Birlik olup harekete geçmekten başka yol yok

Birlik olup harekete geçmekten başka yol yok

Antep Başpınar OSB işçileri Cumhurbaşkanı’nın asgari ücret zammını az bulanlara 'Beyefendiler beğenmiyor... Eline diline dursun' sözlerine tepkili.

Fatma KESKİNTİMUR
Mehmet TÜRKMEN
Antep

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın 1603 liralık asgari ücret zammını az bulanlara “Beyefendiler beğenmiyor... Eline diline dursun” diye çıkışması Antep Başpınar Organize Sanayi Bölgesinde (OSB) çalışan işçilerin de tepkisini çekti. Belirlenen ücretle ihtiyaçlarını karşılamanın imkansız olduğunu söyleyen işçiler, Cumhurbaşkanının sözleri için ise “Bizi insan yerine koymuyorlar, bizimle dalga geçiyorlar” dedi. İşçiler, tüm ayrımları bir kenara bırakarak tüm işçilerin birlik olup harekete geçmesinden başka çıkar yol olmadığını söyledi. 

İlk olarak görüş aldığımız Cuma, Başpınar OSB’de çalışan bir tekstil işçisi. Cuma, 2002’den bu yana aldıkları ücret farklarını ve yaşamlarındaki değişimi şöyle anlattı: “2002’de alım gücü ne kadardı, şimdi ne kadar acaba? Cumhurbaşkanımız bunu da mı hesaplamış mı? 2002’de asgari ücret 184 lirayken bundan daha rahat yaşıyorduk. Bırakın 2002’yi, bundan 4-5 yıl öncesine kadar bir işçi aldığı ücretin en fazla beşte birini kiraya ödüyordu. Şimdi az çok eve benzeyen, kaloriferli bir evin kirası en az 750-800 lira. Kenar mahallede sobalı evlerin kirası bile 500’den aşağı değil artık. Yani beş yıl önce aldığımız ücretin beşte birini kiraya verirken şimdi yarısı kiraya gidiyor.” 

Enflasyon rakamlarına ve açıklanan zamlara da değinen Cuma tepkisini şu sözlerle sürdürdü: “Elektriğe daha dün yüzde 8.8 zam geldi. Enflasyon bu yıl yüzde 13 nokta bilmem kaçmış. Üstelik bu rakamlar doğru değil. Bir yıl içinde temel gıda ürünlerine yüzde 20-30 zamlar geldi. Daha bugün markete gittim, yaptığım alışveriş evin bir haftalık ihtiyacı bile değildi ama 200 lira nasıl uçtu gitti anlamadım. Benim 2 çocuğum var, hiç bir ihtiyaçlarına yetişemiyorum, 4 çocuğu olanlar var, onlar ne yapıyor bilmiyorum. Cumhurbaşkanının nasıl geçindiğimizden ya haberi yok ya da bizimle dalga geçiyor.” 

‘BİR HAFTA GEÇİNSİNLER DE GÖRELİM’

Devletin istatistik kurumlarının açıkladığı yoksulluk sınırının 4 bin liranın üzerinde olduğunu hatırlatan Cuma, “Bizim aldığımız ücret yaptığı zamla birlikte sadece gıda ihtiyacı olan açlık sınırının bile altında. Durum buyken, asgari ücreti beğenmiyoruz diye biz işçilere efelenenler asıl kendilerini bir sorgulasınlar bakalım, kim beyefendi, kim gariban diye. 35 bin lira yetmediği için kendilerine bilmem kaç bin lira zam yapanlar, halkın, emekçinin sırtından servetine servet katanlar, asgari ücreti geçtim, devletin, hazinenin imkanlarından yararlanmadan değil bir ay, bir hafta 2 bin 3 bin lirayla geçinsinler de görelim” dedi. 

‘BİZ ÇOCUĞUMUZA YILDA BİR AYAKKABI BİLE ALAMIYORUZ’

Cuma, kendisi dışında birçok işçinin de benzer düşündüğünü anlatarak “Avrupalılar bizi kıskanıyor, bizi çekemiyorlar, şöyle büyüdük, böyle büyüdük diyorlar. Eğer gerçekten büyüdüysek bu işçiye neden yansımıyor? Biz işçiler çocuğumuza yılda bir ayakkabıyı bile zor alıyoruz. Sadece baştakiler ve patronlar, zenginler büyüdükçe büyüyor. Biz alttakilerin, işçilerin lokması gittikçe küçülüyor. Devletin üstlerinde olanlar o kadar israf yapıyorlar, her yıl makam arabalarını son model Mercedeslerle değiştiriyorlar. Zevk ve sefa içinde saraylarda yaşıyorlar ama bizden fedakarlık bekliyorlar. Bizim adımıza kararlar alıp, bize açlık sefalet içinde yaşayın diyorlar, bir de buna minnet duymamızı istiyorlar” diye konuştu. 

‘ZİHNİYETLERİ BU, BİZ İNSAN BİLE DEĞİLİZ ONLARIN GÖZÜNDE!’

Cuma, işçilerden “şükür” beklendiğini belirterek devam etti: “‘Eline diline dursun’ ne demek? Sanki ceplerinden sadaka veriyorlar bize. ‘Önünüze ne atarsak ona şükredeceksiniz’ diyorlar. ‘Allah razı olsun, Allah sizi başımızdan eksik etmesin, hiç vermeseniz ne yapardık’ dememizi bekliyorlar. Aslında böyle diyerek zihniyetlerini açığa çıkarıyorlar işte. Onların ve patronların gözünde biz insan bile değiliz ki. Bizim sırtımızdan kazanırlar, biz çalıştıkça, ürettikçe zengin olurlar, ülke bizim sırtımızdan kalkınıyor ama sanki babalarının hayrına sadaka veriyorlarmış, sanki dilenciymişiz gibi davranıyorlar. İşçi ne yer ne içer, nasıl geçinir, bir sosyal hayatı var mı, çocuklarının ihtiyacını nasıl karşılar, umurlarında değil. Onlar için normal tabi. Çünkü onlar bizi insan yerine koymuyorlar.”

‘BAŞKA KURTULUŞUMUZ YOK’

“Artık işçilerin bunu görmesi lazım” diyen Cuma tek çarenin “işçilerin birliği” olduğuna dikkat çekti: “Tek çare bu zihniyete karşı birlik olmak! Yok solcuymuş, yok komünistmiş, yok sağcıymış, yok Kürtmüş, Türkmüş, Aleviymiş, Sünniymiş... Bizi hep böyle bölüp, birbirimize düşman ederek çarklarını döndürüyorlar. Artık uyanmamız lazım. Sağ sol demeden, şu bu demeden, hak için, ekmeğimiz için, adalet için birleşmemiz lazım. Başka kurtuluşumuz yok. Birlik, birlik, birlik!”

‘199 LİRA DAHA CEBİMİZE GİRMEDEN ZAMLARLA BİTTİ’

Tepkisini bizimle paylaşan bir diğer işçi Başpınar OSB’de çalışan dokumacı olarak çalışan mikail. “Bizim de emeğimiz kendilerinin eline diline dursun o zaman” diyen Mikail, dokuma işçileri arasındaki tartışmaları aktardı: “Aslında işçiler genel olarak kötümser bakıyorlardı ve daha altında bir artışa bile hazırlamışlardı kendilerini. O yüzden çok şaşırmadık gelen zamma. Ama bu, asgari ücretin geçinmeye yettiği, zammın da elimize dilimize duracak kadar olduğu anlamına gelmiyor. Daha eskiye de gerek yok sadece iki yıl öncesine bile baksak, gelen zamlardan daha fazlasının cebimizden çıktığını görüyoruz. Yani ücretin miktarı ve zammın oranından çok, alışveriş bazında hesaplayıp alım gücüne bakmak lazım durumun ne olduğunu anlamak için. Aslında biz iki yıldır zam bile almıyoruz bu durumda, sadece cebimizden çıkanın bir kısmını geri veriyorlar. Bakın şimdi de asgari ücret zammı elimize geçmeden her kalemde zamlar açıklanıyor. 1 Ocak itibariyle uygulanacak zamları hesapladığımızda bu yıl da o paranın cebimize girmeden gideceği belli oldu.” Cumhurbaşkanının sözlerine tepki gösteren bir diğer işçi Murat hayat pahalılığından bahsederek “199 lira neyimize yetecek?” diye sordu. Bizimle görüşmeden bir saat önce ev sahibinin aradığını ve 100 lira zam yaptığını söyleyen Murat, şunları dile getirdi: “Daha asgari ücretin zammı elimize geçmeden giderlerdeki zam belli oldu. Ev sahibi yaptı 100 lira zam, elektriğe geldi yüzde 8,8, domates, salatalık olmuş 3 lira, ekmek olacak 1,3 lira, Ne oldu 199 lira?” 

‘KABUL ETMİYORUZ BUNU, BİZ KÖLE DEĞİLİZ’

Başpınar OSB’de tekstil işçisi olan Ömer de şunları söyledi: “Biz sizin köleniz miyiz? Baştakiler için, patronlar için normal tabi. Halkın sırtından geçindikleri için işçilerin, bizim gibi insanların nasıl geçindiğini anlamazlar. 2002’de asgari ücret 184 lirayken, giderler ne kadardı, şimdi ne kadar? Bunu da göz önüne alıyorlar mı? Açlık sınırının bile altında ücret belirliyorlar, bir de ‘elinize dilinize dursun’ diyerek bizi azarlıyorlar. Biz sizin köleniz miyiz? Emeğimizle, alın terimizle ekmeğini kazanan işçileriz biz. Kuru ekmekle, simitle geçinecek bir ücret veriyorlar, biz beğenmeyince, itiraz edince de üstüne azarlıyorlar. Kabul etmiyoruz bunu. Biz köle değiliz. Ülke şöyle büyüdü, ekonomi böyle büyüdü diye övünüyorlar, ama sıra işçinin hakkına gelince fedakarlık yapın diyorlar.” 

www.evrensel.net