Oturduğumuz yerden seyredersek hep beraber köle oluruz

Oturduğumuz yerden seyredersek hep beraber köle oluruz

Bir Ford Otosan işçisi, Çelik-İş sendikasının İSDEMİR’de yüzde 8 zam ve 3 yıllık sözleşmeye imza atmasını ve asgari ücret zammını yazdı.

Ford Otosan işçisi
Kocaeli

Merhaba Evrensel okurları. MESS’in yüzde 3.2 zam ve 3 yıllık sözleşme dayatmasına karşı mücadelemizin sürdüğü bugünlerde, önceki gün bizleri yakından ilgilendiren iki gelişme birden yaşandı. 

1) Çelik-İş’in İSDEMİR’de miting düzenleyerek duyurduğu sözleşme,

2) Asgari ücret artışı,

Bu iki gelişme de biz işçilere iyi olarak sunulmuş olsa da gerçek çok daha farklı. 

Öncelikle Çelik-İş Sendikasının İSDEMİR’de imzaladığı satış sözleşmesini ele alalım. MESS grup sözleşmesi için masaya yüzde 38 zam teklifiyle oturan, 3 yıllık sözleşmeyi kabul etmeyerek 2 yıllık sözleşmeyi kırmızı çizgi ilan eden Çelik-İş, MESS grubu dışında bulunsa da Türkiye’nin önde gelen demir çelik fabrikalarından biri olduğu için MESS grup sözleşmesine örnek teşkil edecek İSDEMİR’de yüzde 8 zamma ve 3 yıla imza attı. Öyle bir sendika ki bu üstelik attığı imzayı patron temsilcisinin de katıldığı bir mitingle duyurdu. 

İkinci önemli gelişme de asgari ücret artışı oldu. Yeni ücret 1603 lira oldu. Artışın yeterli olmaması bir yana, daha önceki yıllarda olduğu gibi büyük şirketlerde çalışan işçiler için yeni soru ve sorunlarla geldi. Öncelikle bir çok işçinin kök ücreti yine asgari ücret seviyesine geriledi. Yani daha önce yapılmış sözleşmelerin hiç bir hükmü kalmadı. Ve dahası bundan sonraki sözleşmelerin de hükmünün kalmayacağının göstergesi oldu. Gelinen nokta artık yüzde 38’lik artışın yeterli olmadığıdır. 

Ancak şu an söz sahibi olan sendikalar işçinin hakkını savunmak ve geliştirmekten çok uzaktalar. Bu sendika ve konfederasyonlar, kasalarına para girdiği sürece sorun görmüyorlar. Yani bizlerin aldığı ücret umurlarında değil. 

Asgari ücret artışı konusunda geçen yılki tecrübemize rağmen sendika yöneticilerinin bu konuyu toplu iş sözleşmesine madde olarak koymaması danışıklı dövüş olduğunu bizlere gösteriyor. Kademe kademe ücretler asgari ücret seviyesine indirgeniyor. Patronlar kârlarını yüzde 56 artırıyor, ekonomi büyüyor fakat biz işçilerin ücretleri aşağıya iniyor. 

Bunu ben görebilirken, sendika başkanlarının göremiyor olması şaşırtıcı gelmiyor mu! Yani göz göre göre satılıyoruz ve bizler de buna seyirci kalıyoruz. Bütün bu gelişmeleri kendi aramızda konuşmaktan öteye gidemediğimiz sürece sırtımızdan semer inmez. 

“Ne yapabiliriz ki, bu düzen değişmez” deyip oturmak herkese kolay gelse de vebalinin büyük olduğu kimsenin aklına gelmiyor. Zulümlere seyirci kalmak aciz insanlara göredir. Hiç bir şey yapamıyorsan al sana gazete, fikrini yaz bundan da aciz değildir herhalde insan. 13 milyon işçiyiz. Bu demek oluyor ki en az 13 milyon fikir var. Gerekirse hepsini tek tek dener ve kazanımlara birlikte ulaşırız.

Ya da oturduğumuz yerden seyreder, hep beraber köle oluruz.

Hangimiz aldığı ücretten memnun hangimizin borcu yok. Öncelikle taleplerimiz için birleşmezsek üç beş (sözde sendika başkanı) soytarı çıkar meydanlara gizli saklı eylem yapar, işçinin gazını alır, biz istedik onlar vermedi bir dahakine alırız der, bizleri parmağında oynatır. 13milyon işçi olarak işçi olduğumuzun farkına varmazsak bizleri oyalar dururlar. Artık anlayın işçinin işçiden başka dostu olmadığını ve birleşin zulme karşı.

www.evrensel.net