Çukurova Kitap Fuarı'nda emek öykücülüğü konuşuldu

Çukurova Kitap Fuarı'nda emek öykücülüğü konuşuldu

11’inci Çukurova Kitap Fuarı kapsamında Kor Kitap’ın düzenlediği etkinlikte 'Yaşamdan İzler, Güncel Edebiyat’ta Emek Öykücülüğü' paneli düzenlendi.

11’inci Çukurova Kitap Fuarı kapsamında Kor Kitap’ın düzenlediği etkinlikte “Yaşamdan İzler, Güncel Edebiyat’ta Emek Öykücülüğü” paneli düzenlendi. Öykücü Adnan Özyalçıner ve TYS Genel Başkan Yardımcısı Tahir Şilkan’ın konuşmacı olarak katıldığı panelde dünden bugüne emek öykücülüğü konuşuldu. Nasıl bir edebiyat sorusuna cevap aranan panelde ilk olarak konuşan Tahir Şilkan, Mihail Şolohov’un Sovyetler Birliğiinde gelişen edebiyat için söylediği sözleri ile yeni insanın ortaya çıkışının gözlemleneceği, dünyanın yarısını oluşturan kadınlara olan utanç verici borcu erkeklerin ödediği, işçilerin eleştirisinden korkmayan, içinde emek olan, sadece Rusça değil tüm halkların dilini kapsayan bir edebiyat olması gerektiğini ifade etti. 

“Edebiyatta toplumsal içerik bulunması gerekir.” diyen Şilkan, Refik Halit Karay’ın zehirli gazlar salınan bir fabrikada yaşanan ölümleri anlattığı ‘Sus Payı’ öyküsü ile ilgili ‘Artık böyle şeyler yaşanmadı’ diye düşünüyorsanız kot taşlama işçilerine bakın” dedi. Sadri Ertem’in sanayileşme deneyini de anlattığı “Bacayı İndir Bacayı Kaldır” öyküsünü 90 sene önce yazdığını ifade eden Şilkan, bu öykünün güncel olduğunu görmek için verimli tarım topraklarının nasıl çoraklaştığını, Bergama’daki ya da Karadeniz’deki HES’lere bakılması gerektiğini dile getirdi.

EMEKÇİLERİ ANLATMAM TESADÜF DEĞİL

60 yılı aşkın süredir öykülerinde emekçileri anlatan Adnan Özyalçıner, Karagümrük’te bir emekçi çocuğu olarak geçen yıllarını anlatarak emekçilerin kendi öykülerinde yer almasının tesadüf olmadığını ifade etti. Sabah fabrika düdükleri ile uyandıkları çamurlu Arnavut kaldırımlı mahallelerden işçilerin her sabah Haliç’teki fabrikalara dağıldığını, akşam Karagümrük yokuşundan yaya olarak eve döndüklerini anlatan Özyalçıner, emekçilerin öykülerinde yer almasının nedenini “Düşleri vardı onların gelecek güzel günlere inançları vardı” diyerek açıkladı. İşçilerin yoksulluk baskısına karşı içten içe itiraz ederken, onların duyulmayan itirazlarını, geleceğe dair düşlerini, yaşamsal çelişkilerini yazmaya başladığını belirten Özyalçıner, ilk öykülerini “Kenar Mahalleden Notlar” diye yayıMladığını ifade etti. (Adana/EVRENSEL)

www.evrensel.net