14 Ağustos 2012 07:20

Kapıdaki felaket eşikteki düşman

Uşak Eşme yakınlarındaki Kışladağ Altın Madeninde meydana gelen kaza bir kez daha yörede yaşayan insanların nasıl bir risk içinde olduklarına dikkat çekti. Kanadalı TÜPRAG şirketine ait altın madeni Avrupa’nın en büyük altın madeni olmakla övünürken, uyguladığı üretim metodundan kaynaklı taşıdığı risklerde onu

Kapıdaki felaket eşikteki düşman
Paylaş
Özer Akdemir

SİYANÜRLÜ YIĞIN YARILMIŞ

Kazanın duyulmasının ardından Uşak Çevre İl Müdürlüğü görevlileri ile madene giden Uşak milletvekili Dilek Yılmaz alanda gözlemler yaptı. Yılmaz yaptığı gözlemlerde meydana gelen taşma/heyelanın siyanürlü liç sahasında değil, henüz inşaatı sürdürülen yeni hazırlanan liç alanında oluştuğunu dile getirdi. Dereye taşan ve yolu kapatan toprağın hafriyat toprağı olduğunu belirten Yılmaz, faal olan liç alanında ise üst kademelerde sellenmeyle yarılmaların oluştuğunu söyledi. Yılmaz, siyanürlü yığındaki yarılma nedeniyle malzemenin aşağıdaki kademelere taşındığını ancak liç sahası dışına taşma meydana gelmediğini gözlemlediklerini aktardı. Yılmaz ve beraberindeki heyetin dışarı taşan topraktan ve akan sudan numune aldığı ve bunların 9 Eylül Üniversitesi’ne tahlile gönderileceği öğrenildi. Çevre Mühendisleri Odası Ege Bölge Şubesi de madende inceleme yapmak, su ve toprak örnekleri almak için çalışma başlattı. Diğer taraftan, kaza ile ilgili daha ayrıntılı ve net bilgilere ulaşılabilmesi için Uşak Barosu’nun delil tespiti için bir bilirkişi incelemesi istediği dile getirildi. Metalurji Mühendisleri Odası Genel Başkanı Cemalettin Küçük’ün ve yöreden köylülerin de aralarında bulunduğu bir grup maden bölgesinde incelemeler yaptı.

‘ALTIN MADENLERİ KAPIMIZDAKİ FELAKETTİR’

Olayın bu anlatılanlar gibi olduğundan hareket edilecek olursa bunun bir uyarı olarak algılanması gerektiğini belirten köylüler ve çeşitli kurumlar adına madene karşı açılan davaların hukukçusu Av. Arif Ali Cangı, “Yağmurların ardından Kışladağ Altın madenini izlemeliyiz. Liç sahasını alt kademelere doğru oluşan kaymanın en alt kademeyi de aşmayacağını kimse garanti edemez” dedi. Ege Çevre ve Kültür Platformu (EGEÇEP) de yaptığı yazılı açıklamada, Kışladağ’daki bu kazanın altın madenlerinin bulundukları bölgelerde canlı yaşamını nasıl tehdit ettiğini bir kez daha gösterdiğini belirterek, “bir avuç altın için tonlarca siyanürün kullanıldığı, toprağın altının üstüne getirildiği bu işletmeler, havamızı, suyumuzu, toprağımızı kirletiyor. Buralarda meydana gelecek bir kazanın sonuçlarının nasıl felaketlere yol açacağı şimdiye kadar yaşanan onlarca kaza ile daha önceden görülmüştü. Altın madenleri bulundukları yörede yaşayan canlılar için eşikteki düşman, kapıdaki felakettir”. (İzmir/EVRENSEL)


KÖYLER RİSK ALTINDA

Kışladağ Altın Madeninde meydana gelen son kaza ile ilgili çeşitli kişilerin görüşleri şöyle;      

Tahir Öngür (Jeoloji Yüksek Mühendisi); “Aşrı yağıştan dolayı, çökme sabah 6:00 sıralarında meydana gelmiş. Sodyum siyanür ile işlem yapılan liç yığınlarında sel yarıkları oluşmuş. İşletme fiziki görüntünün düzeltilme çalışmalarını sabahtan yapmış, işletme yollarına olan taşmalar temizlenmiş. İşletmeden ve çevre İl Müdürlüğünden henüz önlemler ve mevcut durum ile ilgili bir açıklama yok. İşletmeye en yakın köy olan Söğütlü  yakınlarında daha önce yaşanan benzer bir olay sonrası balıkların öldüğü biliniyor. Bu köyün sularında arsenik oranın yüksek olma olasılığı fazla.

Maden yakınlarındaki İnay köyünden olan Av Tahsin Köse: Kazayı duyduktan sonra sabah maden sahasına gittik. Lic alanının en alt kademesinde olan göçük işletme yolunu kapatmış ama çöküntü ortadan kaldırılmış. Madenden gelen beyaz bulanık bir suyun çevreye dağıldığını gördük. Bu alanda ki koku rahatsız edici olduğu için fazla duramadık.

Ahmet Duman (KMO Ege Uşak Temsilciliği üyesi): İşletme Müdürü Murat Yüksel ile görüştük. İşletme Müdürü liç alanının dışında 3 m3 lük bir çöküntü olduğunu, atık suların toplandığı derenin anormal bir görüntüsünün olmadığı bilgisini verdi.


2006’DA NE OLMUŞTU

2006’nın Temmuz ayında yine aşırı bir yağmurun ardından meydana gelen kazada, madende kullanılan siyanür havaya karışmış, yağmurun ve rüzgarın taşıdığı siyanür Eşme ve yöredeki köylerde yaşayan 1500’ün üzerinde kişinin zehirlenmesine neden olmuştu. Yapılan tahlillerde zehirlenen kişilerin kanlarında limit değerlerin çok üzerinde siyanür tespit edilirken, devlet yetkilileri olayı örtbas etmek için adeta birbiriyle yarışmıştı. Tabip Odasının heyeti tarafından alınan kanlara el koyan Uşak Valiliği, bu kanlarda siyanür değil arsenik tahlili yaptırmış, zehirlenmelerin de bakteri kaynaklı olduğunu ileri sürmüştü.

Reklam
Reklamsız Evrensel için abone ol
ÖNCEKİ HABER

Ege Üniversitesi’nin Mevlana sıkıntısı!

SONRAKİ HABER

Göz göre göre öldürdüler

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa
Evrensel Ege Sayfaları
EVRENSEL EGE

Ege'den daha fazla haber, röportaj, mektup, analiz ve köşe yazısı...