Hükümet savaşta taraf olduğunu gösterdi

Hükümet savaşta taraf olduğunu gösterdi

Süleyman Demirel Üniversitesi Kamu Yönetimi Bölümü’nden Prof. Dr. Hüseyin Gül, ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton’ın Türkiye’ye gelişini ve görüşmeden yansıyan bilgileri gazetemize değerlendirdi.Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ile p

Tuba Güngör

Süleyman Demirel Üniversitesi Kamu Yönetimi Bölümü’nden Prof. Dr. Hüseyin Gül, ABD Dışişleri Bakanı Hillary Clinton’ın Türkiye’ye gelişini ve görüşmeden yansıyan bilgileri gazetemize değerlendirdi.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ile peşpeşe görüşmeler gerçekleştiren Clinton’un ziyaretini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Clinton’ın bu ziyareti, ABD-Türkiye ilişkilerinde son dönemde özellikle Arap Baharı ve Suriye odaklı gözlenen yakınlaşmayı ortaya koyuyor. Çalışma ziyareti olarak nitelenen bu görüşmelerde; düşen Türk uçağı, Suriye’de yaşanan gelişmeler, Suriyeli sığınmacılar, Kuzey Suriye’de artan PKK kontrolü, Suriyeli muhaliflere destek, Esad’ın iktidardan indirilmesi, Rusya, Çin ve İran’ın tutumu ve Esad sonrasında ne olacağı gibi konuların gündeme geldiği ifade ediliyor. Tabii bu ziyaret, AKP Hükümeti’nin Ortadoğu’da daha etkin bir liderlik rolü üstlenme çabaları açısından önemli. Bu nedenle Clinton ve savaş karşıtı göstericiler sert bir şekilde bastırılıyor. Bu, AKP Hükümeti’nin de, Ortadoğu’da yeniden yapılandırılmaya ve bunun için gerekirse kan dökmeye, iç savaşa ve savaşa hayır diyemediğini ve hatta taraftar olduğunu gösteriyor. Clinton’un yaptıkları toplantılarda “Amerikan ve Türk ekipleri arasında notlarımızı paylaştık ve ortak bir eylem planı ortaya koymak istedik. Bu sayede kendi aramızdaki işbirliğini iyileştirmeyi, arttırmayı ve şiddeti durdurmak isteyen herkesle işbirliği yapabilmeyi amaçlıyoruz” şeklindeki açıklaması da bu görüşü destekler nitelikte. “Yurtta barış, dünyada barış” ya da AKP’nin kendi “komşularla sıfır sorun” politikaları, stratejik gerekçelerle şu an için masada değil. Ama unutmamak gerekir ki, esas olan ya da olması gereken, bir takım ülkelerin ekonomik çıkarları ve enerji savaşları değil, insan yaşamının kutsallığı ve her nerede olursa olsun, etnik-dini-sınıfsal yapısı ne olursa olsun tüm halkların isteyeceği ve kendilerinin bizzat kuracakları daha özgür ve insanca yaşam ortamı oluşturulmasına katkı sağlamaktır.

Sizce bu görüşmeden ne gibi sonuçlar çıktı?

Genel olarak, AKP’in Clinton’un ziyaretini önemsediği ve Türkiye’nin Ortadoğu’da oynamaya soyunduğu liderlik rolüne destek olarak algıladığı görülüyor. Ancak, AKP’nin Suriye’de Esad aleyhtarı Sünni gruplar lehine tutum sergilediği algısı ve ABD’nin bölgede taşeronluğunu yapar bir duruma düşmesi bu liderlik rolünü üstlenebileceği ve yürütebileceği konusunda şüphe uyandırıyor. Türkiye’nin bu konularda, bölgeye, bölge ülkelerine ve halklarına karşı daha akılcı, yansız ve duyarlı bir politika izlemesi gerekmektedir. ABD ve Batı ülkelerinin beklentilerine yanıt vermek öncelik olmamalıdır.

Türkiye bundan sonra nasıl bir yol izlemeli?

Türkiye Ortadoğu’ya, bölge ülkelerine ve halklarına karşı daha akılcı, yansız ve duyarlı bir politika izlemez ise, daha sonraki dönemde kendi saygınlığını ve etkinliğini yitirecektir. Bu gelişmelerin, Türkiye’de de Suriye’de akrabaları olan gruplar ile Arap, Kürt ve Alevi vb kesimler açısından anlamı vardır. Bunları da dikkate alarak hareket etmekte yarar vardır. Bu konularda reçeteler ülkelerin önüne görece daha güçsüz ve krizde oldukları ya da toplumsal karmaşa yaşadıkları dönemlerde konur. Türkiye’nin yapacağı hataların etkisi hemen ortaya çıkma

www.evrensel.net