Bursa'da hava kirliliği alarm veriyor!

Bursa'da hava kirliliği alarm veriyor!

2017 Hava Kirliliği Raporunda dördüncü sırada yer alan Bursa’yı bekleyen tehlikeleri Prof. Dr. Kayıhan Pala ile konuştuk.

Uğur ÖKDEMİR
Bursa

TMMOB Çevre Mühendisleri Odası, 2017 Hava Kirliliği Raporuna göre Türkiye’de 81 ilden sadece 6’sının havası temiz. Hava kirliliğinin her geçen gün arttığı Türkiye’de hava kirliliğine bağlı olarak da çeşitli hastalıklar ve ölümler gerçekleşiyor. Sanayi şehirlerinde hava kirliliğinin daha fazla olduğu ve bu kirlilikten insanların nefes almakta bile zorlandığını açıklayan uzmanlar acil önlemler alınması gerektiğine vurgu yapıyor. Türkiye’nin başlıca sanayi kentlerinden biri olan Bursa da bu kirlilikten nasibini almış. Türkiye’de hava kirliliği sıralamasında dördüncü sırada yer alan Bursa’yı bekleyen tehlikeleri Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Kayıhan Pala ile konuştuk.

HER YIL 7 MİLYON İNSAN HAVA KİRLİLİĞİNDEN HAYATINI KAYBEDİYOR

Hava kirliliği bütün dünyada sağlıkla ilgili olumsuz sonuçlara yol açan önemli çevresel kirlilik kaynaklarından bir tanesi diyen Kayıhan Pala; “Araştırmalar son yıllarda bütün ölümler içerisinde yaklaşık her dört ölümden bir tanesinin çevresel kökenli kirlenmeler nedeniyle olduğunu gösteriyor. Dünya Sağlık Örgütü de bu konuda bütün ülkeleri uyarıyor. Eğer bir çevresel kirlilik kaynağınız varsa bu en başta erken ölümlere yol açıyor. Sonra hastalanmalara yol açıyor, sağlık kuruluşlarına gereksiz başvuru yapılmasına, gereksiz ilaç kullanımına, gereksiz sağlık hizmeti sunumuna ve gereksiz sağlık harcaması yapılmasına yol açıyor. Tabii bizim öncelikli derdimiz sağlık harcamalarıyla değil, bizim derdimiz insanla, dolayısıyla bizim baktığımız pencere hem erken ölümlerin engellenmesi hem de insanların hastalanmamasının sağlanması. Bütün kirlilik kaynakları içerisinde birinci sıraya hava kirliliği yerleşiyor. Dünyada tahmin edilen rakamlar her yıl 7 milyondan fazla insanın hava kirliliği nedeniyle erken bir şekilde hayatını kaybettiğine ilişkin. Türkiye’de ise tahmin edilen rakamlar her yıl yalnızca hava kirliliği nedeniyle yaklaşık 30 bin kişinin hayatını erken bir dönemde kaybettiği biçiminde” dedi.

Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Kayıhan Pala
Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Kayıhan Pala

DUYARLILIK YARATMALIYIZ

Türkiye’de trafik kazalarına bağlı ölümler hem kazanın gerçekleştiği sırada hem de kazadan sonraki bir ay içerisinde yaklaşık 7-8 bin olduğunu ifade eden Pala şunları söyledi;

“Şimdi toplumda trafik kazalarıyla ilgili ciddi bir duyarlılık var. Trafik kazaları önlensin, yaralanmalar önlensin diye bir duyarlılık ve talep var. Ama hava kirliliğinden bunun neredeyse 4 katı kadar bir insanın her yıl yaşamını kaybettiğini düşünecek olursak, hava kirliliğinin çok daha fazla ön plana çıkması gerekir. Ama biz toplumda değişik gerekçelerle bu duyarlılığı henüz yaratamıyoruz. Bunun en önemli nedenlerinden bir tanesi, özellikle hava kirliliğine yol açan kirli endüstri ve enerji kaynaklarının (En temel iki örnek kömürlü termik santraller ve çimento fabrikaları) sermayenin elinde olması, ana akım medyanın da bu konuda haber yapmaya pek yanaşmaması, sermayenin elindeki bu kâr maksimizasyonu ve sermaye birikimi araçlarına pek dokunmak istememesi. Dolayısıyla ana akım medya üzerinden toplumla hava kirliliğinin ne kadar büyük bir tehdit ve ne kadar ölümcül sonuçlara yol açabileceğini paylaşma olanakları sınırlı. O zaman bizim hem halk sağlıkçıları hem hekimler hem sağlık çalışanları hem de duyarlı insanlar olarak ana akım medyayı bu işe zorlamak; bütün medya kuruluşlarını bu işin içine katarak toplumdaki farkındalığı artırmak için çaba göstermemiz gerekiyor. Burada hepimize sorumluluk düşüyor.”  

YOKSULU DAHA FAZLA ETKİLİYOR

bursa hava kirliliği

Bursa’nın bir sanayi şehri olduğunu belirten Prof. Dr. Pala; “AKP iktidarları döneminde, başta kömür olmak üzere fosil yakıtlara ağırlık veren enerji politikaları nedeniyle yaşanan kirlilikten Bursa da payına düşeni aldı. Gözle görülür bir şekilde hissedilen bir hava kirliliği sorunu karşımızda duruyor. Mesela bugünlerde özellikle akşam saatlerinde şehrin nüfusunun yoğun olduğu mahallelerde sokağa çıkacak olursanız genzinizi yakan bir kükürt ve bir toz sorunuyla karşı karşıya kalabilirsiniz. Peki niye böyle oldu? Bir yandan kirleticilerin yoğun olarak havaya salınması nedeniyle Bursa’nın havası hızla kirlenirken, diğer yandan da bu kirliliğe karşı önlem alacak herhangi bir faaliyet yürütülmedi. Kirlilik kaynakları denilince, özellikle fosil yakıtlardan ve kömürden söz ediyorum; kömür kullanan işletmelerin sayısındaki artış önemli. Tek başına çimento fabrikası ve yalnızca tekstil boyahanelerinin bile tükettiği kömür göz önüne alınacak olursa ve buna evsel ısınma amacıyla kullanılan kömür de eklenecek olursa, Bursa’nın son yıllarda ciddi bir kömür tüketen yapıya doğru evrildiğini görmek mümkün. Kömür kullanımının hızla artması ve Bursa’nın kentsel gelişiminde son yıllarda yaşanan büyük sorunlar, çarpık kentleşme gereksiz yerlere yüksek binaların yapılması, yeşil alandan yoksun bir şehirleşmenin tercih edilmesi bağlamında söylüyorum, bütün bunlar bir araya geldiğinde, Bursa’da içinden çıkılmaz bir hava kirliliği sorunu yaşanmaya başlandı. Bir başka problem de Bursa’daki hava kirliliğinin eşitsiz dağılıyor olması. Bursa’daki bütün hava kirliliği ölçüm istasyonları verilerine baktığımızda, kentin en kirli yerlerinin kentin merkezi ve doğusu; en temiz yerlerinin ise kentin batısı olduğu gözleniyor. Kentin yoksul ve dar gelirlileri ağırlıklı olarak doğuda, sosyoekonomik olarak iyi durumda olanlar ise kentin batısında yaşıyor. Hava kirliliği de yoksul ve dar gelirlileri daha fazla etkiliyor” dedi.

KİRLİLİK, SINIR DEĞERİNİN 5 KATI

bursa

2017 yılında, partiküler madde konsantrasyonu (PM10) yıllık ortalaması Bursa’da metreküpte 100 mikrogram dolaylarında diyen Prof. Dr. Kayıhan Pala; “Dünya Sağlık Örgütüne göre bunun yıllık ortalamasının 20 mikrogramı geçmemesi lazım. Bursa’nın Türkiye’nin en kirli 4. kenti olarak anılmasının nedeni Dünya Sağlık Örgütünün sınır değerinin 5 katı bir kirliliğe sahip olması. Bu arada Türkiye’de kabul edilen sınır değer geçtiğimiz yıl için 48 mikrogramdı. Eğer onunla kıyaslayacak olursak, Bursa’da Türkiye ulusal sınır değerini iki kat aşan bir kirliliğin varlığı karşımızda duruyor. Bence burada şu soruları bu kentte yaşayan herkes sormalı; siz sınır değer olarak 48’i benimsemişsiniz ama ortalamanız bunun iki kat üzerinde. Peki kent yöneticileri ne yaptı? Büyükşehir Belediyesi ne yaptı? İl Çevre Müdürlüğü ne yaptı? Kentin milletvekilleri bu konuda ne tür girişimlerde bulundu? Merkezi hükümet bu konuda ne yaptı? Çünkü bu düzeydeki bir kirliliğin çocuklarımız başta olmak üzere, bu kentte yaşayan herkesin sağlığını olumsuz etkilediğini biliyoruz. 

Bu kirlilik yetmezmiş gibi bir de şehrin göbeğine termik santral kurulmak isteniyor. Kurulmak istenen DOSAB kömürlü termik santrali yılda 524 bin ton kömür yakacak. Bursa’da evsel ısınma amacıyla yakılan toplam kömür yılda 300 bin tonun altında. Santral tek başına bunun neredeyse iki katını yakacak. Kurulması planlanan termik santral Ulu Camiye 9 kilometre uzaklıkta. Bu santrallerin, çevrede yaşayanlardan yakın çevredekiler (15 kilometre yarıçaplı alan) başta olmak üzere yüzlerce kilometre (100 kilometre çaplı) uzakta yaşayanları bile olumsuz etkilediği kanıtlanmış durumda. Dolayısıyla termik santral yalnızca Bursa’nın sorunu değil, Bursa’nın yakın çevresinin de sorunu” dedi.

www.evrensel.net