Mahalle baskısı ve hayatın yükü arasına sıkışan kadınlar

Mahalle baskısı ve hayatın yükü arasına sıkışan kadınlar

Emek Partisi Genel Başkanı Selma Gürkan, Soma Katliamı duruşması için gittiği ilçede ailelerle görüştü.

Soma Katliamı davasının duruşması için ilçeye gittiğimizde, aradan geçen 4 yılda geride kalanların yaşadıklarını, özellikle kadınların ve çocukların hayatlarını nasıl devam ettirdiklerinin bilgisini almak için ailelerle görüştük. 

Görüştüğümüzde 20. blok duruşmaya hazırlanan aileler, adalet arayışını sürdürdüklerine özel vurgu yapıyorlar. Aileler adalet arayışını sürdürüyor çünkü katliamın sorumlularının ve yetkililerin gerçek anlamda yargılanmasının önüne geçmek için mahkeme heyetinin değiştirilmesi dahil her yol denendi. 301 işçinin canından olduğu, göz göre göre gelen katliamın üzerinden 4 yıl geçti ama bu zaman zarfında adalet sağlanmadı. Aksine sanıkların savunma adına sergiledikleri pervasızlıklarla geride kalanların yaraları her seferinde kanatıldı, kanatılmaya devam ediliyor. 

Selma Gürkan
Selma Gürkan - Emek Partisi Genel Başkanı

YENİ ÖLÜMLER OLMASIN DİYE DAVA TAKİP EDİLMELİ

301 işçinin ölümünden sonra, madencilerin ücretlerinde kısmen iyileştirme, bir de kimi yerlerde hafta sonu tatilinin sağlanmış olmasının dışında herhangi bir değişikliğin olmadığını söylüyor aileler. Ne işçi sağlığı ve güvenliği bakımından ne de çalışma koşullarının iyileştirilmesi bakımından yol alındığını düşünüyorlar. Bu nedenle Somalı aileler, ölenlerin geri gelmeyeceğini ama davanın takipçisi olmalarının ve adalet arayışındaki ısrarın yeni ölümleri önleme, yaşayanların çalışma koşullarının iyileştirme amacını taşıdığının altını çiziyorlar.

Yeni kurulan Soma Ailelerinin Dayanışma Derneğinde bir araya geldiğimiz, yakınlarını katliamda kaybeden kadınların anlattıkları, kadınların yüz yüze geldikleri sorunların ağırlığı konusunda hayli ipucu veriyor. Çocukların yaşadığı travmayla baş etme yükümlülüğü de doğal olarak kadınların üzerine kalmış. İçlerinden birisi, “Hem kendi aileme hem de ölen eşimin ailesine karşı mücadele etmek zorunda kaldım” derken, kadınların karşılaştığı toplumsal direnci gösteriyor. Bir başkası örneğin kendisinden vazgeçmiş. Hayatını tamamen çocuklarına adadığını söylüyor, mahalle baskısına karşı böyle bir savunma geliştirmiş. Destek aldığı uzmanın “Önce kendi sağlığını iyileştir ki, çocuklarına daha sağlıklı yardım edebilesin” tavsiyesine hak vermekle birlikte, başka türlü davranamamasının izahı bu olsa gerek.

DESTEK GELMEMESİNE ÖFKELİLER

İçlerini en çok acıtan da birçoğu kendileri gibi madenci ailesi olan komşularında, ölenlerin ardından aldıkları paralarla rahatlarının yerinde olduğuna dair oluşan yargı. Ve bu yargının mahalle baskısına dönüşecek şekilde söze dönüşmüş olması. Katliam davasına Somalıların, madencilerin sahip çıkmamasını biraz da bu yargıya bağlıyorlar. Çalışan madencilerin ücretlerinde bir iyileşme olmuşsa kendi yakınlarının ölümüyle olduğunu ifade eden aileler, davanın sahiplenilmemesine kızgın ve kırgınlar. Ölen madencilerin aileleri ile bugün çalışmaya devam eden madenciler ve aileleri arasında dayanışma olmadığı gibi, sınıf birliği duygusunda mesafenin hayli açılmış olduğu görünüyor. 
Ailelerin kendilerinin herhangi bir siyasi partiye ön yargılarının olmadığına, iktidarda olduğu için AKP’ye yönelik eleştirilerinin olduğuna, iktidarda başka bir parti olsa o partiyi eleştireceklerine ısrarla dikkat çekiyorlar. Buradan anlaşılıyor ki, siyasal kamplaşma böylesi bir katliamın ardından bile etkisini gösterecek kadar toplumun içine işlemiş durumda.

DAYANIŞMAYA İHTİYAÇ VAR 

Eşlerini, çocuklarını, babalarını kaybeden kadınların bir taraftan aile-mahalle baskısı diğer taraftan hayatın tüm yükümlülüğünü taşıma sorumluluğu karşısında dayanma ve direnme gücünü tahkim ettiğini de görüyoruz. Ama açık olan bir şey var ki dayanışma ihtiyacı. Geride kalanların ve çalışanların aileleri arasında bir dayanışma, aynı zamanda dışardan gelecek kadın dayanışması ihtiyacı. Belki kurulacak olan dernek bu dayanışma ağının örülmesine vesile olabilecektir.

İş cinayetlerinin dizginsizce sürdüğü, taşerona kadro denilerek son KHK ile kadrolu taşeron istihdam modelinin piyasaya sürüldüğü bugünlerde, işçi sınıfının dayanışmaya ve bir mücadele birlikteliğine ihtiyacı var.

www.evrensel.net