Bizi kurtaracak Robin Hood değil ya!

Bizi kurtaracak Robin Hood değil ya!

Kocaeli'den bir Ford Otosan işçisi, asgari ücretten TİS sürecine metal işçisinin gündemini değerlendirdi ve çözüm önerilerini yazdı.

Ford Otosan işçisi
Kocaeli

Biz işçiler için gelinen son durum ve de öncesi hakkında uyarı niteliğinde değerlendirme yapma gereksinimi doğduğunu düşünmemden dolayı bu yazıyı kaleme alıyorum. 

Öncelikle konuya emeklilik yaşından girelim. Emeklilik yaşı 55’ten 65’e çıkarıldı. Sendikalar ve biz işçiler sessiz kaldık. Ne de olsa kimileri tarafından emekli maaşları ülke ekonomisine zarar veriyor deniliyordu. Yuttuk, sustuk, ses çıkarmadık. 

Yetti mi yetmedi, bizden istedikleri. Adliyeler davalara yetişemiyordu. İbreler yine biz işçileri gösterdi. İş mahkemelerine gitmemizin önü kesildi. Arabuluculuk aşaması yasadan geçti. Biz yine sustuk. 

Tasarruf adı altında zorunlu BES (Bireysel Emeklilik Sistemi) getirildi, isteyen çıkabilir dendi ama bizden sonrakilere zorunlu kılındı. Biz yine sustuk. 

OHAL geldi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan OHAL’in gerekçesi olarak patronların rahat nefes almasını sağlamak olduğunu, biz işçilerin grev yapamayacağını söyledi. Grev ülke çıkarlarını tehdit ediyor denildi. Biz yine sustuk. 

Asgari ücret yükseldi, çoğumuz asgari ücret seviyesine indik. Biz yine sustuk. 

MESS Genel Sekreteri Özgür Barut açıklamada bulundu. Zam istenirken enflasyonu baz almamak gerektiğini, yüzde 38’lik zam talebimizin akla uygun olmadığını söyledi, dahası MESS gözünü ikramiyelerimize dikti. Biz yine sustuk. 

Tazminatlar için fon oluşturulması gündeme geldi, tazminatlarımız devlet güvencesine alınacaktı ama hiç kimse kayıplarımızdan bahsetmedi. Biz yine sustuk. 

Sendikalar altını çizerek belirtti sözleşme sürecinde yasalar çerçevesinde eylem yapılacağını. Bizden yana olmayan, minareyi çalanların kılıfını uydurduğu gibi, yasalar zenginlere göre uyarlanmış bizlerin haklarını gasbedercesine düzenlenmiş yasalardır. Biz yine sustuk. 

Özgür Barut yine açıklamada bulundu. Rekabet için ucuz işçilik dedi. Aldım kağıdı kalemi elime, geçtim google amcanın karşısına, ben sordum o söyledi, yaptım hesabı bizden ucuzu yok. 

TİS için arabuluculuk sürecinde uyuşmazlık raporu tutuldu. Düşündüm şimdi ne olacak? Bizim halimizden kim anlar? Bize sormadan taslak hazırlayan sendikalar mı? Bizim oyumuzla Meclise giren vekiller mi? Hangisi bizi düşünüyor? Bence hiç biri. Hangisi bizi temsil ediyor? Yine hiç birisi. Hepsi bizleri kendi çapında yönetme derdinde. İktidar komple ülkeyi yönetmek istiyor, muhalefet partisini bile yönetme derdinde. Sendikalar kendine bağlı olan işçileri yönetmenin derdinde. Üstelik bizleri dinci, milliyetçi, solcu hatta ‘terörist’ diyerek bölüyorlar ki yönetmek kolay olsun. İşyerlerinde beyaz yaka, mavi yaka, posta başı, grup lideri sendikanın adamı. Böl bölebildiğince. Memur, işçi, çiftçi... Böl ki daha kolay yönet. 

Biz bunu göremeyecek kadar kör mü olduk? Hepimiz emekçiyiz. Patronlarımız biliyorlar ki, bizler örgütsüz, başı bozuk düzen içindeyiz. Sayımız çok, istediğimiz adil ücret, insani çalışma koşulları ve iş garantisi ama dağınık olmamız bunun önünde engel. Bizi kurtaracak Robin Hood değil ya. Emekçinin halinden yine emekçi anlar. Biz sessiz kaldığımız sürece karşımızdakilerin isteklerinin sonu gelmez. Hani seyrettiğimiz filmlerdeki kölelerin durumuna düşeriz. Herkes direnişe, gerekirse çalışma ortamını işgale hazır olsun. Ülkeyi sevdiğini söyleyenler, öncelikle ülkemin insanını sevmeyi ve onu düşünmeyi kendilerine amaç edinsinler. 

İşsizliği düşürmek isteyenler, çalışma saatlerini düşürsün. Örneğin 8’er saatten 3 vardiya olacağına 6’şar saatten 4 vardiya olsun. Patronlar biraz az kâr etsin, önceliği ülkede işsizliği bitirmek olsun. Bizlerde bilelim ülkemizi sevdiklerini, ülkemize hizmet ettiklerini. Lafla peynir gemisi yürütmek olmasın amaç. Bizim davamız ekmek davası. Top yekun direnişle kazanılır bu dava.

www.evrensel.net
ETİKETLER Ford Otosanmektup