Günün koşturmacasında yan yanayız kadınlarla

Günün koşturmacasında yan yanayız kadınlarla

İstanbul Üniversitesi Kadın Araştırmaları Topluluğu olarak biz de birkaç arkadaşımızla sohbet ettik.

 

 

Begüm İNANÇ

İstanbul Üniversitesi Kadın Araştırmaları Topluluğu

 

İstanbul Üniversitesi’nde sınavların yoğun geçtiği bir dönemin içerisindeyiz. Amfiden amfiye koşturuyor herkes, kütüphaneler desen iğne atsan yere düşmez bir durumda. Bu sadece sınavlar açısından değil, gündem açısından da yoğun bir dönemi kapsıyor. Geçtiğimiz günlerde Diyanet İşleri Başkanlığı’nın internet sitesinde yer alan açıklamayla sarsıldık hepimiz. Sitede yer alan yazıda Diyanet, bulûğ çağına girmiş olanların dinen nikahlanabileceğini; bulûğ yaşının alt sınırını kız çocukları için 9, erkek çocukları içinse 12 olarak belirtiyor. Aynı zamanda kız çocuklarının 9 yaşında hamile kalabileceğini, 12 yaşındaki erkek çocuklarının da baba olabileceğini söylüyor. İstanbul Üniversitesi Kadın Araştırmaları Topluluğu olarak biz de birkaç arkadaşımızla bu konu üzerine sohbet ettik.

 

“9 YAŞINDA BİR ÇOCUK ERGENLİĞE BİLE GİRMEMİŞTİR”

Sohbete başlarken ilk sözü Hazal aldı. 9 yaşındaki bir çocuğun hamile kalabilmesinin fizyolojik açıdan bile mümkün olmadığını, bebeğin ve annenin sağlığı için çok yanlış bir karar olduğunu söyledi. “9 yaşındaki sağlıklı bir çocuk regl görmüyorken hamile kalabilmesi mümkün değil. Bunu nasıl meşrulaştırmak istediklerini anlayamıyorum.” dedi.

 

Hazal’ın bıraktığı yerden İlayda devam etti düşündüklerini söylemeye: “9 yaşında bir ‘çocuk’ kendi ihtiyaçlarını karşılayamazken başka bir çocuğun bakımını nasıl üstlenebilir? Hepimiz biliyoruz ki 9 yaş daha ergenliğin bile başlamadığı, çocukluk dönemi sayılan bir yaş. Eğitim süreci devam eden bir çocuğun başka bir çocuğun sorumluluğunu üstlenmesi gibi bir şey söz konusu olamaz.”

 

EVE KAPANMIŞ KADIN YARATMAK İSTİYORLAR

Sohbet koyulaşmaya başlamıştı artık. Başlarda çekinceyle konuşan herkes birbirinin sözünü kesecek derecede bir şeyler söylemek istiyordu konuya dair. Çünkü hepimiz tepkiliydik bu konuya ve her birimiz bir şeyler söylemeliydik. Sohbete devam ederken Deniz aldı sözü. “Bence Diyanet, Kur’an kursları ya da cemaat evlerinde olan taciz ve tecavüz olaylarını meşrulaştırmaya çalışıyor. Bu yüzden de böyle açıklamalar yapıyor. Bunun bir yanı da toplumumuzda hâlâ ezilen kadınların kendi haklarına erişebilmelerini engellemek. Bu 9 yaşındaki bir çocuğu eve hapsetmektir diye düşünüyorum.” dedi. Bir yönüyle de öyleydi. 9 yaşında bir çocuğun anne olması demek onun eğitim hayatına devam edememesi; çalışma yaşamına dahil olamaması anlamına geliyordu. Tam da istedikleri gibi yemek yapmak, temizlikle uğraşmak ve çocuk yapmaktan başka bir faaliyeti olmayan kadınlar yetiştirmek için bundan daha iyi bir açıklama olamazdı.

 

Ezgi’yse konuya şöyle yaklaştı: “Görüyoruz ki son zamanlarda çocuk yurtlarında taciz ve tecavüz olayları, cinsel istismar artmakta. Ve Diyanet’in çıkardığı şey sadece 9-12 yaşındaki çocukların evlenmesini meşrulaştırmak değil. Daha önce de çocuk evlilikleriyle alakalı bazı fetvalar yayınlamıştı. Bunların hepsini toplumun yaşam tarzına bir algı olarak dayatmaya çalışıyorlar. Birçok insan Diyanet İşleri Başkanlığı’nın söylediklerini dikkate alıp, yaşamını bunun üzerinden şekillendiriyor. Hâl böyle olunca çocuk evliliği, taciz, tecavüz de insanların gözünde meşrulaştırılıyor. Söylemleri tepki alınca geri çekiyorlar fakat biliyoruz ki 2 ay sonra başka bir şeyle tekrar karşımıza çıkacaklar.”

 

Ezgi’yi destekler bir şekilde İlayda da toplumda yavaş yavaş bir düşünce biçimi oluşturduklarını söylüyor. Bu sözleri kabul etmeyen insanlar olduğu kadar bunu bir vahiymişçesine gözü kapalı bir şekilde kabul eden insanların da olduğunu ve aslında onlara ulaşmamız gerektiğini söylüyor.

 

BU YAZIYI BİR DE KIZ KARDEŞİNE OKUT

Sohbetimizin hemen ardından sınava girecek olan Ezgim alıyor son sözü. “Televizyon programlarında bile söylenenler toplumu çok fazla etkilerken resmi bir kurumun yaptığı açıklamalar insanların düşünce sistemleri ve yaşayış biçimlerini etkiliyor. 9-12 yaşındaki çocukların sokakta oynaması, kitap okuması, ya da ailesiyle vakit geçirmesi gerekirken bir ebeveyn olması beklenemez. Kürtajı yasaklamaya çalıştıkları ve cinayet olarak gördükleri için o yaştaki bir çocuğun hamile kalma ihtimalini ortadan kaldırmak yerine 9 yaşında evlenebilmesini ve hamile kalmasını meşrulaştırıyorlar.”

 

Biz bu masaya oturan kadınlar olarak düşündüklerimizde yalnız olmadığımızı biliyoruz. Ama birlikte hareket etmek ve daha sık sohbet masalarında yan yana gelmek gibi eksiklikler yaşıyoruz. Şunu unutmamalıyız ki bizler bu karanlığa dur demediğimiz sürece karanlık bizi içine çekip alacak. Buradan kalktıktan sonra Ezgim’in gireceği sınavı, Hazal’ın buluşacağı arkadaşları, İlayda’nın izleyeceği filmleri, Ezgi’nin türlü türlü işleri var. Ama hayatın bu koşuşturmasında buluşup sohbet masalarında yan yana gelmek ve başka kadınlara ulaşmak çok zor bir şey değil. Bu yazıyı okuyan kadın arkadaşım, sen de bir dergi alıp yanındaki kız kardeşine vermelisin.

 

2017 yılında kadın cinayetleri %25 arttı. Yıl boyunca 409 kadın erkekler tarafından öldürüldü, 387 çocuk cinsel istismara uğradı, 332 kadına cinsel şiddet uygulandı. Bu sayıların artması ancak çıkarılmak istenen müftülük yasası, meşrulaştırılmak istenen çocuk yaşta evlilik ile açıklanabilir. Müftülüklere resmi nikah yetkisinin verilmesi bir gecede apar topar yürürlüğe girdi. Arabuluculuk gibi hukuk dışı uygulamalar getirilmeye çalışıldı.

 

 

www.evrensel.net