Bir köleden ne farkımız var ki?

Bir köleden ne farkımız var ki?

İnşaata başladığımdan beri sürekli inşaattan ayrılacağım diyorum ama bir türlü çıkamıyorum.

Tolga ÇELEBİ

Aydın

Ben Aydın’da çalışan genç bir inşaat işçisiyim. Yaklaşık iki aydır, hem gazeteyi hem de Genç Hayat’ı elimden geldiğince takip etmeye çalışıyorum. Dergideki bazı yazıları ve sorunları okuyup gördükten sonra hem kendim için hem de çevremdeki işçilerin sesini birazda olsa duyurmak için bu yazıyı yazmaya karar verdim. 3 senedir bu işi yapıyorum, yapıyorum dediğime de bakmayın yapmaya çalışıyorum. Çünkü yapılacak bir iş değil gerçekten. Lise son sınıfın ikinci döneminden sonra inşaata girmek zorunda kaldım. Abim o zamanlarda askerdeydi, kardeşim de liseye yeni başlamıştı. Ailemin ekonomik durumundan dolayı benim bir işe girmem gerekiyordu. Malum maddi durumlardan dolayı dershaneye gidemediğim için de işe başlamam zor olmadı. Okumayı çok istiyordum ama hayat herkese eşit şartlarda bir yaşam sunmuyor maalesef.

YAŞITLARIM ÜNİVERSİTEDE BEN İNŞAATTAYDIM

Yazın üniversite tercih sonuçlarının açıklandığı o günü unutmam hiç, herkes sonucun getirdiği mutluluğu birbirleriyle paylaşırken ben, inşaatta sonucu hiç merak etmeden çalışmaya devam ediyordum. Çünkü kazandığım bölüm tıp fakültesi de olsa, üniversitede okuyacak maddi koşulların ailem tarafımdan karşılanamayacağını bilmek gerçeği, tercihin sonucu hiç merak etmememi sağlıyordu. Sonuçta Çukurova Üniversitesi Pazarlama Bölümü’nü kazanmıştım. Fakat okula gidemedim. Okuyamamak öyle zoruma gitti ki, yaşıtlarım üniversiteye gitmesi benim ise inşaatta çalışmam benim için gerçekten çok zor oldu. Bu arada yanlış anlamayın inşaatta çalışmak ayıp değil sonuçta oradan ekmek yiyoruz. Bizim istediğimiz daha rahat koşullarda çalışmak, işçi ücretlerinin yükselmesi ve iş saatlerinin kısalması.

AKP İŞÇİLERİN DURUMUNA DÖNÜP BASKIN

İnşaata başladığımdan beri sürekli inşaattan ayrılacağım diyorum ama bir türlü çıkamıyorum. 20 senedir bu işte çalışan ustalarım var onlar da benim gibi, “Bu saatten sonra asgari ücretle evi geçindiremem. Mecburen bu işi yapmak zorundayım.” diyor. İşçiler gerçekten de gırtlağına kadar borca batmış durumda. Evini bile geçindirmekte zorlanıyor, kredi kartı borçları, evin kirası, çocuk masrafları derken insanlar geçinemiyor. Şimdi AKP hükümetine sorsan her şey güllük gülistanlık. Kendilerinin tuzu kuru, 1000 odalı saraylarda yaşıyorlar. Medyasının da halkı kandırmaktan başka yaptığı bir şey yok, “Türkiye büyüyor. İMF Türkiye’den borç isteyecek durumu geldi, bilmem bu ayda şu kadar geliştik.” gibi yalan haberlerden başka bir şey yapmıyorlar. Bizlerin ne zor şartlarda yaşadığımızı bilmiyorlar. Konumuza tekrardan dönersek yarın tekrar kalkacağım, yine işe gideceğim, yine soğuk, yine yağmur çamur yani dışarıdan görüldüğü gibi değil. Eve yorgun geliyorsun, arkadaşlara vakit ayıramıyorsun, dışarıya çok nadir çıkıyorsun; bazen düşünüyorum da bir köleden ne farkımız var ki?

www.evrensel.net