Direnişi örnek aldılar, kendileri örnek oldular

Direnişi örnek aldılar, kendileri örnek oldular

Form Mukavva işçilerinin sendikalaşma mücadelesi henüz başarıya ulaşmasa da onların açtığı yoldan ilerleyen ve sendikalaşmayı başaran işyerleri bulunuyor. Süperpak işçileri de bunlardan biri. İzmir Torbalı’da eski Aydın yolu üzerinde kurulu 164 işçinin çalıştığı bir ambalaj fabrikası. Süperpak işçi

Emine Uyar / Alper Toraner

‘ŞİMDİ DAHA KUVVETLİYİZ’

İşçilerden İzzet Kıvılcım ilk örgütlenme sürecinde kaygılı olduklarını söylüyor. Kıvılcım, “Bir halı saha maçına 6 kişi toplayamıyorduk, nasıl toplayacağız diye korkuyorduk” diyor. Bir yıldır sendikalaşmayı düşünüyorduk. Tamam arkadaşsın ama gelecek mi gelmeyecek mi bilmiyorsun. Neyse ki geldiler peşimizden” diyor. İşçiler sendikalaşma sürecinde birlik olmanın gücünü de hissetmişler: “Bir arkadaşımız bir yıl önce gece uyurken çekilmiş fotoğrafı gerekçe gösterilerek işten atılmıştı. Eskiden tek kalıyorduk. Kimse sesini çıkaramıyordu. Şimdi arkanda bir kuvvet olduğunu biliyorsun. İşverenden bunu bildiği için üzerimize çok gelmiyor artık.” Örgütlenmeyle birlikte arkadaşlık ilişkileri bile köklü bir şekilde değişim göstermiş. Recep Dalaz şu değişimi şöyle anlatıyor: “Çok sıkı bir arkadaşlık çıktı ortaya. Herkes birbirinin arkasından gitti. Bir gün yemek yememe eylemi yaptık. ‘Yemeğe girmeyeceğiz’ diye kendi kendimize karar aldık. Erkekler girmedi. Kadınları ön plana atmamak için onları yemeğe soktuk. Ertesi gün hepsi evden bir şeyler yapıp gelmiş biz aç kaldık diye. Böyle bir ortam oluştu. Dayanışma oluştu. Bu kadar olacağını hiçbirimiz tahmin etmiyorduk. Böyle olacağını bilsek daha önceden başlardık. Gözdağı için birkaç arkadaşı çıkardılar işten. Bunun üzerine 55-60 kişi toplanıp yürüyüş yaptık. Bu etkili oldu. Bu kadarını beklemiyorlardı. Eylemi yapmasaydık işten çıkarmalar artacaktı.”

İNSANCA MUAMELE

Sendikalı olduktan sonra elbette çalışma koşullarında da bir takım iyileşmeler sağlanmış. İsmail Güderoğlu, işçinin söz sahibi olduğu, en azından görüşlerinin alındığı bir çalışma yaşamı oluşturduklarını ifade ediyor: “Sendikalı olduktan sonra gece çalışmalarımız düzene girdi. Eskiden işlerin yoğun olduğu zamanlar gündüz vardiyasında 12 saat, gece vardiyasında 12 saat çalışıyorduk. Bunlar düzene girdi. Haftalık 45 saati tamamlıyoruz ondan sonrası fazla mesaiye geçiyor. Sözleşmeyle anlaştığımız maddeler var. Kanun işliyor artık. Önceden çok baskı oluyordu. Küfür de vardı. Bir kere onlar kalktı. İnsanca muamele olmaya başladı. İnsanları yaka paça mesaiye bırakıyorlardı, bunlar bitti. Artık mesainin olacağı önceden belli oluyor. Kendi aramızda kimin kalıp kalmayacağını ayarlıyoruz. Sözleşme çerçevesinde oluyor artık her şey. Asarım, keserim diyorlardı artık öyle söylemiyorlar”. (İzmir/EVRENSEL)


‘BİZE DANIŞILMALIYDI’

İşçiler bir de toplusözleşme imzalamışlar. Ama sendika yönetimine de biraz kırgınlar. İşçiler, “Süreç bizimle paylaşılsaydı daha iyi bir sözleşme yapılabilirdi. Biz de henüz çok yeniyiz. Ama bundan sonrakiler daha iyi olacak” diyor. İlker Çiçek bunun sebebini şöyle açıklıyor: “Sözleşme iyi de değil, kötü de değil. Sözleşme taslağı hazırlanırken kimse gelip de bize bir şey sormadı. Üç yıl önce Tireli bir patron vardı. Sonra Avustralyalılara satıldı. Her geçen gün kötüye gitmeye başladı koşullar. Üç ayda bir erzakımız vardı, kömür, eğitim yardımı vardı. Sendika yokken biz bunları alıyorduk. Sendikanın yaptığı taslakta üç yıl önce aldığımız şeylerin üç yıl sonra daha azını almaya başladık. Onlar anlamışlar ki hiçbir şey almıyoruz.  Öyle olunca en düşükten hazırlamışlar taslağı. Zorlandık öyle olunca.” Elbette düzelmeyen sorunlar da var. Bunların başında ücretler arasındaki farklılıklar geliyor. İşçiler, fabrikada yaşanan sorunları not tuttuklarını, sendika yönetimi ile bunları konuştuklarını anlatıyorlar. Temsilcilerini de kendilerinin seçmesi noktasında ısrarcı olmuş ve kendileri belirlemişler.

www.evrensel.net