ARTI EKSİ 7 LONDRA - 15 OCAK 2018
İngiltere gündeminde geçtiğimiz hafta öne çıkanlar

Artı Eksi 7 Londra, İngiltere'nin haftalık panoramasını sunmaya devam ediyor.


Artı Eksi 7 Londra, İngiltere'nin haftalık panoramasını sunmaya devam ediyor. Ulusal Sağlık Servisi NHS’i felç eden, Muhafazakar iktidarın son 7 yıldan beri başta sağlık ve  kamu alanı olmak üzere ısrarla uyguladığı kesinti ve özelleştirme politikaları, OHAL ile yönetilen Türkiye’de yaşanan hak ihlalerini İngiltere kamuoyunun gündemine taşımaya hazırlanan SPOT’un konferansı, inşaatı yaklaşık 15 yılda tamamlanan Londra Alevi Kültür Merkezi ve Cemevi'nin açılışı ve Londra’da yaşayan Kıbrıslı sendikacı Hulus İbrahim için düzenlenen Vefa günü bu hafta Artı Eksi 7 Londra’da.

Yılın ilk günlerinde kabinesinde değişiklikler yapmak zorunda kalan May, izlediği politikalar ile NHS’i talebi karşılayamaz hale getiren Sağlık Bakanı Jeremy Hunt’ın bakanlık koltuğuna dokunmadı. Ocak ayında gerçekleştirilmesi gereken on binlerce ameliyatın ertelenmesi nedeniyle özür dilemek zorunda kalan May, geçen hafta açıklanan yeni raporlar ve acilde çalışan doktorların uyarıları ile bir kez daha zor durumda kaldı. Halkın sağlık alanında canıyla ödediği kesinti ve özelleştirmelerin ulaşım alanında uygulanmasını engellemek için demiryollarında örgütlü RMT sendikası yılın ilk haftasına grevlerle girdi. İngiltere gündemine ilişkin bu önemli gelişmelerin yanı sıra Londra’da yaşayan Alevilerin özveri ve çabası ile inşaa ettikleri Avrupa’nın en büyük cemevinin açılışı, Kıbrıslı Türklerin, Türk ve Rum emekçilerin ortak mücadelesinin sembol isimlerinden olan Hulus İbrahim için düzenledikleri etkinlik ve Türkiye Halkları ile Dayanışma Kampanyası SPOT’un hazırlığını yaptığı konferansın detayları Artı Eksi 7 Londra’da.

KESİNTİLER VE ÖZELLEŞTİRME CAN ALIYOR

Ulusal Sağlık Servisi NHS’in bünyesinde, son 7 yıldan beri uygulanan devasa kesintiler ve özelleştirmelerin bedelini halk canıyla ödemeye devam ediyor. Sağlık alanında ki kesintilerin sadece 1 yılda 30 bin cana mal olduğunu ortaya koyan araştırmalara rağmen kesintilerde ve özelleştirmede ısrar eden hükümete bir uyarı da acil servis doktorlarından geldi.

Muhafazakar Hükümet’in; sağlık çalışanlarının, sendikaların ve muhalefetin tüm uyarılarına rağmen  son 7 yıldan beri uygulamakta ısrar ettiği kesinti ve özelleştirmelerin Ulusal Sağlık Servisi NHS’te yarattığı tahribat her geçen gün daha da derinleşiyor. NHS’in ihtiyaç duyduğu kaynağın Virgin Care gibi özel şirketlere aktarılmasının yolunu açan politikalara imza atan Sağlık Bakanı Jeremy Hunt, Ocak ayında ertelenen yaklaşık 55 bin ameliyatı bir özür ile geçıstirmeye çalıştı. Hunt’ın ardından kamuoyundan gelen baskılar neticesinde BaşbakanTheresa May’de özür dilemek zorunda kalırken, ne Hunt ne de May, NHS’te bir kriz olduğunu kabul etmedi.
 
May’in kış için iyi bir hazırlık yapıldığı iddiasına ilişkin tartışmaların devam ettiği günlerde, 16 bin 900 hastanın acil servislerde yer olmadığı için ambulanslar içinde bekletildiği de ortaya çıktı. Hafta başında yayınlanan istatistikler, 2017’nin son haftasında acil servislerin ihtiyacı karşılayamaması nedeniyle 16 bin 900 hastanın saatlerce ambulanslarda beklemek zorunda kaldığını ortaya koydu. Sağlık Bakanı Jeremy Hunt ve Başbakan May’i zor durumda bırakan bu rakamların hemen ertesinde, acil servislerde görev yapan 68 uzman doktor, yayınladıkları ortak bir mektupla acil servislerin durumuna dikkat çektiler. Sıra bekleyen hastaların koridorlarda can verdiği uyarısında bulunan doktorlar, acil servislerin ve hastanelerin kapasitelerinin yetersiz kaldığını ifade ederek sağlık hizmetleri için kaynak yaratılmasını talep ettiler. Acil servislerde görülen hastaların tedavi için 10 -12 saat beklemek zorunda kaldığını, acil serviste yatacak yer kalmadığı için hastaların sedyelerde can verdiğini ve koridorlarda yatırıldığını içeren mektupta çözüm için kaynak, personel, yatak ve daha fazla bakım hizmeti talep edildi.

NHS’in mevcut bütçe ile ihtiyacı karşılamanın çok uzağında olduğunu ve hemen kaynak yaratılması konusunda bir uyarı da hastane temsilcileri ve sağlık hizmeti sağlayıcılardan geldi. Hükümetten sağlık bütçesini 122 milyar sterlinden 153 milyar sterline çıkartılması talep edildi.

Tasarruf tedbirleri kapsamında NHS’in bütçesini sürekli olarak küçülten ve bakım gibi hizmetleri belediyelerin sırtına yıkmaya çalışan hükümet, 2017 yılı içerisinde özel şirketlere 3.1 milyer sterlin aktardı. Sağlık hizmeti vermek için  400 ayrı kontrat imzalayan Virgin Care’e geçen yıl aktarılan kaynak ise 1 milyar sterlin olarak açıklandı.

DEMİRYOLU ÇALIŞANLARI İNGİLTERE ÇAPINDA GREVDE

İngiltere’nin en mücadeleci sendikası Demir, Deniz ve Taşımacılık Sendikası RMT, kondüktörlerin işine son verilmesine karşı mücadelesini geçtiğimiz hafta içerisinde gerçekleştirdiği 24 saatlik 3 ayrı grevle devam ettirdi.
 
Makinist ve kondüktörler İngiltere’de demiryolu ulaşımını büyük oranda sağlayan 5 ayrı şirketin kondüktörlerin işine son verme kararına karşı 2016’nın Ekim’inde başlattıkları grevleri devam ettiriyor. Son iki yıldan beri devam eden görüşmeler ve gerçekleştirilen grevlere rağmen demiryolu işletmeleri İngiltere’de kondüktörlerin işine son vermede ısrar ediyor. Hükümetin desteği ile dayatılan karara RMT sendikasında örgütlü kondüktörler ve makinistler yeni grevle karşılık verdi. 8 Ocak Pazartesi günü başlatılan 24 saatlik grevler Çarşamba ve Cuma günü devam ettirildi.

İskoçya ve Galler’de kondüktörlerin görevleri üzerinden anlaşmaya varılmasına rağmen İngiltere’de bir anlaşmaya varılamamasını Muhafazakar Hükümet’in dayatmalarına bağlayan  RMT, mücadelesini tren işletmelerinin yanı sıra hükümete karşı da sürdürüyor.

Alex GORDON
Makinist

"Bugün 10 Ocak Çarşamba, RMT’ye üye kondüktör ve makinistlerin gerçekleştirdiği 3 günlük grevin ikinci günündeyiz. RMT’nin, demir yolu taşımacılığı güvenliği, yolcu emniyeti için uzun bir mücadele geçmişi var. Çocuklu, yaşlı ve korumaya muhtaç kişilerle seyahat eden yolcular ihtiyaç duydukları zaman yardım alabilmeliler. Fakat bu kesimler güvenli ve koruması olmayan tren ve istasyonlarda seyahat etmek zorunda kalacak. Demiryolu ulaşımı üzerinde ciddi bir etkisi olan bugün ki grev RMT üyeleri tarafından halk güvenliği ve yolcuların ihtiyaç duydukları servislere erişimi için yapılıyor.

Bu haftadan sonra, üyelerimizle yeni grevler için görüşeceğiz. Aynı zamanda demiryolu kullananları temsil eden kesimleri koordine edeceğiz. Engellileri temsil eden ve trenlerde kondüktörlerin korunması için çalışma yürüten bir kampanya var, bunun yanı sıra demir yolu ulaşımını tercih edenleri temsil eden çeşitli örgütler de var. Bu anlaşmazlığın arkasında yatan asıl sebep tabii ki politik. Sadece makinistler tarafından işletilen demir yolu ulaşımını hayata geçirme mevcut Muhafazakar hükümet tarafından yaratılmış bir sorun. Britanya’nın özelleştirilerek parçalara ayrılmış olan tren işletmelerine talip olanlara dayatılan bir koşul. Bu nedenle sorunun çözümü de politik olmak zorunda. Mevcut hükümeti defetmek zorundayız.  Bir İşçi Partisi hükümetine ihtiyacımız var. Biliyoruz ki Jeremy Corbyn’in liderliğindeki İşçi Partisi kondüktörsüz tren işletmeciliğine ve demiryollarının özelleştirilmesine son vereceğini vaat etti."

SPOT KONFERANSI: OHAL ALTINDA TÜRKİYE VE KAZANMAK İÇİN MÜCADELE

Arif Bektaş: Önceki konferansta da bulunmuştum, bu yıl da bir konferans yapıyorsunuz ve bu yılki konferansın başlığını OHAL ile yönetilen Türkiye olarak belirlemişsiniz. Neler var konferansta?

Çağdaş Canbolat: İlk önce konferansın tarihini söyleyelim, Cumartesi günü 20 Ocak’ta, Ulusal Eğitim Sendikası’nın binasında, King’s Cross’a yakın. Konferans saat dokuz buçukta başlayacak, dördü on beş geçe bitecek. Belki bir çok arkadaş ya çok uzun bir gün olacak diye düşünebilir ama konferansın .ok güzel bir özelliği var. Altı tane atölye çalışması olacak.  İki tane ana toplantısı olacak. Konferansı düzenlerken iki hedefimiz vardı. Birincisi Türkiye’deki ilerici kesimlerin, gazetecilerin, siyasetçilerin yaşadığı sıkıntıları, işçilerin emekçilerin yaşadığı sıkıntıları İngilere’deki, Britanya’daki ilerici kesime halka bir şekilde anlatmak, aktarmak, o sıkıntıları anlamak. Özellikle de Türkiye’deki OHAL sürecini anlamak. Zaten konferansın adı da ‘OHAL altında Türkiye ve kazanmak için mücadele.’ Biz de bunu gerçekleştirmeye çalışacağız. Birinci hedefimiz bu. Buradaki ilerici kesimle Türkiye’deki ilerici kesimleri bir araya getirmek, sorunları tartışmak. Bundan sonra kazanmak için, başarıya ulaşmak için, demokrasi mücadelesinde bir adım ileriye gidebilmek için, OHAL’i en azından durdurmak için ne yapmamız gerekiyor? Bunu tartışmasını yapacağız. Bununla ilgili kararlar alacağız ve 2018 için çalışmamızı da bir nevi belirleyeceğiz. Konferans o açıdan çok önemli oldu.

Arif Bektaş: Peki konular neler? Atölyelerden bahsettiniz. Konular neler ve kimler katılıyor?

Çağdaş Canbolat: Altı tane atölye çalışması var demiştim. Bir tanesinde akademisyenlere yönelik saldırılar tartışılacak, konuşulacak. Akademisyenleri nasıl destekleyebiliriz, bunu ele alacağız. Bir diğer atölye çalışması da kadına yönelik şiddetle ilgili. Son zamanlarda Türkiye’de kadınlara yönelik şiddetin artığını, ölümlerin yükseldiğini biliyoruz. Bunu tartışacağız bundan sonra ne yapılması gerekiyor? Burada ve Türkiye’deki mücadeleye nasıl destek olması gerekiyor bunu konuşacağız. Üçüncü atölye de Türkiye’deki parlamenter sistemini ele alacağız. Türkiye’deki parlamenter sistem bir şekilde devre dışı.

Arif Bektaş: Siyasi tutsaklar da herhalde konu olur değil mi?

Çağdaş Canbolat: Aynen. Bunlar tartışılacak bunlar konuşulacak. O yüzden Türkiye’den iki önemli milletvekili var. HDP’den ve CHP’den onlar da kendi görüşlerini belirtecek. Onlara nasıl destek olabileceğiz onları konuşacağız. Onun yanı sıra işçilere yönelik özellikle OHAL sürecinde bir hayli arttı.  Bunları konuşacağız sendika temsilcileriyle. İki tane de sendika temsilcisi var. Hem Gıda-İş’ten hem de DİSK’ten. DİSK’ten Kani Beko olacak ve Gıda-İş’ten de Seyit Aslan aramızda olacak. Beşinci atölye çalışmasında ise Kürt sorunu ve Orta Doğu’daki durumu ele alacağız. Yine milletvekilleri de bu toplantının içerisinde yer alacak. Buradaki akademisyenler de bunun içerisinde yer alacak. Cambridge Üniversitesi’nden bir akademisyen konuk edeceğiz. Ve son atölye çalışması da gazetecilere yönelik saldırıları ele alacak.  Biliyoruz ki en az 160 gazeteci tutuklu Türkiye’de. Özellikle Türkiye’de bir gazeteci olmak çok zorlaşıyor. Bunu tartışacağız, konuşacağız ve buradaki gazeteciler Türkiye’deki gazetecilere nasıl destek olacak bunu ele alacağız.

Arif Bektaş: Buradan da epey bir katılım var bildiğim kadarı ile, yönetmen Ken Loach da dahil İngiliz sendikaları. Nasıl bir tepki alıyorsunuz İngiliz kamuoyu ve bu tür çevrelerden SPOT’un yaptığı bu çalışmaya, Türkiye dayanışma çalışmasına yeterince katkı alıyor musunuz? İlgi var mı?

Çağdaş Canbolat: Kesinlikle ilgi var ama ne yapılması gerektiği konusunda bir eksiklik var. İşte bizde tam bu noktaya el atmamız gerekiyor. Bir şekilde bu fırsatı değerlendirmemiz gerekiyor. Türkiye’deki gelişmeleri onlara sağlıklı bir şekilde aktarmak gerekiyor. Belli medya kurumlarının aktardığı şekilde değil daha fazla detaylı bilgi aktarmak gerekiyor. Ve onların bundan sonra demokrasi mücadelesinde ne yapmaları gerektiğini anlatmak için SPOT iyi bir olanak. Bizde bunu onlara anlatacağız.

Arif Bektaş: Umarım başarılı olursunuz. SPOT’un konferansını bir kez daha bizde hatırlatalım. 20 Ocak 2018’de, Londra’nın merkezindeki Öğretmenler Sendikası’nda gerçekleşecek. Saat dokuz buçuk ile akşam on altı on-beş arası gerçekleşecek. Biz de başarılar diliyoruz.

İNGİLTERE ALEVİ KÜLTÜR MERKEZİ VE CEMEVİ HİZMETE AÇILDI

İnşaatına 13 yıl önce başlanan, Avrupa’nın en büyük cemevi ve Alevi kültür merkezi olma özelliğini taşıyan İngiltere Alevi Kültür Merkezi ve Cemevi tamamlanarak hizmete açıldı. İngiltere’den İşçi Partili, Türkiye’den HDP ve CHP’li çok sayıda milletvekili ve Avrupa’nın dört bir tarafından gelen Alevi kurum temsilcilerinin katılımı ile gerçekleştirilen açılışa, Britanya’da yaşayan Aleviler de kitlesel olarak katıldı.

Britanya’da yaşayan Alevilerin destek ve çabaları ile Kuzey Londra’da 13 yılda inşaa edilen Alevi Dergahı, İngiltere Alevi Kültür Merkezi ve Cemevi 7 Ocak Cumartesi günü gerçekleştirilen törenle hizmete açıldı. Londra’da yaşayan Alevi toplumun ihtiyaç duyduğu tüm hizmetleri karşılama kapasitesinde olan dergah 2 bin 400 metrekare üzerine kurulu. Alevi inancının sembol, simge ve değerlerini öne çıkaran bir mimari ile tasarlanan dergah bünyesinde Cem salonu, morg, bin 300 kişilik toplantı salonu, kendisine ait park yeri, derslikler ve bir kütüphane yer alıyor.

Kurdele kesme töreni; İngiltere ve Türkiye’den milletvekilleri, Avrupa’nin dört bir tarafından gelen Alevi kurum temsilcileri, Kuzey Londra’da yer alan belediyelerin temsilcileri, çok sayıda encümen üyesi, Londra’da faaliyet yürüten kurum temsilcileri ve Britanya Alevi Federasyonu ve Cemeveleri ile birlikte çalışan kurum temsilcilerinin katılımı ile gerçekleştirildi.

Cemevi Semah Ekibi’nin semahları ile salonda başlayan açılış töreninde ilk konuşmayı Cemevi’ne ev sahipliği yapan Haringey Belediyesinin Başkanı Stephan Mann yaptı. Mann’ın ardından CHP milletvekili Hüseyin Çakmak, törene davet edilen CHP milletvekilleri Gaye Usluer, İlhan Cihaner, Hilmi Yarayıcı, Şenal Sarıhan ve Aytuğ Atıcı adına bir konuşma yaptı. Alevilerin yüz yıllardır maruz kaldığı inkar imha ve asimilasyon politikalarına dikkat çeken Çakmak, Türkiye’nin demokratik bir ülke olmayışından kaynaklanan sorunlarının çözümü için demokratik ve laik bir ülke talep ettiklerini dile getirdi.

HDP’yi temsilen törene milletvekilleri Müslüm Doğan ve Erdal Ataş katıldı. Yaşadıkları bir çok Avrupa ülkesinde inanç ve öğretilerine ilişkin haklar elde eden Alevilerin 5 bin yıldan beri yaşadıkları coğrafyada inançlarını kabul ettirememiş olmasının yarattığı çelişkiyi ifade eden Doğan, Alevilerin, Kürtlerin ve işçi sınıfının tek başına sorunlarını çözemeyeceğini dile getirerek geniş bir demokrasi cephesine olan ihtiyaca vurgu yaptı.

Törene katılan Alevi Kurumlarını temsilen bir konuşma yapan Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Genel Başkanı Hüseyin Matt, Alevilerin Avrupa’da 30 yıldan beri örgütlü olarak yürüttüğü çalışmalar neticesinde bir çok ülkede Aleviliği kendine özgü bir inanç toplumu olarak kabul ettirdiklerini ifade etti. ‘Cumhuriyet tarihi boyunca üstümüze düşen bütün vatandaşlık yükümlülüklerini yerine getirmemize rağmen hala kendimizi anlatmak zorunda kalıyoruz’ diyen Matt, tepkisini ‘tekçi, ırkçı, gerici zihniyeti bir kez daha lanetliyoruz’ sözleri ile dile getirdi.
 
Bölge İşçi Parti Milletvekili Catherine West, Türkiye’de tutuklu olan milletvekillerini unutmadıklarını dile getiriken İngiltere Parlamentosu Alevi Sekreteryası Başkanı’da olan İşçi Partisi milletvekili Joan Ryan, İngiltere hükümetini Türkiye’de yaşanan insan hakları ihlallerine sesiz kaldığı için eleştirdi. Halkının tutuklama, hapis ve işkence ile yüz yüze kaldığı bir ülke ile silah ticareti ve ticari anlaşmalar yapmanın utanç verici olduğunu dile getiren Ryan, hükümetin bu politikasına karşı çıkmaya ve temsil ettiği Alevi toplumunun sesi olmaya devam edeceği sözü verdi.

YOL ARKADAŞLARINDAN, HULUS İBRAHİM’E VEFA ETKİNLİĞİ

Kıbrıslı Türk ve Rum emekçilerin ortak mücadelesinin sembol isimlerinden olan Hulus İbrahim için Londra’da faaliyet gösteren Kıbrıslı kurumlar bir vefa etkinliği düzenledi. Kıbrıs'ın en genç sendikalı işçisi ve Kıbrıs İşçi Sendikaları Federasyonu PEO’nun yönetim kurulu üyesi Hulus Çağlar İbrahim 1958 yılından beri Londra’da yaşıyor.

Kıbrıs Adası’nda yaşayan iki halkın ortak mücadelesini engellemek için sendikacılara yönelik suikastlar başlayınca Londra’ya gelmek zorunda kalan Hulus İbrahim için 6 Ocak Cumartesi günü düzenlenen vefa gününe Kıbrıs Türk Toplum Merkezi ev sahipliği yaptı. Kıbrıslı Sanatçılar Platformu UK, (Haringey Sipriyit Komüniti Sentır) Haringey Cypriot Community Centre, (Hakney Sipriyit Asosi eyjin) Hackney Cypriot Association, Kıbrıs Demokrasi Derneği, (Akel) AKEL UK, (Törkiş Sipriyit Komüniti Asosi eyjin) Turkish Cypriot Community Association ve (CE TE PE) CTP UK’in ortaklaşa düzenlediği onur gününde Kıbrıslı yol arkadaşları Hulus İbrahim’e ve mücadelesine sahip çıktı.

Etkinlikten bir gün önce Londra'da toprağa verilen Kıbrıslı sosyalist Hasan Raif'in anarak etkinliği düzenleyen yol arkadaşlarını selamlayan Hulus İbrahim  yaşamının zorlu yılları ve önemli dönüm noktalarını kapsayan bir konuşma yaptı.

Küçük yaşta işçi hakları ve örgütlü mücadelenin gücü ile tanışan Hulus İbrahim dönemin iktidarının ve kanlı eylemleri ile tanınan Türk Mukavemet Teşkilatı TMT’nin baskı ve tehditlerinin hedefi haline gelir. Kanlı örgüt TMT’nin (PE E O) PEO sendikası içinde yer alan Türk ve Rum sendikacıları hedef almasının ardından Hulus İbrahim, sendikacı yoldaşı Fazıl Önder Saraç’in öldürüldüğü gün Kıbrıs’ı terk eder. Hulus İbrahim’i Kıbrıs’tan uğurlayan sendikacı Derviş Ali Kavazoğlu’nun da aralarında olduğu çok sayıda Türk ve Rum  sendikacı aynı karanlık güçler tarafından katledildi.

Kamera: Orhan Dil, Arif Bektaş
Haberler: Orhan Dil
Röportajlar: Arif Bektaş
Montaj: Mehmet Göztaş, Rıza Çetinkaya, Orhan Dil

www.evrensel.net