Performansa karşı grev

Performansa karşı grev

Dokuz Eylül Üniversitesi hastanesi sağlık emekçileri, bugün performans sistemine karşı greve çıktı.Performansa dayalı sistem nedeniyle ücretleri düşürülen, 3 dakikada 1 hastaya, günde 100 hastaya bakmak zorunda bırakılan asistan hekimler başta olmak üzere, iş yükü, esnek çalışma sistemi ve hak kaybın

Emine Uyar / Sultan Özer

Performansa dayalı sistem nedeniyle ücretleri düşürülen, 3 dakikada 1 hastaya, günde 100 hastaya bakmak zorunda bırakılan asistan hekimler başta olmak üzere, iş yükü, esnek çalışma sistemi ve hak kaybına karşı, hastanenin tüm birimlerinde çalışan sağlık emekçileri iş bıraktı. Hastane girişinde hastalara bilgilendirme yapıldı. Acil servis dışında hastalara bakılmadı.   

Sabah saatlerinden itibaren hastane bahçesinde toplanan sağlık emekçilerine hastalar, hasta yakınları, öğretim üyeleri, başka hastanelerden gelen doktor ve asistan hekimler destek verdi.

Ülkenin dört bir yanında bulunan Üniversitelerden asistan hekimler mesaj yollayarak kendilerinin yalnız olmadığını bildirdi.

Bahçeye kurulan platformdan gün boyu sorunları ve talepleri içeren konuşmalar yapıldı. Mesajlar okundu ve duyurular yapıldı.

Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencileri dersliklerinin önünde kortej oluşturup yürüyüş yaparak greve katıldı. Hemşireler, Radyoloji Teknisyenleri, KBB Bölümü sağlık emekçileri, pankart, döviz ve afişlerle eylem alanında yer aldı.    
Asistan Hekimler adına konuşma yapan Dr. Anıl Kanburoğlu, Türkiye’de ilk defa asistan hekimlerin tümünün katıldığı bir grev yaşandığını belirterek, haklarını alana kadar mücadele edeceklerini vurguladı. Asistan hekimler olarak 7 gün 24 saat nitelikli sağlık hizmeti vermeye çalıştıklarını belirten Kanburoğlu, bugüne kadar “vur ensesine al lokmasını” denilerek haklarında verilen kararlarda sözlerinin geçmediğini dile getirdi. Kanburoğlu, “Yalnız değiliz. Haklarımızı alana kadar susmayacağız. Tıp Fakültesinden mezun olurken verdiğimiz sözeri geri almayacağız” dedi.

SES İzmir Şube Başkanı Veli Atanur da, performans sisteminde hastaya nasıl bakıldığının değil, kaç hastaya bakıldığının önemli olduğunu belirterek, “Performans sistemi toplum sağlığını tehdit etmekte ve iş barışını bozmaktadır” dedi. Atanur, Hükümet ve yetkililer taleplerine kulak tıkadıkça bütün baskıcı uygulamalara rağmen, herkese sağlık güvenli gelecek mücadelesinin artarak süreceğini vurguladı.      

TTB Merkez Konseyi Başkanı Eriş Bilaloğlu da konuşmasında, AKP Hükümetini kastederek, “Bunların derdi para diyerek, eylemimizi karalamaya çalışmasınlar, burada söylenenlerin özünü kavramaya çalışsınlar” dedi.  Ankara7da yaptıkları mitingin ardından grev kakarı aldıklarını hatırlatan Bilaloğlu, “Yarın Sağlık Bakanı ile görüşmemiz olacak. Oyalamaya kandırmaya gelecek miyiz? ‘Çok ses tek yürek’i kırmak için çok para vermeye kalkacaklar. Buna kanacak mıyız? Biz yüreğimizi ve bileğimizi büktürmeyeceğiz” dedi.

GREVLER YAYILACAK

13 Mart’ta, “çok ses, tek yürek” olup Ankara’dan seslerini yükselttiler, ancak AKP Hükümeti’ne ve Sağlık Bakanı’na duyuramadılar. Sağlıkçılar bu kez seslerini “grev”le duyurmaya çalışacaklar. 19-20 Mart’ta grev kararı alan sağlık örgütleri, kararlarını yarın basın toplantısı ile ilan edecekler.

Profesöründen asistanına, hemşiresinden, taşeron çalışanına, eczacısından diş hekimine bütün sağlıkçılar huzursuz. Çeşitli üniversitelerden öğretim üyeleri kararlılık bildirgeleri yayınladılar, seslerini yükselttiler. Hocalar, “Ben bir tıp eğiticisi olarak toplumun eşit, erişilebilir ve nitelikli sağlık hizmetine ulaşmasının nitelikli tıp eğitimi ile olanaklı olduğunun bilinciyle, bilimsel bilgi ve deneyimini, bilge, alanında uzman, mesleksel değer ve ilkelere sahip, sağlığı savunan, ekiple çalışmaya değer veren, iyi iletişim kurabilen, sağlık alanında liderlik yapabilen ‘iyi hekimlerin’ yetişmesi için kullanaklarına” söz verdiler. Bu amaçla, “her dönemde tıp eğitiminin niteliğine kasteden uygulamalara kararlılıkla karşı durma, öğrencilerinin eğitim alma haklarını savunma, sürekli mesleki gelişimini önceleme ve bu yolda öğrendiklerini paylaşarak çoğaltma” kararı da alan tıp fakültelerinden hocalar, bu kararlılıklarını bildirgede yansıttı, kamuoyu ile paylaştılar.

HAFTADA 130 SAAT ÇALIŞMAYA İSYAN

Öte yandan İzmir başta olmak üzere birçok ilde asistanlar ayakta, haftalık 130 saate varan çalışma sürelerinden, insani ihtiyaçlarından bile mahrum bırakılmaktan şikayetçiler. Performans sisteminin bilimsel faaliyetleri engellediğinden de yakınan asistanlar, “özel sermayenin ucuz iş gücü” haline gelmek istemiyorlar. Asistanlar, nöbet sonrası izin hakkı ve nitelikli tıp eğitiminin yanı sıra insanca yaşamalarını sağlayacak güvenli bir ücret de talep ediyorlar. “Güvenceli iş, insanca yaşam”, “Performans değil, güvenli ücret”, “taşeron ya da sözleşmeli değil kadrolu istihdam” isteyen bütün sağlık emekçileri, Sağlıkta Dönüşüm Programı’nın “Sağlığa zararlı” olduğunu belirtip, AKP’nin seslerine kulak vermesini istiyorlar.

SAĞLIKÇILAR HALK İÇİN DE ‘SAĞLIK’ DİYOR

Türkiye’nin, sağlıkta dünya sıralamasında 87. sırada olmasını içlerine sindiremediklerini belirten sağlık emekçileri, vatandaşın “prim, katkı payı” gibi adlar altında sağlığa daha çok para harcamasından, doktorların daha çok hasta bakıp, daha çok ameliyat yapmasına rağmen halkın sağlığının iyiye gitmemesinden endişeliler.

Sağlıkçılar, “Hastaneler ticarethane, hastalar pazardaki müşteri oldu. Topluma eşit, ücretsiz, nitelikli sağlık hizmeti sunmak istiyoruz” diyerek, sadece kendilerini değil, halkın sağlığını da ne kadar düşündüklerini ifade ediyorlar. (Ankara/İzmir/EVRENSEL)

Ayrıntılar yarın Evrensel Gazetesi'nde...

www.evrensel.net