Türkiye Başbakanı mezhepsel bölünmeyi yönlendirmeye  çalışıyor

Türkiye Başbakanı mezhepsel bölünmeyi yönlendirmeye çalışıyor

Türkiye’nin ılımlı islamcı Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, laik anamuhalefet partisi (CHP) lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun Alevi azınlığa mensup olduğunu halka hatırlatmakta beis görmüyor. 2011 seçimleri öncesi düzenlenen mitinglerde ve yine 6 Ağustos’ta bir TV kanalında canlı yayında yapılan bir söyleşide bunu tek

Türkiye’nin ılımlı islamcı Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, laik anamuhalefet partisi (CHP) lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun Alevi azınlığa mensup olduğunu halka hatırlatmakta beis görmüyor. 2011 seçimleri öncesi düzenlenen mitinglerde ve yine 6 Ağustos’ta bir TV kanalında canlı yayında yapılan bir söyleşide bunu tekrarlayarak dile getirdi.
Sayın Erdoğan’ın tarih boyunca zulme uğramış, Şii mezhebinin bir kolu olarak görülen Aleviler hakkındaki yorumları, Türkiye’nin baskın Sünni çoğunluğunun önyargılarını besleyerek 2014’te Türkiye’nin seçilmiş ilk cumhurbaşkanı olma şansını artırmaya çalıştığı konusunda yeni bir tartışma açtı. Erdoğan, Alevilerin Sayın Kılıçdaroğlu’na yalnızca “o da Alevi” olduğu için oy verdiğini, ibadet yerleri olan cemevlerinin “kültürel merkezler” olduğunu ve Müslümanların ibadet yerinin yalnızca cami olduğunu söyledi. Bu tür açıklamalar, Türkiye’nin her yanındaki 90 bin camiye destek sağlayan devletin cemevlerine de destek sağlaması için uzun zamandır taleplerde bulunan Alevi’leri hiçe saydı. Daha da kötüsü, Aleviler’in gerçek müslüman olmadığını ileri sürdüğü izlenimi yaratıyor. Bu da, daha önce Aleviler’e karşı yapılan acımasız katliamları mazur göstermek için Sünniler’in kullandığı şiddetli bir argüman. Bu katliamların yakın zamandaki en büyük örneği 1993’te gerçekleşti.
15 ila 20 milyon civarında olduğu düşünülen Aleviler’in bu sayıca çokluğuna rağmen, oldukça az kişi Aleviler hakkında bilgi sahibi ve Aleviler’i genellikle Suriye Alevileri ile karıştırıyorlar. CHP parlamenterlerinden Hüseyin Aygün, bu durumu “Farklı ibadet biçimlerimiz var fakat aynı manevi bağı paylaşıyoruz” diye açıklıyor. Bu belki de, Aleviler arasında popüler olmayan Suriye Alevisi Beşer Esad’a karşı savaşan isyancıları Türkiye’nin neden desteklediğini açıklıyor.
Suriye Alevilerinin çoğu gibi, Anadolu Alevileri de adetleri hakkında ketum olmayı tercih ediyor. Ramazanda oruç tutmuyor ya da camide namaz kılmıyorlar. Kadınlar ve erkekler birlikte ibadet ediyor; semah dönüp saz eşliğinde türkü söylüyorlar. Şiiler gibi, onlar da peygamber Hz. Muhammed’in damadı olan Hz. Ali’ye büyük saygı ve hayranlıkla bağlılar. Fakat Sünni irfanında kılıç sallayan Ali’nin aksine, Aleviler için Ali şiddete tövbe etti ve Tanrı’nın cisimleşmiş haliydi. Özgürlükçü yöntemleri yüzünden Aleviler, seküler zihniyetli Türkler tarafından radikal islama karşı değerli addedildiler. Yine aynı nedenden dolayı radikal Sünniler onları ahlaksız kafirler olarak resmetti.
Daha ileri aşamalarda, az sayıda fakat giderek artan bir güçle Aleviler, dinlerinin gerçekten de İslamdan farklı olduğu konusunda direndiler. Alevilerin çoğu öfkeli, bu tür konuşmaların devletin Aleviler’i zorlayıcı bir Sünni sınıf içerisinde asimile ederek ve kendi köylerinde cami kurarak sünnileştirme politikalarını temize çıkaracağını söylüyor.
Bir süre, Sayın Erdoğan 2010’da “Alevi açılımı” olarak bilinen politikayı başlattığı sıralarda   bu politika tersine çevrilmiş gibi görünüyordu. Erdoğan, bir Cemevi’ni ziyaret eden ilk Türkiye Başbakanı ve Irak’taki Ali türbesini ziyaret eden ilk Sünni liderdi. Bu cesur harekete ek olarak Erdoğan 1938’de güneydoğu bölgesindeki Tunceli’de binlerce Alevi’nin öldürüldüğü katliam konusunda devlet adına özür diledi. Sayın Aygün, “Bütün bunların bir gösteri olduğundan şüphelenmiştik; şimdi biliyoruz ki gerçekten öyleydi” diyor.

  www.economist.com

www.evrensel.net