Ege Üniversitesi’nin Mevlana sıkıntısı!

Ege Üniversitesi’nin Mevlana sıkıntısı!

EGE Üniversitesi Rektörlüğü, Kampüs ile Mevlana Mahallesi arasına yaptığı, pek çok habere ve eyleme konu olan 3 metre yükseklikte ve 2 kilometre uzunluğundaki duvarı hâlâ kaldırmadı. Mahalle halkının, öğrencilerin ve üniversite personelinin tepkisine kulak tıkayan Rektörlük bir de açıklama yaparak, “

Burhan Tarhan

FAKÜLTE HALKA AÇIK ANCAK BİZE KAPALI!ü

Bu durumun mağduru olan halkla ve öğrencilerle sohbet ettik. Mahalleden market sahibi Fevzi Buzak, okulun diğer bütün duvarlarının yüksekliğinin 1 metre olduğunu ve kapılarının halka açık olduğunu belirtiyor. Okula girmek isteyen kişinin 2 km yürüyerek duvarın etrafını dolaşmak zorunda olduğunu söylüyor. İçerideki Diş Hekimliği Fakültesi halka açıkken Mevlana Mahallesi’nden girecek herhangi bir vatandaşın girişinin engellenmesinin doğru olmadığını anlatıyor.

BU DUVAR, UTANÇ DUVARIDIR!

Okul yönetiminin yaklaşımını “ideolojik” bulan Fevzi Buzak, bu duvarı, İsrail’in güvenlik amacıyla Filistin’le arasına diktiği “Utanç Duvarı”na benzetiyor. “Bornova tarafından girenlerle bu mahalleden girenler arasında ne fark var onlar okumuşta biz cahil olduğumuzdan mı ikiye bölüyorlar bu halkı? Üniversite içindekiler T.C. vatandaşıysa biz neyiz?” diyen Buzak, üniversitenin Mevlana Mahallesini görmezden gelemeyeceğini belirtiyor.

ASIL BÖLÜCÜLÜK BURADA

Bilgisayar tamircisi Ömer, üniversitenin çocukları okumaya yönlendirmesi, örnek teşkil etmesi gerektiğini ancak Ege Üniversitesi’nin bunu çocuklardan esirgediğini söylüyor. “Üniversite halkınsa herkes geçebilmeli” diyor. Ömer, “Yıllardır bir bölücülüktür almış başını gidiyor, asıl bölücülük burada, halkı ayırıyorlar” diye isyan ediyor. Üniversitenin her şeyi para olarak düşünüp ticari bir edayla hareket ettiğini, arsasını özel kuruluşlara satıp sıradan yurttaşları içeriye almadığını söyleyen mahalleli, “Yeter, kapılar açılsın” diyor.

AYRIMCILIK BURADA DA KENDİNİ GÖSTERİYOR

Kahve sahibi Mehmet bu durumu Mevlana Mahallesi’nin varoş yapısıyla açıklıyor. “Bu tarafta” yoksullar ve Kürtler var diye açılmıyordur herhalde, çünkü diğer kapılardan insanlar giriyor” diyor. Mevlana Mahallesini ile Ege Üniversitesi arsındaki duvarı, devletin yıllardan beri yaptığı ayrımcılık burada da görülüyor, diyerek özetliyor.

O DUVARIN ARKASINDA NE VAR?

Kuaför Kenan, “O duvarın kaldırılmasını istiyoruz” diyerek tepkisini dile getiriyor. Diş ağrısından okula gitmesi gerektiği zaman güvenliğin kimlik sorduğunu bundan dolayı da içeri giremediğini, birçok öğrencinin daha ucuza ev tutma şansı varken duvar yüzünden bu mahalleye gelemediğini söylüyor. Son olaraksa, “O okul belki birçok çocuğu okumaya teşvik edecek, o duvarın arkasında ne var onu görmek istiyoruz” diyor.

SOSYOLOJİK BİR VAKA

Üniversite öğrencisi Abdullah, “Duvarın diğer tarafındaki yaşamla Mevlana Mahallesi’ndeki yaşam birbirinden farklı. Duvar mahalle halkına ‘duvarın ötesi sizin değil’ mesajı veriyor. Bu sosyolojik bir vakadır. Basit bir gözlemle mahallenin temizliğiyle diğer tarafların temizliği aynı değil” diyor. Bu duvarın bir an önce kökten kaldırılması gerektiğini belirterek, ayrımcılığa son verilmesini istiyor. Abdullah şöyle devam ediyor: “Gece 01.00’dan sonra öğrenciler de alınmıyor ancak diğer kapılardan öğrenci girişleri hatta halkın istediği saatte giriş çıkış yapabilmesi kesinlikle engellenmiyor. Duvardan atlaması gereken birçok öğrenci yaralandı.

3 SAAT KAPIDA BEKLETİLDİK

Bir diğer mağdur öğrenciyse Adil. Adil, öğrencinin kendi evi olan okuluna kimlik göstererek girmesinin yanlış olduğunu söylüyor. Geçtiğimiz günlerde gece saat 02.30 gibi yaklaşık 10 kişi kapıya geldiklerini güvenliğin kapıyı açmayacağını sabah 06.00’a kadar beklemeleri gerektiğini söylediğini belirterek, 3 saat kapının açılmasını beklediklerini söyledi.

MAHKEMEYE KADAR GİDECEĞİZ

Mevlana Mahallesi Muhtarı Mustafa Döğdü, “Mevlana halkından sürekli şikâyet geliyor. Bu duvar ya yıkılmalı ya da yeterli düzeyde kapı açılmalı” diyor. Mahallede konuya ilişkin 5 bin imza toplanıldığını ve bunun ilgili yerlere gönderildiğini belirten Döğdü, Rektörle bir görüşmesinde bu durumu kanayan bir yara olarak belirttiğini ancak rektörün yarayı sarmaya yanaşmadığını söyledi. Döğdü, “Artık son şans olarak üniversiteyi mahkemeye vereceğim, duvarın standartlara uygun olarak 90 cm’ye düşmesi gerekiyor. Sonrası da yine rektöre kalıyor, kapı açtırır ya da açtırmaz” dedi. (İzmir/EVRENSEL)

www.evrensel.net