İzmirli belediyelerin mültecilere hizmeti sınırlı kaldı

İzmirli belediyelerin mültecilere hizmeti sınırlı kaldı

Akademisyen Adil Çamur'un yaptığı araştırmaya göre İzmir’de belediyelerin mültecilere verdiği hizmetler çok az kişiyle sınırlı kaldı.

Metehan UD
İzmir

Resmi kayıtlara göre 100 binin üzerinde Suriyeli mültecinin yaşadığı İzmir’de belediyelerin mültecilere verdiği hizmetler çok az kişiyle sınırlı kaldı. Konuyla ilgili makale yayınlayan akademisyen Adil Çamur, uygulamadaki farklı tutumlara ve mevzuattaki eksikliğe dikkat çekti. 

Suriye’deki savaşın başladığı Nisan 2011’den bu yana en fazla sayıda Suriyeli mülteciyi barındıran Türkiye, mülteciler için hem geçiş hem de konaklama ülkesi oldu. Göçe hazırlıksız yakalanan Türkiye göç mevzuatını kısmen de olsa yeniledi ve Suriyeli mültecilere ‘geçici koruma statüsü’ verdi. Suriyeli mültecilerin kısıtlı hakları bu düzenlemede belirlendi. 

Göçle birlikte tartışmaya başlanılan konulardan biri de yerel yönetimlerin mülteciler karşısındaki konumu oldu. Her ne kadar 5393 sayılı Belediye Kanunun Hemşehri Hukuku’nu düzenleyen 13. Maddesi’nde ‘Herkes ikamet ettiği beldenin hemşehrisidir’ ifadesi yer alsa da yapılan mevzuat değişiklerinde belediyeleri mültecilere hizmet verme konusunda görevlendiren yeni bir  düzenleme yapılmadı. 

Mülteciler en temel ihtiyaçlarına ulaşmak da bile sorunlar yaşarken bu durum mültecilerin yaşamlarını devam ettirmeleri açısından yerel yönetimlerin önemi arttırdı. Neredeyse Türkiye’nin tüm illerine dağılmış olan Suriyeli mültecilerin yerel yönetimlerin hizmetlerinden yararlanmasında uygulama birliği bulunmuyor, farklı yaklaşımlar görülüyor. Belediyelerin bir kısmı mültecilere hizmet sunumuyla görevli olmadıklarını ifade ederken bir kısmı mültecilere çeşitli yolarla hizmet sunuyor.

Dokuz Eylül Üniversitesi İİBF Kamu Yönetimi’nden Arş. Gör. Adil Çamur

Dokuz Eylül Üniversitesi İİBF Kamu Yönetimi’nden Arş. Gör. Adil Çamur, İzmir Büyükşehir Belediyesi dahil otuz bir belediyenin mültecilere yönelik hizmet sunumlarını araştırdı. 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu kapsamında belediyelerden edinilen bilgileri paylaşan Çamur ‘Suriyeli Mülteciler ve Belediyelerin Sorumluluğu: İzmir Örneği’ başlıklı makale yayınlayarak, hizmet sunumuna ilişkin değerlendirme yaptı. Makale, Bitlis Eren Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi’nin son sayısında yayınlandı. 

Türkiye’deki iller açısından en çok mülteci barındırma sırasında 9. sırada olan İzmir’de Göç İdaresi Başkanlığı’nın 16 Kasım 2017 verilerine göre 121.302 geçici koruma statüsünde mülteci bulunuyor.Gerçek sayının çok daha fazla olduğu tahmin ediliyor. İzmir’de mülteciler, kent merkezinin yoksul mahallelerinde veya Torbalı gibi tarım bölgelerinde derme çatma çadırlarda yaşıyor 

31 BELEDİYEDEN SADECE 10’NU HİZMET VERİYOR

Çamur, Bilgi Edinme Kanunu çerçevesinde İzmir Büyükşehir Belediyesi ve 30 ilçe belediyesine mültecilere hizmet verip vermediklerini, verdilerse hangi birim aracılığıyla yapıldığını ve kaç mülteciye ulaşıldığını sordu. Gelen cevaplar ise iç açıcı değil, çok sayıda belediye hizmet vermezken verilen hizmetler de sayı dikkate alındığında ihtiyacı karşılamaktan uzak durumda. 

İzmir’in bütün ilçelerinde kayıtlı Suriyeli mülteciler bulunurken 20 ilçe belediyesi herhangi bir hizmette bulunmadığı yönünde cevap verdi. Bu ilçeler arasında Suriyeli mültecilerin yoğun olarak yaşadığı Karabağlar, Bornova, Buca, Bayraklı, Torbalı ve Menemen gibi ilçeler de bulunuyor. 

‘SORUMLULUK VALİLİKTE’

Hizmet verilmemesine gerekçe olarak ‘ilçe nufüsüne kayıtlı olunmaması’, ‘Sayıştay’ın uygun görmemesi’, ‘Sorumluluğun valilikte/kaymakamlıkta olması’, ‘Talep olmaması gibi’ gibi cevaplar bulunuyor. İlçe sınırları içerisinde 700’e yakın Suriyeli’nin kayıtlı olduğu Karşıyaka Belediyesi’nin verdiği ‘ilçe dışında ikamet eden vatandaşlara ya da misafirlere herhangi bir yardım yapılması mümkün değil’ cevabı ise dikkat çekti. 

VERİLEN HİZMETLER İSE ÇOK SINIRLI

Suriyeli mültecilere verilen hizmetler ise sınırlı ve çok az insana ulaşabilmiş durumda. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin hizmetleri arasında 45 çocuğun kukla ve fotoğraf atölyesine götürmesi, 14 kadını kent körfezi turuna götürmesi, 12 kadına sağlık eğitimi vermesi bulunuyor. Suriyeli mülteci çocukların Süt Kuzusu projesinden faydalandırılması ise kitle örgütlerinin mücadelesi sonucunda sağlandı. Konak Belediyesi’nin hizmetleri arasında ise 147 kadına Türkçe eğitim vermesi, budanan ağaçlardan yakacak yardımı ve her gün çorba dağıtımı bulunuyor. Hizmet veren diğer belediyeleri hizmetleri yine çok az sayıda aileye gıda, kıyafet ve eşya yardımı ile sınırlı. 

‘VATANDAŞLIK VERMEMEK AYRIMCILIĞI KIŞKIRTIYOR’

Çamur makalesinde Suriyelilerin yoğun olarak ilçelerde bile mülteci konusunda ayrı bir yapılanmaya gidilmediğini belirterek, yerel yönetimlerin mültecilere yönelik hizmetlerinin, merkezi yönetimin sunduğu hizmetlerden farklılaşmadığını vurguladı. İzmir’deki yerel yönetimlerin Suriyeli mültecilere hizmet sunma ve sunmama kararlarını değerlendiren  Çamur, hizmet sunumuyla ilgili kurumsallaşma sağlanmadığı, hizmetlerin ve yardımların sistematik olmadığı, sayıların dikkate alındığında etkili ve yaygın hizmet sunumundan söz edilemeyeceği, hizmetlere yönelik netliğin olmadığı, belediyelerin politik tutumunun bu konuda etkin olduğu, geçicilik statüsünün hizmete erişimde sorunlara yol açtığı, vatandaş olmamaktan kaynaklı ayrımcılık yapıldığı gibi çıkarımlarda bulundu. 

‘GÖÇ HUKUKU KALICILIK ÜZERİNDEN PLANLANMALI’

Türkiye genelinde belediyelerin mülteci meselesine yaklaşımlarının farklı olduğunu belirten Çamur, makalesinde şu ifadelere yer verdi: “İzmir için de aynı çıkarım yapılabilir. Büyükşehir dâhil otuz bir belediye yukarıdaki tabloda görüleceği üzere Suriyeli mültecilere ilişkin farklı uygulamalar geliştirmişlerdir. Türkiye’nin iltica hukukundaki coğrafi çekincesi, uygulamada karşımıza ayrımcılık olarak çıkmaktadır. Aradan geçen yıllar içerisinde bu durum düzeltilememiş, Suriyeli göçüyle birlikte daha da karmaşık hal almıştır. Yeni duruma adapte olmaya çalışan idarenin geleneksel reflekslerinden kurtulması kolay olmayacaktır. Soruna geçicilik algısıyla yaklaşımın devam etmesi, çözümü güçleştirmektedir. Nihai çözüm için geçici koruma kapsamındakilerin kalıcılıkları üzerinden planlama yapılmalıdır”. 

ADİL ÇAMUR'UN ARAŞTIRMASIYLA İLGİLİ MAKALEYİ OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ

Son Düzenlenme Tarihi: 03 Ocak 2018 08:31
www.evrensel.net