Rıza Türmen: Siyasetin seyircisi değil oyuncusu olmak için

Rıza Türmen: Siyasetin seyircisi değil oyuncusu olmak için

DİB Sözcüsü Rıza Türmen, iletişim ağı kurulmasıyla başlangıç yapılacak olan ‘OHAL’siz Türkiye istiyoruz’ kampanyasının içeriğini anlattı. 

Bilal SEÇKİN 

“OHAL’siz Türkiye istiyoruz” kampanyasında iletişim ağının kurulmasını önceleyen DİB’in Sözcüsü Prof. Dr. Rıza Türmen, “Bu iletişim ağının harekete geçirilmesiyle iktidarı rahatsız edeceğiz. Sokrates'in at sineği olacağız” dedi. 

Demokrasi İçin Birlik (DİB) geçtiğimiz günlerde "OHAL'siz Türkiye istiyoruz" kampanyasını başlattı. Kampanyanın startında "iletişim ağının kurulması” öne çıkarken, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) eski yargıcı ve DİB Sözcüsü Prof. Dr. Rıza Türmen kampanyanın içeriğini değerlendirdi. 
 
Türkiye'de siyaset sadece siyasi partiler arasında ve iktidarı ele geçirmek amacıyla yapılan bir etkinlik olarak görüldüğünü söyleyen Türmen, bunun böyle olmadığını, kendi siyaset anlayışlarının Meclis dışında, kamusal alanda yapılan faaliyetler olarak gördüğünü belirtti. Türmen, "Burada kamusal alanın öznesi sivil toplum kuruluşlarıdır. Siyasetin amacı özgürlüktür, insan haklarıdır. Onun için bizim siyasette oluşturduğumuz bu ağ aslında başka bir siyaset anlayışını işaret etmektedir" dedi.

'SİYASETİN SEYİRCİSİ DEĞİL OYUNCUSU'

Türkiye'de demokrasi rejiminin olmadığını dile getiren Türmen, demokrasi mücadelesi verebilmek için birlikteliğin şart olduğunu belirtti ve ekledi: "Mücadele parçalanmış olursa, herkes kendi mücadelesini verirse etkili bir mücadele ortaya çıkmaz." Birlikteliği nasıl sağlayacakları meselesi üzerine bir süre düşündüklerini ve bunun ağ şeklinde örgütlenebilmek olduğuna karar kıldıklarını vurgulayan Türmen, şunları söyledi: "Bu ağ şeklinde örgütlenmek bir iletişim örgütlenmesidir ve bu mücadelenin bütün unsurları, özneleri, o ağın eşit bir biçimde düğümleridir. Buna tabi siyasi partiler, STK'ler de dahildir. Bunlar arasında bir iletişim kurmak lazım. Bu iletişim bağlantıları kurabiliyorsak, yani hiyerarşisi olmayan başkanı olmayan yatay örgütlenmedir. Bunu gerçekleştirebilirsek çok etkili olabilir. Bugünkü Türkiye koşullarında yapılacak en etkili mücadele, halka en fazla umut verecek budur. Çünkü bu ağ kurulabilirse, halkı bilinçlendirmek, seçmen olmaktan çıkarıp yurttaş olmalarını sağlamak, siyasetin bir seyircisi olmaktan çıkarıp, siyasetin oyuncusu olma haline getirme mümkün olacaktır." 

‘TEK GÜNDEM DEMOKRASİ ETRAFINDA BİRLEŞMEK’

Ülkenin içinde bulunduğu duruma “Yapacak hiçbir şey yok” demenin yanlış olduğunun altını çizen Türmen, "Yapacak şeyler vardır. Diyarbakır'da da Edirne'de de Hakkari'de de her tarafta bu ağı kurmaya çalışacağız. Bizim yaptığımız aynı zamanda katılımcı demokrasidir. Kürt sorununun çözümü de aynı şekilde katılımcı demokrasi çerçevede görülmeli ve çözülmelidir" dedi. 
 
Program ve birliklerinde ideoloji olmadığını, tek gündemin demokrasi olduğuna işaret eden Türmen, "Demokrasi etrafında birleşen bir şeydir. Bu ağdan bir ideoloji değil, kolektif irade ortaya çıkacaktır. Bugünkü duruma itirazı ve demokrasiden yana olan herkese kapımız açıktır. Burada önemli olan, ideolojik birlik sağlamak değil, demokrasi etrafında bir kolektif iradenin ortaya çıkmasıdır. Bu iletişim ağının harekete geçirilmesiyle iktidarı rahatsız edeceğiz. Sokrates'in at sineği olacağız" dedi.

'ORTAK HATTA MÜCADELE VERİLMELİ'

DİB Koordinasyon Üyesi Kadir Akın ise, OHAL'in bir rejim olarak düzenli ve süreklilik kazanmış hale geldiğini söyleyerek, sadece OHAL'e itiraz etmenin yetmediğini belirtti. Akın, "Önümüzdeki süreçte Meclis’teki uyum yasalarını çok sıkı ve iyi takip etmek gerekiyor ve OHAL yasalarının torba yasayla birlikte kanun haline gelmesine de itiraz etmek gerekiyor. Çünkü bu, gerçekten bir tek adam sisteminin tümüyle, bütün kurum ve kuruluşlarıyla birlikte yerleşmesi anlamına geliyor. DİB'in başlattığı kampanyada esasen iletişim ağlarının geliştirilmesi, kimi yerlerdeki demokrasi güçlerinin yaygın bir biçimde birbirine bağlanması konusunda beyanlarımız var. Bunu açarsak, OHAL'den etkilenen herkes bu duruma tepkili, fakat bu tepkiler parçalı biçimde ortaya konuyor. Halbuki bir ortaklık sağlamak gerekiyor, bir ortak hattın içinde demokrasi mücadelesi sürdürmek gerekiyor" ifadelerini kullandı. 

'SİVİL İTAATSİZLİK HAKTIR'

Yasal ve meşru sınırlar içerisinde, “sivil itaatsizliğin yurttaşlar için kullanılabilir bir hak olduğu” bilincinin geliştirilebilmesi ve bu mücadelenin yaygınlaştırılması gerektiğinin altını çizen Akın, "İletişim ağıyla anlatılan da bölük pörçük, parçalı bir biçimde süren mücadelelerin bir araya getirilerek enerjinin daha verimli kullanılabilmesidir. Bu muhalefetin, tepkinin, taleplerin daha gür biçimde ortaya koyulmasına dönüktür" dedi. (İstanbul/MA)
 
 

www.evrensel.net