Arkeolog Ozar: Sur'da yaşanan tahribat değil kırımdır

Arkeolog Ozar: Sur'da yaşanan tahribat değil kırımdır

Arkeologlar Derneği İstanbul Şube Başkanı Yiğit Ozar, "Sur'da yaşanan sadece bir tahribat değil bir kırımdır" dedi. 

Bilal SEÇKİN

Sur'un Yıkımına Hayır Platformu'nun davetlisi olarak Sur'da ziyaretlerde bulunan Arkeologlar Derneği İstanbul Şube Başkanı Yiğit Ozar, "Sur'da yaşanan sadece bir tahribat değil bir kırımdır" dedi. 

Yiğit Ozar Sur'un Yıkımına Hayır Platformu'nun davetlisi olarak, 3 kişilik bir heyetle 6-7 Ocak tarihlerinde incelemelerde bulunmak ve bunu raporlaştırmak üzere arkeologlar Diyarbakır'ın Sur ilçesini ziyaret etti. Hem Diyarbakır'daki meslektaşlarıyla görüşmek, dayanışmak hem de 2015 yılından bu yana Sur'da yaşanan tahribata yakından tanıklık etmek, raporlaştırmak adına Sur'a gittiklerini vurgulayan Arkeologlar Derneği İstanbul Şube Başkanı Yiğit Ozar, her ne kadar dışarıdan Sur'daki tahribatın boyutları konusunda fikir sahibi olsalar da gördükleri, şahit oldukları manzaranın çok korkutucu olduğunu söyledi. 

'KAYIPLAR ÇOK BÜYÜK'

Ablukadan dolayı her mahalleye giremediklerini; fakat İç Kale mahallesinin surlarından baktıklarında sokak dokusunun dahi tamamen ortadan kaldırıldığına rahatça şahit olduklarını söyleyen Ozar, toprak altındaki arkeolojik katmanlara iş makinalarıyla girildiğini, yer üstündeki kültür varlıklarının da büyük bir kısmının yok edildiğini gördüklerini belirtti. Ozar, "İç Kale'nin içi boşaltılmış durumda, içerisindeki mahalle ortadan kaldırılmış ve yerine çok yapay, Avrupa'nın herhangi bir şehrinde ya da Türkiye'nin herhangi bir şehrinde karşımıza çıkabilecek bir peyzajla park yapıldığını görüyoruz ki İç Kale çok önemli bir arkeolojik alan içerisinde kalıyor. Diyarbakır'ın tarihsel çekirdeğini oluşturan, en eski dönemlere dair verilere ulaşmamızı sağlayan bir höyük var. Tam olarak tarihsel çekirdek burasıdır. Burası daha önceden arkeolojik katmanların toplumsal yaşama kazandırılacağı, sergileneceği bir parka dönüştürülmesi gerekirken, tamamen bu göz ardı edilerek sıradan bir peyzajla, ithal bitkilerle bir düzenleme yapılmış" ifadelerini kullandı. 

'YIKIM ÇATIŞMALARDAN SONRA PLANLI DEVAM EDİYOR'

Sur'daki sokak dokularının tamamen ortadan kaldırıldığını, yerüstündeki kültür varlıklarının hem çatışma döneminde hem de çatışma sonrası çok fazla tahribata uğradığını sözlerine ekleyen Ozar, özellikle  çatışma sonrası inşa döneminin, inşaat çalışmaları için bir fırsat olduğunun net olarak görüldüğünü ifade etti. Bu anlayışta Türkiye'deki merkezi hükümetin politik kararları ve inşaat ekonomisine dayalı stratejisinin etkisini gördüklerini belirten Ozar, "Aynı şekilde Alipaşa mahallesi kentsel dönüşüm için risk altındaki alan olarak acele kamulaştırma kararıyla kentsel dönüşüme dahil edilmiş ve büyük oranda yıkılmıştı. Lalebey mahallesi de bu tehlike altında olan mahallelerden biri. Dolayısıyla yıkım, çatışmalar bittiği halde planlı bir şekilde devam ediyor" dedi.

'OBJE DE NESNE DE YOK EDİLDİ'

Diyarbakır kültürel mirasının demografisiyle birlikte büyük oranda zarar gördüğünü söyleyen Ozar, "Bu ikisi zaten bir bütündür. Diyarbakır'da yaşayan halklar elbette binlerce yıllık birikim sonucu ortaya çıkan bu kültürel varlıkların taşıyıcılarıdır. Birinin kaybolması, diğerinin varlığını sürdürebilmesi önünde büyük engeldir. Yeniden kaybedilenlerin yerine konulabilmesinde de engeldir. Çünkü süreklilik bozulur. İnsanlar kaybolunca yapılar sadece bir obje, nesne olarak elimizde kalır. Kaldı ki Sur'daki yapıların bir nesne olarak elimizde kalmasını söylemek bile çok güç olduğunu görüyoruz. Çünkü çok fazla kayıp var. Mahalleler boşaltılmış, tahliyeler yaşanmış. Elde, ayakta kalabilen, çatışmalardan az zarar gören, belki de hiç görmeden kurtulabilen kültür varlıklarının büyük bir kısmı da çatışma sonrasındaki inşa döneminde maalesef kaybedilmiş, ortadan kaldırılmış durumda" şeklinde konuştu.  

'BU BİR KIRIMDIR'

Sonuç olarak hem Diyarbakırlıların, hem o mahallenin yerleşik halklarının, hem de kültürel varlığın birlikte tahrip edildiğine dikkat çeken Ozar, kültürel varlığın bir insani değer olduğunu ve onu taşıyacak, sürdürecek olanın ise o varlıkla birlikle hayatını sürdüren topluluk olduğunun altını çizdi. Ozar, "Bu ikisi birbirinden ayrı düşünülemez. Dolayısıyla bu yaşanan sadece bir tahribat değil bir kırımdır" dedi. 

'ÇALIŞMALARIMIZ ENGELLENİYOR'

Diğer yandan Sur'u tanıyan, bilen, kendi alanlarında yetkin meslektaşlarının da hasar tespiti yapmalarına izin verilmediğini, bunun yerine merkezden atanan, oradaki kültür varlığı envanterine çok hakim olmayan uzmanların gözleme dayalı bilimsellikten yoksun tespit çalışmalarının yaptırıldığını söyleyen Ozar, "Bu da tabi ki konunun bir başka vahim tarafı. Çünkü neyi kaybettiğimizi tespit etmemiz lazım ki yeniden yapılanma sürecinin ve gerçekten kaybedilenleri mümkün olduğunca onaralım. Hem demografiyi hem de kültür varlıklarını mümkün olduğunca yeniden kent yaşamına kazandırabilecek, bilimsel bir yeniden yapılanma süreci örgütlenebilsin. Fakat şu anda böyle bir alt yapıya sahip olmadığımız ortadadır" sözlerine yer verdi. 
 
Ozar son olarak, yaptıkları ziyaretin izlenimlerini raporlaştıracaklarını, bu çalışma içerisinde not ettiklerini akıllarında oluşan soruları ilgili kurumlara resmi yazışmalarla soracaklarını ve yanıt arayacaklarını ifade etti. (İstanbul/MA) 
 

www.evrensel.net
ETİKETLER Yiğit OzarSur