı’nın ABD ve Rusya arasında mekik dokuduğu gerçeği gün ışığı gibi ortadır.

Fakat iktidar, sanki bu operasyon Suriyeli Kürtlere silah ve mühimmat veren ABD ve Rusya’ya karşı da alınan bir tavırmış gibi gösterek, sahte bir anti-emperyalizm gösterisi yaparak ama gerçekte bir o kadar da emperyalizme göbeğinden bağlanmış bir dış politikayıda  apaçık sergilemek zorunda kalıyor.

Ortadoğu ve özellikle Suriye’deki savaşta ABD ile Rusya arasındaki çelişkilerden yararlanmayı Türkiye halklarına anti-emperyalistlik olarak yutturmak isteyen AKP iktidarı, Reza Zarrab davası ile ilgili “ABD bu dava ile Türkiye’yi karıştırmak istiyor” tespitini yaptıktan hemen sonra, İncirlik üssünün kapatılmasını diplomatik ilişkiler açısından doğru bir adım olmayacağını söylüyor.

NATO skandalı, ABD’nin Filistin kararı ve Rusya’nın Baas Rejimi’ni desteklemesine “Eyy” diyerek anti-emperyalist olduklarını iddia edenler emperyalistler ile milyar dolarlara varan S-400 anlaşmaları imzalayarak halkı aldatmaya çalışıyorlar. Stratejik ortaklarıyla yaşadığı gerilimlerden dolayı üzüldüklerini ve dostlarıyla ayrı düşmekten duyduğu kaygıyı dile getirmek olsa olsa AKP’ye yakışacak sahte bir anti-emperyalizmdir.

VATAN HAİNLİĞİ VE “YERLİ VE MİLLİ OLMAK” MESELESİ

Uzun zamandan beridir, iktidarın politikalarına karşı çıkmayı vatan hainliği, OHAL ve KHK’lere karşı çıkmayı terör destekçiliği ile eşitleyen bir politik atmosferde, Afrin operasyonuna karşı çıkanları “vatan hainliği” ve “yerli ve milli olmamak” ile suçlayarak baskı altına almak isteyen iktidarın arkasında, ona “muhalafet” ettiklerini iddia eden CHP, İyi Parti SP vb. partiler Afrin hareketini desteklemek için kuyruk oluşturdular. Operasyonun ilan edildiği andan beri bu konuda en büyük çelişkiyi yaşayan önemli bir kesimde Kemalist ve sosyal demokrat gençler olmuş durumda. AKP ile birçok konuda ters cephede konumlanan gençler, iktidarın Afrin’i “milli mesele” değil, tek adamın meselesi olarak görmesini kavrayamamakta ve AKP/Erdoğan tarafından “milli mesele”, “ülke güvenliği” propagandasından sıyrılamayarak ve OHAL nedeniyle meclisin gündemine bile gelmeden alınan bir kararla tek adam rejimine hizmet eden Afrin operasyonunu isteksiz de olsa savunur hale getirmiştir.

71 gencin hayatını kaybettiği Fırat Kalkanı Harekatı’nın hesabını vermeyenler, Türkiye gençliğini savaş cephesine sürüyor. Asıl vatan hainliğini, kendi çocukları vergi cennetlerinde ticaret yaparak milyon dolarlar kazanırken, emekçi ailelerin çocuklarının ellerine ekmeği tutuşturup savaşa gönderenlerdir. Bu savaşın faturası yine bu ülkenin emekçilerine ve gençlerine çıkartılacak! Savaşın yükü işçilerin ve gençlerin omuzlarına yüklenecektir. Bu savaştan çıkarı olanlar Türkiye ve Ortadoğu halkları değil, savaşı körükleyerek baskıcı bir tek adam rejimi kurmak isteyenlerdir. Türkiye gençliği savaş politikalarına karşı barışı, emperyalizme karşı bağımsız demokratik, laik bir ülke için birleşmeli ve mücadele etmelidir. 68’ gençlik hareketinin önderlerinden Deniz Gezmiş ve arkadaşlarını tanıyan ve rol model alan gençliğin önünde emperyalizme ve işbirlikçiliğe karşı bugün Deniz olma durumu çıkmıştır.

 

İktidar içeride işsizliğin, geleceksizliğin ve ekonomik kötü gidişatın toplumda yarattığı hoşnutsuzluğu ve dış politikadaki sıkışmışlığa karşı Afrin harekatını kendisine soluk aldıracak bir hamle olarak görmekte. İktidar açısından, Afrin’e karşı başlatılan harekatın bir diğer önemli yanı ise Afrin’in de içinde olduğu ve Suriye sınırında oluşan Kürt kantonlarının içeride Kürt sorununun demokratik ve barışçıl çözümünde devletin elini zayıflatan bir unsur olarak görmesi yatmaktadır.

 

 

www.evrensel.net