Bu eğitim sistemiyle ne yetişir?

Bu eğitim sistemiyle ne yetişir?

Öğrenci Velileri Derneği (ÖVDER) İzmir Şube Başkanı Orhan Yüce, eğitim sistemine dair görüşlerini yazdı.

Orhan YÜCE
ÖVDER İzmir Şube Başkanı

Eğitim sistemi ve kurumlarında artık eğitimin ve çocuklarımızın başarılarından, bilimsel uygulamalardan, laiklikten ve demokratiklikten söz edilmiyor. Her gün yeni bir uygulama basına yansıyor. Basına yansıyan uygulamalar ise hep olumsuz ve akıl dışı olaylar.

Cemaat ve tarikat yurtlarında çocuklara cinsel taciz, 7-8 yaşındaki çocuklara “kapanma partileri”, öğretmenleri, öğrencileri sabah namazına çağıran genelgeler, beden eğitimi dersine çıkan kız öğrencileri görünce tahrik olduğunu söyleyen öğretmenler, kadını düşman gören kitaplar gibi akıl dışı, çocuklarımızı karanlığa sürükleyen olaylarla karşılaşıyoruz. Değerler eğitimi adı altında, vakıfların, cemaatlerin ve tarikatların karanlık ve sapık amaçları çocuklarımıza şırınga ediliyor. Bunlar bir de basına yansıtılarak toplum bu sapıklıklara alıştırılmaya çalışılıyor.

Anayasasında ve yönetmeliklerinde laiklikten, demokrasiden, bilimden söz edilen bir ülkenin hükümeti ve kurumları, bu sapıklılara karşı tepki gösterip, laikliği, bilimi ve demokrasiyi savunanları suçlu kabul edip cezalandırıyor. Dinin hurafelerden arındırılması, çağdaş yaşama göre düzenlenmesi için kurulmuş Diyanet İşleri Başkanlığı, cemaat ve tarikatlardan geri kalmıyor. Yasaların emrettiği biçimde uygulamalarda bulunması gerekirken, 9 yaşındaki çocuğa nikah kıyılabileceğini açıklıyor. Toplumsal tepkiyi görünce de (şimdilik) geri çekiliyor.

1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanununu’nun amaçları; “İnsan haklarına ve Anayasa’nın başlangıcındaki temel ilkelere dayanan demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olan Türkiye Cumhuriyetine karşı görev ve sorumluluklarını bilen ve bunları davranış haline getirmiş yurttaşlar olarak yetiştirmek” olarak açıklanırken, okul müdürleri ve milli eğitim müdürleri birer cemaat hocası gibi çocuklarımızı dinci yapmak için her türlü uygulamayı yapmaktadırlar.

Bu uygulamalar özelikle 2012 yılında çıkartılan 4+4+4 sistemiyle daha da hızlandırılmış, adeta eğitim “dindar ve kindar nesil” yetiştirme olarak dizayn edilmiştir. Son müfredat değişimi ile de yasal statüye kavuşturulmuştur.

Ne yazık ki; Her gün yeni bir uygulama ile karşılaşan öğretmenler ve veliler, önlerine sürülen günlük planların dışında değerlendirmeye fırsat bulamadan yenisi ile karşılaşmaktadırlar. Çocuğuna iyi bir gelecek hazırlamaya çalışan, onun öğretmen, mühendis, doktor vb. gibi bir meslek sahibi olup mutlu yaşaması için her şeyi yapmaya çalışan anne-babalar çocuğunun nasıl bir ortamda eğitim gördüğünü yeterince değerlendirememektedir.

Bu eğitim sistemiyle, ne mühendis, ne doktor, ne öğretmen olunur. Bilimden, pozitif değerlerden (matematik, fizik, kimya, biyoloji) sosyal değerlerden (felsefe, sosyoloji, psikoloji vb.) uzaklaştırılmış bir sistem, çocuklarımızı aydınlık bir geleceğe hazırlayamaz. Toplumun geleceğinde önemli bir misyonu olan eğitim, pedagojik bir anlayışla düzenlenmemiş ise çocuklarımızın aydınlık geleceğine, ülkenin çağdaşlaşmasına ve kalkınmasına hizmet edemez.

Bu eğitim sistemi, Ortadoğu’da gördüğümüz ve insani değerlerle hiçbir ilgisi olamayan, hatta bu değerlere düşman olan, insan öldürmeyi cennete gitmenin yolu sanan bir nesil yetiştirir. Yasa ve hukuk kurallarını tanımayan, “Suçlunun bacağını kırın” diyen yöneticileri onaylayan bir toplum yetiştirir.

www.evrensel.net
ETİKETLER ÖVDEReğitim