Bir memleket profili: Kartal

Bir memleket profili: Kartal

'Memleketin ahvalini konuşmak için kahvelerin yolunu tutmuşken, zabıtanın tezgahına el koyduğu bir simitçinin intihar girişimiyle karşılaşıyoruz'

Şerif KARATAŞ

90’lı yıllarla birlikte sanayiinin ağırlıklı olarak Gebze’ye taşınmasıyla işçi kenti olma özelliğini kaybetmeye başlayan Kartal’dayız. Şimdilerde sahilde yükselen yapılar ve inşaat çalışmaları göze çarpıyor. 

16 Nisan referandumunda yüzde 43.45 ‘evet’, yüzde 56.55 ‘hayır’ çıkmıştı Kartal’dan. O süreçte ve sonrasında birkaç kez daha gelmiştik buraya, halkın ülke meselelerine nasıl baktığını, ne tartıştığını görmek için. Yine memleketin ahvalini konuşmak için Kartal merkezinde bulunan kahvelerin yolunu tutmuşken, bir intihar girişimiyle karşılaşıyoruz. Bir bankanın bulunduğu binanın en üst katına çıkan simitçi, zabıtanın tezgahına el koyması üzerine intihara kalkışmış. Neyse ki görüşmeler sonucunda çatıdan inmeye ikna ediliyor. Kartal halkıyla konuşmak istediğimiz meselelerden biri tam da bu aslında. Asgari ücretli işini kaybetmenin, seyyar tezgahını kaptırmanın ölümden beter olduğu bir ülkede yaşam nasıl gidiyor? Konu ülkenin ekonomik ve siyasi gidişatı olunca konuşmak da o kadar kolay değil tabii. Korku ikliminin etkisini yaşayan Kartallılar, isimlerini yazmamak kaydıyla yanıtlıyor sorularımızı.

BİRLİK HALKA UMUT VERİR

Girdiğimiz ilk iki kahvenin müdavimlerinin ağırlıklı olarak CHP seçmenleri olduğunu öğreniyoruz. Bir masada, emekli dört arkadaş okey oynuyor. Etraflarında izleyicileri oturuyor. Selam verip oturduğumuz bu masada HDP’liler de var. Düşünceler birbirine yakın. Memlekete dair iktidarın çizdiği tabloya itiraz ediyorlar. Ekonominin kötü gidişatına yaşamlarından örnekler veriyorlar. Muhalefete yönelik baskılara işaret ediyorlar. Özellikle son kanun hükmünde kararname ile “Darbe ve terör olaylarını bastıran sivillere yargı muafiyeti” getirilmesi konusunda hem tepkili, hem de endişeliler. HDP eş başkanlarının ve belediye başkanlarının tutuklandığı dönemde CHP’nin sahip çıkmaması nedeniyle muhalefete yönelik baskıların arttığını söylüyorlar. Bütün eleştirilere rağmen masadaki ağırlıklı görüş, emek ve demok-rasiden yana güçlerin birlikte hareket etmesi ve halka umut vermesi gerektiği yönünde. 

İkinci kahvede daha az kalıyoruz. Kağıt oynayan dört arkadaşa selam verip masalarına oturuyoruz. Pek konuşmak istemiyorlar. Üçü memleketin durumunun “sıkıntılı” olduğuna dair cümleler kurarken, dördüncü “Memleketin hali ortada” demekle yetiniyor. “Topluma önderlik edecek birinin olmamasından” şikayetçiler. Bazı şeylerin değişmesi için toplumun bir arada olmasının gerekliliğini “Dördüncü kişi olmayınca kağıt oyunu bile oynayamıyoruz” diyerek anlatıyorlar.

‘EMEKLİ ÇALIŞIYORSA BU BÜYÜME NASIL OLUYOR?’

İlçe merkezinden Karlıktepe Mahallesi’ne geçiyoruz. Mahalle esnafı ve sakinleriyle de benzer sohbetler yapmak niyetindeyiz. Önce alkol satışı da yapılan bir kuruyemiş dükkanına giriyoruz. Alkollü içeceklerin satışına getirilen saat sınırlamasından şikayetçi. Ekonomik büyüme söylemelerine de tepkili. “Benim cebime yansıyan bir büyüme olmadı. Aksine vatandaşın alım gücü azaldı, bu bizim işleri de etkiledi” diyor. 

Piko ve çeyiz işi yapan bir kadın esnafın yanındayız. O da ekonomiden şikayetçi. “Emekliyim, çalışmak zorundayım, bu ekonomik büyüme nasıl oluyor?” diye soruyor. Zor geçinebildiklerini belirterek, “Daha önceleri sabah yedi sekizde açardık, akşam dokuza ona kadar sürerdi işimiz. Hatta ütü işini götürüp evde yapıyordum. Şimdi on bir gibi açıyorum, altı yedi gibi kapatıyorum. Yanımda iki kişi vardı, şimdi tek çalışıyorum” diye anlatıyor.

Lahmacun ve pide satılan başka bir dükkandayız. “Her gün kötüye gidiyoruz. İş yapamıyoruz. Geçen yıl günde 500-600 lahmacun yaparken, şimdi 200-300 lahmacun ancak satabiliyorum. Vatandaşta para yok” diyor. Vergi adaletsizliğinden, en çok da faturalara yansıtılan TRT payından şikayetçi. 

‘SİSTEM DEĞİŞMEDİKÇE, KİM GELİRSE GELSİN...’

Mahallede yaşayan bir metal işçisi, eşinin de çalıştığını, böylelikle ancak geçinebildiklerini söylüyor. “Benim üç kredi kartım var, krediyle geçinmeye çalışıyoruz” diyerek çalıştığı yerdeki neredeyse her işçinin durumunun benzer olduğunu belirtiyor. Son çıkartılan KHK’den dolayı oldukça endişeli. Hak aramanın artık daha zorlaştığını ifade ediyor. Bu kadar olumsuzluğa tepki gösterilmemesini ise korku ve umutsuzlukla açıklıyor.

Akşam saatlerine doğru gezdiğimiz Kartal Oto Sanayi Sitesi’nde çok hareketlilik yok. Bir atölyedeki üç işçinin yanına gidiyoruz. Hemen bir tedirginlik yaşanıyor. Bir işçi hemen ayrılıyor. Diğer ikisinden sadece orta yaşta olanı konuşuyor. O da sorularımıza dönüp dolaşıp aynı yanıtı veriyor: “Sistem değişmedikçe, kim gelirse gelsin hep aynı oluyor.”

kartal

‘İŞÇİ HAKLARINA BİR ŞEY YAPMADILAR’

Kartal’da bulunan metal fabrikası Siemens’ten atılan bir işçi ve emekli olan iki işçi ile görüşüyoruz. Emekli işçilerden biri ile işten atılan işçi MHP’li, diğer işçi ise AKP’li. İşten atılan işçi MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin AKP ile ortak hareket etmesini istemiyor. Ülkenin gidişatını da iyi bulmayan işçi, “Ekonomideki büyüme benim cebime yansımadı” diyor. MHP’de aktif görev alan emekli işçi ise Devlet Bahçeli’nin AKP ile yakınlaşmasını 15 Temmuz darbe girişimine bağlıyor ve “memleket için” olduğunu savunuyor. MHP’nin iktidara bir tek dış politikada destek verdiği görüşünde. DBP’li belediyelere kayyım atanmasını “güvenlik” nedeniyle savunurken, AKP’li belediye başkanlarının görevlerinden istifa etmeleriyle ilgili ise “AKP’nin iç meselesi” diyerek değerlendirme yapmak istemiyor.

AKP’li işçi ise hükümetin dış politikasını doğru buluyor. Ancak işçilerin haklarına yönelik ciddi bir çalışma yapmamasından dolayı hükümeti eleştiriyor. “Vaatlerini yerine getirmeyen siyasetçiler için bir yaptırım olmalı” diyor. 

kartal

SENDİKALAR İŞÇİLERİ KÖTÜ GİDİŞATA KARŞI ÖRGÜTLEMELİ

Kartal Belediyesinde çalışan bir grup taşeron işçisiyle birlikteyiz. Onlarla daha çok taşeron işçilerin kadroya alınmasıyla ilgili KHK düzenlemesini konuşuyoruz. 

Yıllardır taşeronda çalışan işçilerin başka bir işleme tabi tutulmadan haklarıyla birlikte kadroya geçirilmesini isteyen işçiler, Hükümetin güdümündeki sendikaların tutumunu eleştiriyor. Üyesi oldukları Genel-İş ve DİSK’in tutumunu da yeterli bulmayan işçiler, sendikaların işçileri gelir kapısı olarak görmesinden şikayetçi. Taşeron çalışmaya karşı verdikleri mücadeleyi de aktaran işçiler, CHP’li belediyenin, kazandıkları davayı üst mahkemeye taşıdığı bilgisini veriyor. Taşeron düzenlemesine dikkat çekilerek KHK ile yapılan diğer düzenlenmelerin tartışılmasının önüne geçilmek istendiğini düşünüyorlar. Özellikle “Darbe ve terör olaylarını bastıran sivillere yargı muafiyeti” getiren KHK maddesinin “hak aramaya karşı” çıkarıldığını söyleyen işçilerin isteği; “Her geçen gün giderek kötüleşen bu durum karşısında sendikaların sınıf sendikacılığı yaparak işçileri örgütlemesi.”

www.evrensel.net
ETİKETLER Kartalİstanbul